YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www.samdan.com.tr

“Birinci önceliğimiz kızımız Mina”

İlk çocukları Mina’yı 7 ay önce kucaklarına alan Burcu- Emre Ziyal çifti, kızlarıyla birlikte ilk aile pozlarını Şamdan Plus’a verdi. Kemerburgaz’daki yeni evlerinin de kapılarını ilk kez açan çiftle keyifli bir röportaj gerçekleştirdik

Röportaj: Gülçin İşler FIRAT

Fotoğraflar: Canan Yetişti SATKIN

Batik Genel Müdürü Emre Ziyal ile güzelliğiyle dikkatleri üzerine çeken eşi Burcu Ziyal, bundan yaklaşık 7 ay önce ilk çocukları Mina'yı kucaklarına aldılar. Genç çift, 3 yıllık evliliklerini pekiştiren ve mutluluklarına mutluluk katan kızlarıyla beraber ilk aile pozlarını, Kemerburgaz'da yeni taşındıkları evlerinde verdi. Ziyal çifti ile hem mutlu evliliklerini, hem çocuklarını, hem de iş hayatlarındaki yeni atılımları konuştuk.

Evliliğiniz nasıl gidiyor?

Burcu Ziyal: 3 yılı geride bıraktık ve çok güzel gidiyor çok şükür. Evlilik iki kişi birbiriyle uyumluysa, saygı, sevgi çerçevesinde ilerleyebiliyorsa çok güzel bir kurum. Ama bir evlilikte en önemlisi saygı ve sevgi...

Emre Ziyal: Evlilik, zorlukları olduğu kadar güzellikleri de çok olan bir kurum. Bir insanla bütün hayatını paylaşman, her zaman yanında olduğunu bildiğin birisinin varlığı, hissettiklerini anlayan ve sana değer veren, destek veren bir insanın olması çok güzel bir duygu.

Birbiriniz için ne ifade ediyorsunuz?

B. Ziyal: Benim ailem Emre. Ondan sonrasının yalan olduğunu düşünüyorum.

E. Ziyal: Ben de öyle düşünüyorum.

İkinize de soruyorum; Burcu Hanım nasıl bir eştir, Emre Bey nasıl bir eştir?

E. Ziyal: Her şeyden önce Burcu çok anlayışlı biridir. Her koşulda bana destek olur, arkamda durur, beni cesaretlendirir, güçlendirir ve her zaman yanımda olur.

B. Ziyal: Emre de öyle çok anlayışlıdır, düşüncelidir. Özel günleri hiç atlamaz. Prensipleri vardır ve bana birçok konuda yol gösterir. Benim onun kadar tecrübem yok hayatla ilgili, ticaretle ilgili. Ben her şeyde ona göre çok yeniyim ve o yüzden ona sormadan hiçbir adım atmam. İstemediği bir şeyi yapmam, keza Emre de öyle. Birbirimizin dilinden anlayabiliyoruz ve birbirimizin neyi isteyip, istemediğimizi biliriz.

Birbirinize bir hitap şekliniz var mı?

B. Ziyal: Ben Emre'ye 'emoji' diyorum.

E. Ziyal: Ben de ona 'kuzum' derim daha çok.

Birlikte neler yapıyorsunuz, ortak hobileriniz var mı?

B. Ziyal: İkimiz de şu sıralar resim yapmaktan çok keyif alıyoruz. Ben yeteneklerimi keşfetme dönemindeyim ve resim de bunlardan biri. Bütün sporları keşfetmek istiyorum; profesyonel voleybolcuydum, Fenerbahçe'de oynadım uzun yıllar. Çok iyi tenis oynarım ve ikimiz beraber tenis maçı yapmaktan çok keyif alırız.

E. Ziyal: Birlikte seyahat etmeyi çok severiz.

Salonunuzun karşılıklı duvarlarında Emre ikinizin de tablolarını görüyorum. Emre Bey siz de resim yapıyorsunuz gördüğümüz üzere...

