YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www.samdan.com.tr

“Özgün bir konsept sunuyorum”

Dünyaca ünlü sanatçılarla birlikte sahne alan başarılı çello sanatçısı Nihan Demirkapı ile yepyeni projesi ‘Cellosonics’i konuşmak için bir araya geldik.

Müzik serüvenine TRT İstanbul Radyosu Çocuk Korosu'nda başlayan başarılı çellist Nihan Demirkapı, Türkiye'nin önemli isimlerinin yanı sıra Rod Stewart'tan, Emeli Sande'ye kadar birçok dünyaca ünlü isimle ve İngiltere Kraliyet Ailesi için düzenlenen organizasyondan Brit Awards'a kadar birçok farklı sahnede şovunu gerçekleştirdi. Nihan Demirkapı şimdi çok farklı bir bir proje ile dikkat çekiyor. Organizasyonlarda 'daha farklı ne yapılabilir' fikri ile yola çıkan Demirkapı, tek bir müzisyen ile çok sesli müzik sonucu veren 'Cellosonics' projesini yarattı. Yeni projesini dinlemek için bir araya geldiğimiz Demirkapı ile eşsiz deneyimlerini de konuştuk.

Öncelikle sizi tanıyalım. Bize biraz kendinizden ve eğitim hayatınızdan bahsedebilir misiniz?
Müziğe TRT İstanbul Radyosu Çocuk Korosu'nda başladım. Ailemin ve koro şeflerimin yönlendirmesi ile Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı sınavlarına girdim ve ortaokuldan Yüksek Lisans'a dek sürecek olan konservatuar süreci başlamış oldu. Londra'da yaşadığım süreçte City Üniversitesi'nde etkinlik ve organizasyon menajerliği eğitimi aldım; İstanbul'a döndüğümde de Yıldız Teknik Üniversitesi'nde pedagojik formasyon sertifika programını tamamladım.

Müziğe olan ilginiz tam olarak ne zaman başladı? Çello dışında çaldığınız veya çalmayı istediğiniz bir enstrüman var mı?
Müziğe olan ilgim aslında her müziğe ilgisi olan kişi gibi çok küçük yaşlarda başladı. Benim ilhamım her zaman için abim ve onun küçük orgu olmuştur; başına geçip saatlerce oyalandığımı, kasetler dolusu kayıtlar ve besteler yaptığımı hatırlıyorum. İlk çaldığım enstrüman ise mandolindi ve konservatuarda çello ile beraber piyano eğitimi aldım.

Meslek hayatınız boyunca pek çok farklı grupta yer almış ve çok önemli organizasyonlarda sahne almışsınız. Bizlere bu gruplarla olan serüvenlerinizden ve katıldığınız etkinliklerden bahsedebilir misiniz?
Henüz lisedeyken Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası'nın bir parçası oldum, çok değerli solistlerle aynı sahneyi paylaşma şansım oldu. Bir diğer taraftan senelerce Ferhat Göçer ile aynı sahnede yer aldım, Sezen Aksu ile de bir albüm çalışmamız oldu. İngiltere'de yaşadığım süreçte Noah Francis Johnson ve Siren Electric String Quartet ile yakın doğu, Avrupa ve Amerika'da turnelere çıktık. Özellikle Paris'te Louvre Müzesi'nde çalıyor olmak muhteşemdi.

Aynı zamanda Rod Stewart'tan Emeli Sande'ye, Brian May'den Olly Murs'e dünyaca ünlü müzisyenlerle de çalışmışsınız. Eminim eşsiz deneyimlerdir bunlar da...
Evet, benzersiz deneyimlerdi. Queen'in efsane gitaristi Brian May ile aynı sahnede olmak, Michael Buble ile ITV kanalı için saatlerce çekim yapmak, BBC televizyonun koridorlarında yürürken yanınızdan Rod Stewart'ın geçmesi ve beraber kayda girmek... Hepsi bana mesleğimin kazandırdığı benzersiz deneyimlerdi.

