Başak Dizer Fransez, Deniz Marşan

21.02.2013 15:18:02

“YAPILMAYANI YAPMAYI, İLKLERI KOVALAMAYI SEVİYORUZ”

Stil danışmanlığı denince akla gelen iki isim Başak Dizer Fransez ve Deniz Marşan Türkiye'de yine bir ilki gerçekleştirerek Nişantaşı'nda Türk tasarımcıların hiç bir yerde bulunmayan gelecek sezon ürünlerinin bulunduğu 'Room' adıyla bir showroom açtı. İlk'leri seven ikiliyle 'Room'u konuştuk.

Günümüzde dizilerin styling, yani stil danışmanı varsa bunda, Başak Dizer Fransez ve Deniz Marşan'ın büyük rolü vardır. Aşk-ı Memnu dizisindeki karakterleri giydirmekle ise başlayan Fransez ve Marşan o günden beri birçok başarılı işe imza attı. En son Teşvikiye'de 'Room' adını verdikleri bir showroom açan ikili yapılmayanı yapmayı ve 'ilk'lere imza atmaya devam ediyor. Başak Dizer Fransez ve Deniz Marşan ile 'Room'un özelliğini ve neler yaptıklarını konuştuk.

Sizden uzun zamandır bir sürpriz bekliyordum; 'Room' ile bunu başardınız. Room projesi nasıl doğdu?
BAŞAK DݏZER FRANSEZ: Biz zaten yaptığımız isi farklı bir boyuta taşımıştık. Çünkü beş senedir Aşk-ı Memnu ile başlayan dizilere stil danışmanlığında çok yol almıştık. En önemlisi de bu dizilerin Ortadoğu'da oynamaya başlaması ile oradan bize büyük bir ilgi oldu. Oradaki satın almacılar bize gelip bu tasarımcılara ulaşmak istedik lerini söylediler. Buz de onları buradaki tasarımcılara götürüp sipariş alıyorduk. Bu bizim yaptığımız da bir işti. Yani tasarımcının PR'ını yapıyorduk ama popüler PR'dan bahsediyorum. Yani tasarımcıyı halkla buluşturmak için dizilerde göstermek, dergi çekimlerinde kullanmak. Bu showroom'u da hem Ortadoğu siparişlerinin bir ayağı olması hem de popüler PR'ı daha resmi boyuta taşımak için kurduk.
DENİZ MARŞAN: Evet yani tasarımcıları birarada bulunduralım dedik. Hem kendimiz dizilere ürün alalım, hem de yurtdışından bize bu şekilde gelecek kişilere, satın almacılara toptan satışta satıcının ajansı olalım...

Room çatısı altında kaç modacı bulunuyor?
B.D.F: Şimdilik 15 tasarımcımız var bunların biri de Trendyol markası. Neye göre belirliyorsunuz burada olacak tasarımcıları? B.D.F: ilk aşamada hep kullandığımız tasarımcılardan başladık. Zaten dizilerde hali hazırda showroom'larına gidip aldığımız ürünlerdi. Onların dışında sağdan-soldan duyduğumuz, beğendiğimiz ama dizilerde kullanamadığımız kişiler vardı. Onlara da ulaştık ve hepsinden olumlu cevap aldık.

Maksimum kaç tasarımcıyı barındırmak istiyorsunuz bünyenizde?
D.M:
20 tasarımcı, aksesuarlarla birlikte 25. Çünkü aksesuarlarımızı asmamız gerekmiyecek. Onlar için küçük alanlar yaratabiliriz. Zaten PR'larını da yapacağımız için daha fazla olmaması gerekir.

Yabancı tasarımcılar da katmayı düşünüyor musunuz ileride Room'a?
B.D.F:
Bizim çıkış amacımız Türk tasarımcılarına destek olmak. Onları çekimlerde kullanmamız ve satışa çevirmek. Yabancı bir tasarımcı alırsak onu satışa çevirmemiz zor olabilir. Bir yabancı tasarımcı ancak Türkiye'de satılmak istiyorsa onu bünyemize alır ve ajansı oluruz.

Aynı zamanda stil danışmanlığı da yapıyorsunuz değil mi?
B.D.F:
Evet. Stil danışmanlığı, katalog çekimleri ve kişisel alışveriş, yani 'personal shopping' işlerimize devam ediyoruz. Buraya gelen müşterilerimizi buradan da giydirebileceğiz. Yani mağazadan sıcak satış da yapacağız. Bir tuvaleti onun üzerine göre yaptırabilecegiz ya da burada beğendiği bir aksesuarı alabilecek o kişi. Ben de tasarımcıyı arayıp "Biz bu ürünü sattık" diyip yerine yenisini koyduracağım. Zaten sezon sonları 'satış günleri' yapmayı planlıyoruz. Yaz sezonu bitip kış koleksiyonu koyduğumuz zaman yaz koleksiyonunu satacağız. 'Sample Sale' günleri de yapıp tasarımcı adına buradaki ürünleri eritmeyi düşünüyoruz.


