"Kendi ütopyamızda yaşıyoruz"

Dünyaca ünlü mücevher markası Bee Goddess’in yaratıcısı Ece Şirin, tasarımcı nişanlısı Cemil Dinçmen ile beraber yaşadıkları Ulus’taki evlerinin kapısını ilk kez Şamdan Plus’a açtı. Birbirlerine olan aşklarını samimi bir dille ifade eden ikili ile hem iş

"Kendi ütopyamızda yaşıyoruz"

Röportaj: GÜLÇİN İŞLER FIRAT

Fotoğraflar: CENGİZ DİKBAŞ

DNA'sı tamamen Türk olan bir marka Bee Goddess, bugün Harrods, Harvey Nichols, Moda Operandi gibi dünya devlerinin yer aldığı platformlardaki tek Türk mücevher markası olma gururunu taşıyor. Mücevher dünyasında hem tasarımları hem de 'statü sembolü yerine ruhun sembolü felsefesi' ile fark ve yepyeni bir trend yaratan ve açtığı bu yolda dünyaca ünlü markalara da yeni bir kapı açan Bee Goddess markasının yaratıcısı Ece Şirin ile Ulus'taki evinde buluştuk. Ece Hanım uzun yıllardır beraber olduğu, 'eşim' diye tanıttığı kendisi gibi sıra dışı bir tasarımcı olan nişanlısı Cemil Dinçmen ile beraber ilk kez Ulus'taki evinin kapısını Şamdan Plus'a açtı. Ece Hanım, dinginliği, insana huzur veren enerjisi ve sıcacık sohbetiyle zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız isimlerden biri. Cemil Bey ile beraber poz verirken bakışlarındaki aşka tanık olmamanız da mümkün değil... İkiliyle hem özel hayatlarını konuştuk hem de Bee Goddess'in yeniliklerini, markanın dünyada geldiği yeri masaya yatırdık. Ece Hanım'ın nişanlısı, bizim, hakkında çok az şey bildiğimiz ama dünyaca ünlü İngiliz mücevher dergisi 'On The Rocks'ın yakın bir zamanda övgüyle bahsettiği tasarımcı Cemil Dinçmen'e de merak ettiklerimizi sorduk.

Ece Hanım, markanız Bee Goddess'ın sonbahar-kış koleksiyonlarında neler var?
Ece Şirin:
Bee Goddess'ın en favori koleksiyonlarına yepyeni tasarımlar eklendi. Harika bir göz koleksiyonu hazırladım. 'Divine Lights' koleksiyonu 2013'te En-Nur ve El-Vedud esmaları ile başlayıp, bu sene El- Hakk, Es-Sabur, Aşk, Vav ve Allah'ın zarif hatla yazılışlarını bir araya getiren büyük bir koleksiyona dönüştü. Özellikle altın, pırlanta ve çok sevilen abanoz ağacı sentezi bir hayli beğenildi. Uzun zincirlerle kullanılan abanoz modeller madalyon havası veriyor; içindeki pırlanta yazılar ise ağacın doğal ruhuna göz alıcı bir kontrast yaratıyor.

Önümüzde yılbaşı var. Yeni yıl koleksiyonunuzun teması nedir?
Şirin:
Yılbaşı temamız 'Bee Happy Jewels'. Kendini ödüllendirmek için alınan büyük mücevherlerin yanı sıra, en sevdiklerimiz bizimle aynı tılsımı paylaşabilsin diye mini tılsımlar hazırladım ve 'Bee Happy Jewels' ortaya çıktı. Böylece kendimizden bir parça vermiş olacağız en sevdiğimize. Sevdiklerimizle değiş tokuş yapabileceğimiz, kendi minik koleksiyonlarımızı yapabileceğiz bir konsept bu. Yeni yıl ile başlayacak ve yıl boyunca 'yeni' güzellikleri hayatımıza katmak için her ayın ayrı tılsımları var. Şans tılsımı 'uğur böceği', bolluk, gençlik ve bilgelik tılsımı 'kaplumbağa', arkadaşlık ve paylaşımın tılsımı 'denizatı'ndan şifa tılsımı 'kundalini'ye uzanan çok geniş bir yelpaze var.