E. Ziyal: Evet, ben Burcu'ya inat olarak başladım (gülüşmeler). Bir sohbette "Sen yaparsan ben de yaparım" gibi bir iddiadan çıktı resim yapma tutkumuz. Karşılıklı resimlerimizi de astık evin salonuna (gülüşmeler). Çok iyi bir resim yaptığımı iddia edemem tabii ki, keyif aldığımız sürece yapacağız.

B. Ziyal: Aslında Emre'nin resim sanatına çok fazla yeteneği vardı hep söylüyordum. Ama benim, resim yapmaya başlayınca çok keyif aldığımı gördü ve o da başladı. Özendi biraz bana, böyle birbirimize karşı tatlı kıskançlıklarımız vardır. Evin en alt katını atölye yaptık ve şu an en büyük hobimiz bu...

Resim yapmak sizin için ne ifade ediyor?

B. Ziyal: Ruhumu, zihnimi boşaltmama yardım ediyor. Renklerle uğraşırken deşarj oluyorum ve istediğim şeyi yaratmak için uğraşırken çok da mutlu oluyorum.

Yakın bir zamanda kızınızı kucağınıza aldınız. Annelik nasıl bir duygu?

B. Ziyal: Annelik çok özel ve güzel bir duygu. Hayata senden bir parça geliyor ve tüm sorumluluğu sende oluyor. Bence annelikte en güç olan şey o sorumluluğa sahip olmak. İnşallah doğru yetiştiririz. Kontrol delisi, çok kuralcı bir anne olmak istemiyorum.

Nasıl bir annesiniz?

B. Ziyal: Rahat bir anneyim. Yasaklar, kurallar tabii ki belli dönemlerde ortaya çıkacak ama çok kurallarla büyütmek istemiyorum. Kendi ayırt edebilsin istiyorum yanlışı ve doğruyu. Şu an daha yeni ele avuca gelmeye başladı, 7 aylık oldu. O yüzden çok fazla bir aktivitemiz olmuyor ama kızımla vakit geçirmek çok hoşuma gidiyor.

Emre Bey, baba olmak nasıl bir duygu?

E. Ziyal: Hayatımın anlamı kızım Mina. Moral, motivasyon kaynağım o benim... Moralim bozukken onu görmek her şeye yetiyor. Çok düşkünüm kızıma ve onu görmeden yapamıyorum. Eve geliyorum, elimi yıkıyorum ve hemen kızıma koşuyorum. Akşam işim olsa bile, eve uğrar kızımı görürüm, ondan sonra dışarıya çıkarım. Bana kalsa işe bile alıp götürebilirim kızımı, o kadar düşkünüm.

B. Ziyal: Evet, kesinlikle ben de öyleyim.

Çocuk sahibi olmak hayatınızda neleri değiştirdi?

B. Ziyal: Sorumluluklarımızın daha çok bilincine vardık. Bizden bir can var ortada ve bizsiz hiçbir şey yapamıyor. Bunun bilincindeyiz. Bütün hayatımızı ona göre programlıyoruz.

E. Ziyal: A'dan Z'ye bütün hayatımız değişti. Onunla beraberken gittiğimiz yerlerden tutun da, eve dönüş saatimize kadar, her şeyimizi kızımız Mina'ya göre ayarlıyoruz. Birinci önceliğimiz kızımız oldu. O da çok uyumlu bir çocuk, bize ayak uyduruyor.

Henüz çok erken bunu yanıtlamak için ama 2. çocuk düşünüyor musunuz?

B. Ziyal: Allah izin verirse tabii ki çok istiyoruz.

E. Ziyal: Ben de istiyorum ama Mina biraz daha büyüdükten sonra.

Oğlunuz olsun ister misiniz?

E. Ziyal: Benim için hiç fark etmez. İlk çocuğumun kız olmasına çok mutlu oldum, iyi ki de kızım olmuş. Bizde hiç kız çocuğu yoktu, 3 erkek kardeşiz o yüzden ailemiz de çok sevindi.

B. Ziyal: Benim için de kız erkek fark etmez ama 2. çocuğum için gönlümden geçen erkek olması. Allah neyi nasip ederse tabii ki... Biz de 3 kızız, o yüzden bizim aile erkek çocuk bekliyor.