Personal shopping'e çok talep oluyor mu?
D.M:
Tabii ama biz artık kurumsala döndük. İlk başladığımızdan yani altı seneden beri birlikte çalıstığımız müşterilerimizle devam ediyoruz ama onun haricinde çok fazla kişiyle çalışmıyoruz. Daha çok sanatçı, oyuncu yani celebrity isimlerle çalışıyoruz. Ünlü isimlerin özel gecelerinde saçlarını, makyajlarını kıyafetlerini ayarlıyoruz. Zaten onlar tasarımcılarla çalışıyorlardı simdi biz Room olarak yapıyoruz.

Room'a gelen ve bir elbise satın almak isteyen müşteri herhangi bir fiyat farklılığı ile karşılaşıyor mu?
D.M:
Hayır hiç bir farkla karşılaşmıyor. Tasarımcıda neyse aynı fiyatla alacak. Bizim tek farkımız bir sezon sonraki ürünleri bulunduruyor olmak. Yani müsteriler o ürünleri buradan başka hiçbir yerde göremez.

Room için neden Nişantaşı'nı tercih ettiniz?
D.M:
Biz ürün topladığımız zaman hiç gidip de Galata'dan ürün toplamadık. Nişantaşı çok daha merkezi bir yer. Amaç bu ürünleri tanıtmak dolayısıyla herkesin rahat ulaşması için Nişantaşı'nı tercih ettik.
B.D.F: Bazı tasarımcıların hala showroom'ları var. Kimisi Levent'de kimisi Galata'da. Ama biz istedik ki Nişantaşı olsun ve moda editörleri buraya da uğramadan geçmesin. O nedenle de çoğu tasarımcı çok sıcak baktı buraya. Artık tasarımcılar da showroom'larından ürün vermekle ugraşmak istemiyor. O da bir iş çünkü. Telefon trafiği, takip etmesi, geri gelmesi... Biz bunu takip ediyoruz ve geri bildirimlerini yapıyoruz. Tasarımcı da PR isini böylece aradan çıkarmıs oluyor. Hem diziler var hem kişiye özel alışveriş, katalog çekimleri ve şimdi de burası . Yetişebiliyor musunuz bu kadar ise?
D.M:
Bunların hepsi bir ekip işi. Biz işin kreatif tarafıyız artık ve yönlendirmeleri yapıyoruz. Dizi için bir ekibimiz var zaten sete gitmiyoruz artık. Kişiye özel alışverişi de azaltmaya çalışıyoruz. Burası için de bir ekip oluşturduk ve herkesin bir iş tanımı var. ki farklı karaktersiniz.

Deniz Hanım siz çok daha çılgın, deli dolu, yerinde duramayan birisiniz, Başak Hanım siz ise daha sakin, mülayimsiniz. Nasıl anlaşıyorsunuz?
B.D.F:
Aslında cevabı verdin. İki farklı insan oldugumuz için sanırım çok iyi anlasıyoruz. Zaten ikimiz de kavga eden insanlar değiliz. Ben alttan alan biriyimdir. Eğer ikimiz de dik başlı olsak daha çok kavga ederdik herhalde.

Aranızda nasıl bir iş bölümü var?

B.D.F: Erkek ve kadın diye ayırıyoruz. Ben erkek ile ilgileniyorum. Bir de katalog çekimlerine de ayrı ayrı gidiyoruz. Room'da ise zaten kavga edecek birsey yok.İş yürütülüyor.

Nasıl tanıstınız?
D.M:
Sekiz senedir tanısıyoruz altı senedir de birlikte çalısıyoruz. Bilstar'da birlikte çalısıyorduk. Orada aynı odayı vermişlerdi. Ben kurumsal iletisimde çalışıyordum Başak'da tasarımcıydı.

B.D.F: İkimiz de tek oldugumuz için sirkette bizi aynı odaya koymuşlardı. Sürekli muhabbet ederdik ve hep çok iyi anlaşmıstık. Çok ayrı bir yerdeydik ve kimse odaya girmezdi.

Bu günlere kadar gelip bu kadar başarılı olacağınızı tahmin ediyor muydunuz?
D.M:
Bu kadar beklemiyorduk. Kendi aramızda konusuyorduk "Yapalım su personal shopping" işini diye.
B.D.F:Aşk-ı Memnu'da bile afaalladık "Ne oluyor" diye.