Koleksiyonlarınızı hazırlamadan önce temaları nasıl belirliyorsunuz?
Şirin:
İçimden gelen sesi dinliyorum, ilham geliyor. Semboller, mitoloji, simya ve manevi konularla ilgili oldukça geniş bir referans kaynağına sahibim. Araştırma ile sezgilerimi sentezliyorum. Yaratıcı süreçte kendi dünyama çekiliyor, araştırıyorum.

2017'de 10. yılınız olacak. Nasıl bu kadar hızlı yol aldınız? Başarının altında yatan etmenler neler?
Şirin:
Bee Goddess, mücevher dünyasında hem tasarımları hem de 'statü sembolü yerine ruhun sembolü felsefesi' ile yepyeni bir trend yarattı. Financial Times bile bizim açtığımız yoldan dünya markalarının ilerlediğini yazdı. Her koleksiyonumuz büyük ses getiriyor ve dünya devleri ile aynı kulvarda yarışıyor. Tasarımlarımız kişiyi kendi yaratıcı gücü ve öz cevherinin ışığı ile buluşturan, kendi özelliğini, gücünü hatırlatan tılsımlar. Tasarımların güzelliği, işçilik ve taş kalitesi kadar her tasarım için uzun araştırma sonucunda ortaya çıkardığımız içerikler de müşterilerimiz için çok değerli. Başarının ardında hem benim hayata şifa ve sihir katma niyetim hem de markayı çok benimsemiş ve gücüne inanan ekibimin rolü var. Geleceğe dair net vizyon, yaratıcılık, iyiniyet, çalışkanlık, dürüstlük, cesaret, pes etmemek ve ekip çalışması ve en önemlisi markamızı sevenlerin beğenisi, desteği...

Son zamanlarda dünya moda devlerinin- Gucci gibi- tasarımlarında semboller işine girdiğini ve bunlara anlamlar yüklediğini gördük. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Şirin:
Evet, birçok dünya devi sayesinde semboller her geçen gün daha da popüler. Doğrusu gülüyorum. Ezoterik bilgeliğin uyanışı, kolektif bilincin harekete geçişi, kişinin kendi sihirli gücünün farkındalığının başlangıcı önemli bir trend! Bee Goddess hepimizin bildiği gibi öncü bir marka; öncü öncüdür, takip eden ise takip edendir. Türkiye'de de birçok marka bizi defalarca taklit etti ve hala ediyor. Acaba geçen sene Bond Street'teki vitrinin önünde durup yanıp sönen Bee Goddess'ın devasa Artemis sembolüne, üçlü tanrıça Minerva'ya, sevgi anahtarı El-Vedud'a bakan dev bir markanın kreatif direktörü olarak çalışan bir kişi ne düşünmüş olabilir? Dünya devi büyük markalar gerçek yaratıcı ve vizyonerlerin açtıkları patikaları büyütüp otoban haline getiriyor. Bir bakıyorsunuz sizin fikriniz başka bir markanın reklamında... İşte zaten bu yüzden Londra'da The Telegraph tarafından senenin en vizyoner mücevher tasarımcısı seçildim. Ayrıca bundan 10 sene önce benim felsefem, sembollerim ile soru işareti olan birçok kişinin bugün "Vay be Gucci de yaptıysa bunda bir iş vardır" diyerek bu trene atladığını görmek de beni eğlendiriyor.

Sizin için Türkiye'den dünyaya açılan başarı örneği diyebilir miyiz?
Şirin:
2007 yılında Bee Goddess ile dünyanın ilk tılsım mücevher markası olarak Türkiye'den dünyaya bir dünya markası yaratma hayali ve hedefiyle yola çıktım. Dokuz yıl içinde bunu başardım. Felsefemiz, çizgimiz, konseptimiz birçok dünya markasına ilham verdi. Bee Goddess bir trend başlattı. Bugün dünya markalarının yapmaya çalıştığı şeyi dokuz yıl önce öngörüp hayata geçirmiş olmam, 2009 yılında Paris Louvre Müzesi'nde yapılan sergide Bee Goddess' ın güçlü felsefesi ve bunun tasarımlarıma yansıyan dili ile '21. Yüzyıla İmzasını Atacak Marka' ünvanını alması, hayata geçirmiş olduğum şeyin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor bana.