Emre Bey evde size yardımcı olur mu, mesela yemek yapar mı?

B. Ziyal: Pazar günleri onun günüdür, her pazar yemek yapar.

E. Ziyal: 15 sene yalnız yaşadığım için yemek yapmayı bilirim, elimden geliyor. Şu sıralar mevsim dolayısıyla mangal yapıyorum.

B. Ziyal: Ben de yemek yapmayı çok severim ve güzel de yaptığımı söylerler. Yemekleri de evde ben yaparım, zaten Emre de başkasının yaptığı yemeği hemen ayırt eder.

Ev içinde nasıl bir düzeniniz var, en büyük farklılığınız nedir?

B. Ziyal: Emre çok düzenli bir insan, ben ona göre daha dağınık olabiliyorum. Dağınık değilim ama onun kadar programlı değilim.

E.Ziyal: Aynen öyle, mesela işten gelirim ve cüzdanımı, saatimi vs. koyduğum yer bellidir. Hayatta ortalıkta üstümü başımı çıkartmam, kirliyse kirliye gider.

Çatıştığınız noktalar olur mu?

B. Ziyal: Hem de çok fazla (gülüşmeler).

Küslük oluyor mu ve sonrasında orta yolu kim buluyor?

B. Ziyal: Her evlilikte küslük, çatışma olur. Çatışma olmazsa o evliliğin ne tadı, ne tuzu oluyor.

Alttan alan taraf kim oluyor?

E. Ziyal: Kim suçluysa o alttan alıyor (gülüşmeler). Bir evliliği yürütmek için olmazsa olmaz bir şey, bir tarafın alttan almasıdır. İki taraf da üste çıkarsa olmaz.

Emre Bey, eşinizin ön plana çıkmasından, göz önünde olmasından rahatsızlık duyuyor musunuz?

E. Ziyal: Çok abartmadığı sürece benim için göz önünde olmasında sıkıntı yok. Sadece nerede ve ne şekilde gündeme geleceği önemli... Seviyesini ve duruşunu koruduktan sonra bir mahsuru yok.

Çok güzel bir eşiniz var, kıskanıyor musunuz?

E. Ziyal: Tabii ki böyle güzel bir kadın kıskanılmaz mı...

B. Ziyal: Emre'nin dönem dönem kıskançlıkları oluyor. Çok kıskanç bir adam değil bence; öyle gittiğim yere, kıyafetime filan karışmaz. Benim yanlış bir tercih yapmayacağımı bildiği için bana güvenir.

Siz kıskanç mısınız?

B. Ziyal: İçten içe kıskanan ve bunu çok dışarıya yansıtmayan bir yapım vardır. Çünkü eşim mankenlerle iş yapıyor işi gereğince ve hepsi çok güzeller tabii ki. Birini kıskansam, diğerinde çatlamam lazım. O yüzden artık kıskanmamayı, içime atmayı öğrendim. Çünkü onu da üzüp, yormak istemiyorum.

Güveniyorsunuz o zaman eşine?

B. Ziyal: Hem de gözüm kapalı güvenirim.

Burcu Hanım bir dönem Batik'te tasarım alanında çalıştınız. Şu an çalışmıyorsunuz, iş hayatına dönmeyi düşünüyor musunuz?

B. Ziyal: Evet, evlendikten sonra 1.5 yıl kadar Batik'te tasarım bölümünde çalıştım. Ben tasarım üzerine bir eğitim almadım ama tarzımı ve gustomu beğendikleri için benim gözümü istediler şirkette. Ben de koleksiyon hazırladım bir dönem, sonra hamilelik döneminde bıraktım. Ama şu anda kendi işimi kuruyorum.

Ne kadar güzel, nedir işiniz?

B. Ziyal: Portatif çocuk yataklarını satacağım, Türkiye'de hiç olmayan bir ürün. Açıldığında yatak oluyor, katlandığında sırt çantası olarak taşıyorsun. Özellikle belli bir aya kadar bebeklerle gezmeye çıktığında, puset taşıma derdi olmuyor. Çok pratik ve rahat bir ürün. İnşallah yakın zamanda onu sizlerin beğenisine sunacağız. Şu an tüm enerjimi bu işe aktardım, bir ortağım var. Online olarak ve bazı store'larda satılacak. Çok ama çok heyecanlıyım, çünkü Türkiye'de bir örneği yok.