Aşk-ı Memnu'dan size teklif nasıl geldi?
D.M:
Yapımcı Kerem Çatay benim çok eski arkadaşım. O çok öngörülü bir insandır. O zaman söylemisti "Eğer siz bu işi iyi yaparsanız bir sene sonra herkes sizi konuşur" demişti. Nitekim öye de oldu. Biz hiç inanmamıştık.
B.D.F: Evet hatta "Kerem bosver sen giydirmemizi bize bir moda programı yap" diyorduk. O da "Bosverin moda programını ben size bir dizi verecegim daha çok tanınıcaksınız" dedi.

Bu başarıdan sonra televizyon programı teklifi gelmiyor mu? Hiç düşünmüyor musunuz?
B.D.F: Geldi ama bizlik bir iş değil o.
D.M:Televizyon yüzü olmak ayrı bir şey.
B.D.F: Hatırlıyor musun biz bir reklamda oynadık. O zaman bile kendimize bakamadık, fena olduk. Hiç yakışmıyoruz ekrana. O ışık, çene kaabileyit, malesef yok bizde. Sizce bu işin püf noktası nedir?
B.D.F: İlkleri yapmak çok önemli. Çünkü Türkiye çok açık bir pazar ve hiç birşey tam gelişmiyor, özellikle de moda konusunda. Türkiye bu konuda geriden geliyor. İlkleri kovalamak, yapılmayanı yapmak, cesaretli olmak ve risk almak önemli.
D.M: En iyi yaptığımız iş bu. Başka birşeyde başarılı değilim ki. Kim ne giymeli, onun üzerine ne yakışır diye çalışıyor beynim. Bu benim
hobimdi ve öyle başladı.

Room da Türkiye'de 'ilk'lerden biri, değil mi?
B.D.F: Evet bütün koleksiyonların aynı anda sergilendiği, PR'ın yapıldığı ve bu kadar çok Türk tasarımcının bir arada olduğu bir yer yok. Artık modacıların showroom'larında kendi koleksiyonları yok, bulamazlar. Moda editörleri de gidip onlardan ürün alamazlar. Biz onların ajansıyız.
D.M: Dünyada bu iş zaten böyle. Dünyada hiç bir editör gidip de tasarımcının kendisinden ürün almaz.
Tasarımcıların çalıştığı bir showroom vardır. Biz de Türkiye'de bu mantaliteyi oturtmak istiyoruz.

Beğenmediğiniz bir tasarımcı sizinle çok çalışmak istese ne yaparsınız?
B.D.F: Çalışmayız.
D.M: Kendi üzerimize giymediğimiz hiç bir şeyi pazarlayamayız. Ya bizim üstümüze giyip, seveceğimiz bir şey olmalı ya gerçekten satışının olabileceğine inanmamız lazım ya da editöryel açıdan herkesin dikkatini çekecek bir ürün olması lazım. Üç kriterimiz var.

İleriye yönelik başka sürprizleriniz de olacak mı?
D.M:
Biz ileriye yönelik plan yapmıyoruz aslında. Hedefli çalışmıyoruz. Sanırım tezcanlıyız ve bir şeyi düşündüğümüz an hemen yapmak istiyoruz. B.D.F: Bundan sonra belki çok genç tasarımcılara destek verebiliriz. Biz onları kendi bünyemize alalım ve bir yerden bir yere getirelim istiyoruz. Bunu bir sosyal proje gibi düşünüyoruz. Kendimizi toparladıktan sonra bu işe başlayacağız. Peki cemiyet hayatından da iyi giyenen bir sürü isim var.

Sizin beğendiğiniz ya da giydirdiğiniz isimler var mı?
B.D.F:
Hayır bizim giydirdiğimiz birileri yok. D.M: Fazla takip
ettiğimi söyleyemem açıkçası zama aklımda kalan biri yok. Onlar genelde yurtdışındaki tasarımcılardan giyniyorlar. B.D.F: Bence artık Türk tasarımcılardan giyinsinler. Özel diktirtelim onlara. Türk tasarımcılara destek olsunlar. D.M: Biraz daha yenilikçi olabilirler, devamlı aynı markalara gitmenin bir anlamı yok bence.
Bugün kendinizi  farklı ve gerçekten değişik bir alan içinde çalışırken bulabilirsiniz. Konuyla ilgili olarak aklınızı ön plana alıp, ön sezilerinizi bir kenara koyarak olaya yaklaşın. Bu tavrınız nedeniyle, karşınızdaki kişi ile küçük çıkar çatışmalarından kaynaklanan önemsiz fikir tartışmalarınız olabilir. Sakinlik size kazandıracaktır.