Geçen sene Londra'da Telegraph Luxury de en vizyoner tasarımcı seçilmiştiniz...
Şirin:
Telegraph Luxury lüks konusunda gerçek bir otorite. Bu tip ünvanları rastgele vermiyorlar. İngilizler tarafından 'Geleceğe ışık tutan', 'fark yaratan, yol açan' 14 uluslararası isim arasında olmak büyük gurur... Ayrıca Financial Times'ın 'How to Spend It' ekinde de 'Aydınlık Lüks' felsefemiz ve peri masallarını hayata geçiren tasarımlarımızla gerçek anlamda trend yarattığımızı vurguladılar.

Size göre Bee Goddess'ın dünyada ve Türkiye'de geldiği nokta nedir?
Şirin:
Bee Goddess, Türkiye'deki sağlam temellerinden aldığı güçle Londra'da kısa sürede mucizevi başarı performansı gösterdi. 9. yaşında lüks tasarım dünyasının zirvesinde Türk bayrağını taşıyor. Dört seneden beri Harrods'ta, dünyanın en başarılı markaları ile rekabet ediyoruz ve sürekli ilk üçte yer alıyoruz; en büyük yer bizim. Harrods'taki başarımızın yanı sıra Luisa Via Roma, Moda Operandi, 10 Corso Como gibi dünya modasına yön veren noktalarda varolan en prestijli markalar arasındayız. Kasım ayında Moda Operandi, New York ve Londra'da bize özel trunk show hazırladı. Dünya starlarının üzerinde ışıldıyoruz.

Evet, dünya starları tasarımlarınızı takıyor, bu size ne hissettiriyor?
Şirin:
Mutluluk... Beyonce, Rihanna, Kylie Minogue, Kate Moss, Cara Delevigne, Alicia Vikander, Naomi Harris, Games of Thrones'dan Natalie Dormer, Empire'ın baş oyuncusu Taraji Henson, Olga Kurylenko ve Eleanor Tomlinson takan starların birkaçı...

Ben bunu gerçekten merak ediyorum Ece Hanım. Sembollü mücevher sahiplendiğimizde bize nasıl bir enerji akışı sağlayabilir?
Şirin:
Mantık ile açıklayamadığımız ve hislerimiz ile algıladığımız şeyler ruhsal bir güç taşır ve kalp seviyesinde algılanır. Semboller çok güçlü enerji portalları ve her sembol taşıdığı kutsal anlamının enerjisini kişiye aktarır. Pozitif duygu uyandıran şeyler mutlaka enerji yüklü ki, bizim enerjimizi yükseltebiliyor. Çok kavram karmaşası yaratmadan anlatmak istiyorum; her birimizin içinde saklı bir hafıza bankası var. Burası özümüz dediğimiz ve farklı enerji boyutlarının var olduğu 'sonsuz potansiyel' kara deliği. Farklı semboller bizi bu gizli hazinedeki farklı enerji boyutlarına bağlayan anahtarlar... Örneğin kırmızı üçgen enerjimizi artırır, hilal duygularımızı harekete geçirir; daire bize korunma ve bütünlük duygusu verir. Evlilik yüzüğü, nazar boncuğu takmak, çok sevdiğimiz annemizin mücevherleri adeta onun enerjisini taşır ve bize tılsım olur. Anadolu kadınlarının başlarına taktıkları metal süs eşyasına da tılsım denir ve bunun kişiyi, nazar, iftira ve kötü ruhlardan koruduğuna inanılır.