Emre Bey, siz eşinizin bu girişimini nasıl karşıladınız?

E. Ziyal: Burcu zaten parlak fikirlerle hep karşıma çıkar. Fikir üretme ve yenilik konusunda çok başarılı. Ben de bu fikrini duyunca çok mantıklı buldum ve Türkiye'de de böyle bir ürün açığı olduğunu fark ettik. Neden Türkiye'de de olmasın diye düşünerek yola çıktık. Zaten bizim de çocuk olduktan sonra farkına vardığımız bir üründü. Ben de elimden gelen desteği veriyorum ve çok sevilerek kullanılacağına eminim.

Ürün ne zaman tüketiciyle buluşacak?

B. Ziyal: İnşallah yaz sonu, 3 ay gibi bir süre içinde buluşacak. Şu an web sitesinin kurulumu yapılıyor. Ürün bazında Ar-Ge çalışmaları yapıyoruz.

Markanız Batik'e tasarım anlamında desteğiniz olacak mı?

B. Ziyal: Bu iş şu an tüm vaktimi alıyor daha sonrasında tabii ki bir şeyler yapmayı düşünüyorum.

E. Ziyal: Burcu her zaman markamıza fikirleriyle desteğini sunar.

Emre Bey, Batik'te işler nasıl gidiyor?

E. Ziyal: Batik, organik bir şekilde büyümeye devam eden bir firma. Şu anda Türkiye'de 100 civarında mağazası var. Son yıllarda yurtdışı çalışmalarını hızlandırdık. Şu an Batik'in İran, Irak, Azerbaycan gibi ülkelerde mağazası var. Katar, Dubai ve Arabistan ile görüşmelerimiz sürüyor. Ortadoğu ağırlıklı mağazalaştık. Bunun yanı sıra Avrupa pazarından teklifler geliyor, değerlendiriyoruz. Avrupa'ya bakış açımız biraz daha online tarafta, oradaki büyük online sitelerle görüşmelerimiz devam ediyor.

Bir dönem küçülmeye gittiniz.

E. Ziyal: 2-3 yıldır hepimizin bildiği üzere ülkede perakende alanında sıkıntılar yaşadık. Biz de tabii ki bu süreçte bazı zarar eden mağazalardan feragat etmek zorunda kaldık. Bu dönemdeki stratejimiz, küçülerek büyümekti. Artık bu küçülme döneminin sonuna geldiğimizi öngörüyoruz. Tahminlerimize göre ülkede oluşacak yeni güven ortamıyla beraber perakende sektörü ve doğal olarak Batik de büyümeye devam edecek.

Yeni mağaza oluşumu var mı?

E. Ziyal: Yeni mağaza açılışlarımız olacak özellikle eylül, ekim aylarında. Yeni açılacak alışveriş merkezlerinin bitme sürelerine doğru orantılı olacak. O zamana kadar da yurtdışı ve online'da büyüme devam edecek. Ağırlığımız online tarafta ve yurtdışında büyüme yönünde.

Yeni iş projeleriniz, yatırımlarınız olacak mı?

E. Ziyal: Şu anda çok yeni gündeme gelen bir gıda işimiz var, restoran açtık bu yaz Bodrum'da. Yeni bir mekanla bizim için ilk olan bir sektöre giriş yaptık. Daha önce bu sektörde bir deneyimimiz yoktu ama her zaman bizim aklımızda olan, ilgi duyduğumuz bir sektördü. Türk mutfağı, kebap üzerine bir restoran açtık. Şimdilik çok iyi gidiyor, beklentimizin üzerinde müşteri ağırlığyoruz. Bizim için Bodrum'da bir deneme olacak, ekim sonuna kadar. O zamana kadar işi seversek ve istediğimiz noktada giderse İstanbul'da da düşünüyoruz.

BİZE ULAŞIN