Siz de bu anlamda manevi bir şey yaptığınızı, bir hayata dokunduğunuzu düşünüyor musunuz?
Şirin:
Gerçek şifa içten gelir. Kişinin sonsuz gücüne kavuşmasına, manevi özünün sırlarını keşfetmesine yardım edecek anahtarlar sunuyorum. Bee Goddess noktasına geldiğinde kişi artık kendi ruhunun gücüne uyanmış, onu kabul etmiş ve onu ifade etme yolculuğuna başlamış oluyor. Bu nokta kişinin kendi hayat mitini yazma noktası. Hayatlarında çok büyük gelişim ve değişim deneyimleyen yüzlerce Bee Goddess dostları oluştu. Zaten en büyük zenginlik bu manevi zenginlik...

Sizin mücevherlerinizi takınca bir nevi kişi özüne, arzuladığı benliğe kavuşuyor, öyle mi?
Şirin:
Mücevherlerim onları takanların portreleri. Kendi yüce benliğimize uyanıyoruz. Mücevherlerim ile herkesi kendi mükemmelliğine uyandırmaya çalışıyorum. Onlara "sen zaten olduğun gibi, şu an mükemmelsin, birtanesin, limited edition'sın; arzuladığın ne ise olacak, sen zaten O'sun diyorum" ... Bence buna inanmamak gerçek delilik! Önemli olan bizim kendimizi nasıl hissettiğimiz ve iç sesimizin bize fısıldadıkları... Birileri bize daha önce negatif şeyler söylemiş ve aklımız daha çok negatife çalışır olmuş. Bunun değişmesi lazım. Bazı arkadaşlarım bana hep kendilerini iyi hissettirdiğimi söylüyorlar. Ben aslında onlara sadece ayna tutuyorum.

Sizin bu yola çıkarkenki amacınız, inancınız neydi?
Şirin:
Maddiyat ve maneviyatı birleştirmek istedim. Hayat ışığımın, neşemin, enerjimin, yaşamda olma coşkusunun artmasını istedim. Bu arzu beni içsel bir yolculuğa yönlendirdi. Kendimi şifalandırmak, arzuladığım tüm manevi güzelliklere ve güce kavuşmak istiyordum. İçimi aydınlatacak sihirli bir tılsım arıyordum. Bulunca da onu paylaşmak istedim. Dünya çapında bir şeyler yapıyor olmak, kendi doğduğum coğrafyanın değerini, özünü dünyaya aktarabilmek büyük mutluluk... Uzun yıllar Coca-Cola, Microsoft gibi uluslararası şirketlerin Türkiye'de büyümesi için çalıştım. Hep en büyük arzum Türkiye'den dünyaya bir dünya markası çıkarmaktı. Bee Goddess ile bu hayalimi gerçekleştirmiş oldum.

Önümüzdeki dönemler için hedefleriniz ve yeni planlarınız neler?
Şirin:
Tüm dünyaya Bee Goddess'ın güçlendiren, ışık saçan dişi enerjisini yaymaya devam etmek istiyorum ve markamız için bir yeniden doğuş senesi olsun istiyorum. Dünyanın en prestijli noktalarında bulunmaktayız. Şu an Londra ve Los Angeles'ta yer bakıyoruz. Türkiye'deki mağazalarımızda yeni konsept geliştirmek ve daha özel müşteri deneyimleri sunmak istiyorum.

Biraz da özel hayatınızdan konuşalım. Nişanlınız Cemil Bey de sizin gibi tasarımcı. Birbirinizi nasıl besliyorsunuz/ etkiliyorsunuz?
Şirin:
Biz Cemil ile çok farklıyız ama birbirimiz tamamlıyoruz. Kendi ütopyamız içinde yaşıyoruz ve buna bayılıyoruz. Birbirimizin yaptıklarını hep çok takdir ediyoruz. Cemil'in dünyadaki en özel tasarımcı olduğuna inanıyorum. O, kendini tasarlıyor ve tüm kalıpları yıkarak, var olan hiçbir akımın içine girmeye çalışmadan... O yüzden de dünyanın her yerinde inanılmaz ilgi ve beğeni topluyor. İçindeki müthiş güç ve estetik duygusu üstünde taşıdığı enstalasyonlarda birleşmiş adeta bir görsel şölen, geçmişten geleceğe doğru yürüyen bir kahraman olarak karşınıza çıkıyor ve sizi şoka uğratıyor. Cemil bir arketip. Kimse kıskanmasın ama o erkekliğin yüceliğini, gücünü, güzelliğini, estetik duygusunu sergiliyor. Zaten o yüzden sadece kadınlar değil, erkekler de ona hayran. Ona olan bu ilgi ve hayranlık çok hoşuma gidiyor. Bu kadar güzel ve özel bir şeyin özelinde benim olması, ona hayatım boyunca sahip olmam bencilce bir haz veriyor bana.

Cemil Bey biz sizi tanıyoruz ama tanımayanlar için kimdir Cemil Dinçmen?
Cemil Dinçmen:
Brown, Cambridge, Columbia gibi iyi okullarda okudum. Yoğun bir kurumsal iş hayatından sonra işimi bıraktım ve tasarım yapıyorum. 35 seneden beri New Yok ve Londra'da yaşamaktayım. Hayatımı oğluma ve Ece'ye adadım.

İlişkiniz hakkında çok fazla şey bilmiyoruz... Mesela nasıl tanıştınız, var mı romantik bir hikayeniz?
Şirin:
El-Vedud koleksiyonu ile niyetim adeta sihirli bir anahtarla herkesin kalbine sevgi akıtabilmekti. Bu, en yüce sevgi anahtarıyla kendi kalbimi de şifalandırdım, sevgilerin zirvesine açtım ve Cemil geldi. Bizi çok sevdiğimiz bir arkadaşımız tanıştırdı. Cemil hayallerimin erkeği, benim ruh eşim. Ben zaten onu bekliyordum. Tipini bile hayal etmiştim. Çok romantik bir hikaye, çünkü ilk görüşte aşk diyebilirim.

Cemil Bey, Ece Hanım sizin için ne ifade ediyor? Nasıl bir ilişkiniz var ve birbirinizi nasıl besliyorsunuz?
Dinçmen:
Ece, benim kraliçem. Saygılı, birbirine sadık ve güvenli bir ilişkimiz var. Her dakikamızı beraber geçirdiğimiz, hayatım boyunca arzuladığım ilişkideyim. Ece'den her dakika bir şeyler öğreniyorum. Manevi yönü beni çok etkiliyor. İnsan sevgisi, hayata karşı olan coşkusu bana ilham veriyor. Ece'nin başarılarını hayranlıkla izliyor; ona daha fazla destek olmak istiyorum.

İkiniz de alanında çok başarılı ve farklı tasarımcılarsınız. Ece Hanım ile birlikte bir projeniz olacak mı?
Dinçmen:
Ece'nin işi çok özel, feminen ve zarif. Şu aşamada sadece onun tasarımlarını taşımayı seviyorum. Bee Goddess'ın en büyük hayranlarından biriyim. İlk tanışmamız da Bee Goddess sayesinde oldu. Ece'nin bir arkadaşına hediye ettiği 'Eros'un Aşk Oku' yüzüğünü gördüm ve çok beğendim. Ortak arkadaşımız tanıdığını söyleyince ise çok heyecanlandım. Tanıştıktan sonra aşkımız artarak devam etti.

Birlikte neler yapmaktan hoşlanırsınız? Nedir ortak tutkunuz?
Şirin:
Seyahat etmek ve film seyretmek... Bunun yanı sıra Cemil, kendi sanatı ile meşgul zaten ve yaratmayı seviyor. Ben de aynı şekilde... Dinçmen: Birbirimizle fikir alışverişinde bulunmayı çok seviyoruz ve seyahat etmek bize çok iyi geliyor.

Cemil Bey ile yılın büyük kısmında Londra'da yaşıyorsunuz. Orada nasıl bir hayatınız var?
Şirin:
Sakin ve huzurlu bir hayatımız var, fakat işler yoğun. Hayatımızı sadeleştirdik. Artık sosyal olalım, görünelim derdimiz yok. Hatta bu kafadaki insanlarla görüşmüyoruz. Geçmiş yıllarda bu zorunluluğu yerine bol bol getirdik ve artık bize sadece zaman kaybı gibi geliyor. Uzun yürüyüşler, yeni restoran keşifleri çok keyifli. Londra yakınlarındaki küçük, doğal kasabaları seviyoruz.

Bir gün evlenmeyi düşünüyor musunuz? Nasıl bir düğün hayaliniz var?
Şirin:
Her gün düşünüyoruz ama üşeniyoruz (gülüşmeler). Doğrusu bir türlü vakit bulamadık yoğunluktan. Aslında bu yaşta evlenmek de biraz demode. İnsan gençken bir eve ihtiyacı olduğu için ailelerin de desteği ile beraber yaşamak için 'ev'leniyor. Biz zaten herkese 'eşim' diye birbirimizi tanıştırıyoruz. İnsan 35 yaşına kadar evlenmeyi başarmışsa çok güzel. Bizim yaşlarımızda paylaşım ön plana çıkıyor. Ama içinde yaşadığımız toplum ve ailelerimiz için biz de beraberliğimizi kanunileştireceğiz. İnşallah bu ay içinde tüm sevdiklerimize bunun haberini vereceğiz. Düğün hayali tabii ki yok. Düğünlere büyük fonların harcanmasına içtenlikle karşıyım. Ama benim gibi düşünmeyen ve parti seven dostlarım var, onlar bize parti vermek istiyorlar... O zaman tabii ki misafir olarak bizim için verilmiş bu partilere severek katılacağız.

Cemil Bey, Londra'da yaşayan başarılı bir sanatçısınız. Nasıl başladı sanatçı olma hikayeniz?
Dinçmen:
Sevdiğim şeyleri yapıyorum. Küçük bir dünyam var ve onun içinde yaşıyorum. Kişiyi etiketleyen tanımları, sıfatları çok sevmiyorum.

Çok sıra dışı ve özgün tasarımlarınız var. Yaptığınız işlerden kısaca bahseder misiniz?
Dinçmen:
Kendi mücevherlerimi yapıyorum, resimlerim ve mücevherden oluşan objelerim var. Bunlar birer minyatür enstalasyon... Ayakkabılarımı, defterlerimi, üstümde giydiğim ve kullandığım her şeyi beğendiğim gibi yorumluyorum.

Mücevherlerinizi özgün kılan özellikler nelerdir?
Dinçmen:
Yaptığım şeyleri sözlerle ifade etmek çok zor. Mücevherin kişiselleşmesi için sizden bir parçanın da içinde olması lazım. Kendi kurallarım içinde yaşıyorum. Kendi estetik zevkimi tatmin etmeye uğraşıyorum. Güçlü ve sıra dışı olan objeleri seviyorum ve onlara yeni bir kimlik kazandırıyorum. Mücevherin kişiselleşmesi için sizden bir parçanın da içinde olması lazım. Sevdiklerimden bir parçayı da üstümde taşımak hoşuma gidiyor. Mesela annemin saçı, çocuğunun dişi gibi özel parçaları tasarımlarımda kullanıyorum.

Değişik, sıra dışı bir tarzınız var. Girdiğiniz ortamlarda dikkat çektiğinizi görünce ne hissediyorsunuz?
Dinçmen:
Kendi dünyamdayım, başkalarını fark etmiyorum. Hiç beklenmedik yerlerde her çeşit insanın özel şeylere olan güzel tepkisini takdir ediyorum.

Londra-İstanbul arasında nasıl bir düzen kurdunuz?
Şirin:
Ağırlıklı Londra'dayız. Bee Goddess için heyecanlı bir dönem; görünür olmak, İngiliz moda dünyasının içinde yer almak için zaman harcamak gerek. 35 yıldır Cemil yurtdışında; 15 yılı İngiltere'de geçmiş. Ben de beş senede alıştım artık...

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanmış aydınlatma metnimizi okumak ve sitemizde ilgili mevzuata uygun olarak kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak için lütfen tıklayınız.