Bu bahsettiğiniz ünlü isimlerin hepsi müzik dünyası için çok önemli. Peki, arasında çalışmaktan en zevk aldığınız kişi ya da sahne aldığınız organizasyonlardan sizin için en unutulmazı hangisiydi?
İngiltere Kraliyet Ailesi için düzenlenen ve Olly Murs ile performans sergilediğimiz 'Royal Variety Show' benim için çok özeldir. Sonrasında ise rock grubu Muse ile beraber, tüm dünyada yayınlanan Brit Awards'ta açılış performansını gerçekleştirmek en unutulmaz deneyimlerdendi.

Şu anda kendi elektro çello projeniz olan, 'Cellosonics' üzerinde çalışıyorsunuz. Bizlere bu projenizi anlatabilir misiniz, böyle bir oluşumu hayata geçirme fikri nasıl doğdu?
Aslında her şey elektro çelloyu keşfetmemle başladı. Cellosonics tek bir enstrümanla çok sesli müzik sunan bir elektro cello projesi. Bu proje kişisel olarak yer aldığım pek çok organizasyonda 'daha farklı ne yapılabilir' düşüncesiyle yola çıktı. Kendi ses sistemim, çellom ve altyapı müziklerinin üzerine canlı olarak çalınan solo enstrüman ile davetlilerin duyduğu oldukça doyurucu bir müzik oluyor. Özel davetlerde, kurumsal etkinliklerde, düğünlerde, kokteyllerde ve resepsiyonlarda uzun yıllardır kendine ��ok rahatlıkla yer bulan Cellosonics, oldukça özgün ve modern bir konsept sunuyor.



Sizce bir davet veya organizasyon düzenleyen bir kişi veya kuruluş, sahne alması için neden 'Cellosonics'i tercih etmeli?
Nihayetinde Cellosonics, tek bir müzisyen ile çok sesli müzik sonucu veren, dolayısıyla çok daha ekonomik olarak erişilebilen bir proje. Elimde performans sergilenecek her mekana göre çeşitlilik gösteren teknik donanım olduğu için, hizmeti satın alan kişi veya kişiler, ses sistemi ve benzeri ekipman için ekstra bir masrafa gerek duymuyorlar. Özetle, Cellosonics'in ekonomik ve her etkinliğe uyarlanabilen esnekliğe sahip olmasından dolayı tercih edildiğini düşünüyorum.

'Cellosonics', aynı zamanda koreografik bir elektro şov grubu olan 'Sol Electric Trio'nun da üyesi, değil mi?
Sol Electric Trio, uzun yıllardır beraber aynı sahnelerde yer aldığımız müzisyen arkadaşlarımla kurduğumuz bir şov grubu. Yine sektörde benzeri olmayan bir şey yaratma düşüncesiyle bir araya geldik. Müziği koreografik bir dans ile birleştirip hem müzikal hem de görsel bir sunum yaratmayı hedefledik ve bu gerçekten çok ilgi çekti. Birbirimizi çok iyi tanıdığımız ve yaptığımız işten çok keyif aldığımız için, bu enerjiyi davetlilere de yansıttığımızı düşünüyorum.

Profesyonel bir müzisyen olmanızın yanı sıra bir eğitimcisiniz de, bu alanda şu ana kadar neler yaptınız?
Eğitimci olmak size neler kattı? Ailesinde herkesin öğretmen olduğu biri olarak, eğitimci olmanın tüm zahmetine rağmen bir ayrıcalık olduğunu hissediyorum. İstanbul'da özel bir güzel sanatlar lisesinde başlayan öğretmenlik maceram, İngiltere'de Hertfordshire okullarında devam etti. Son iki yıldır da Sabancı Üniversitesi'nde görevimi sürdürüyorum. Bu mesleğin size ilk olarak empatiyi, sonrasında da iyi iletişim kurabilmenin ne kadar önemli olduğunu öğrettiğini düşünüyorum.

Gelecek için planlarınız veya hayalleriniz var mı?
Müzikle ilgili olarak farklı şeyleri denemeyi ve yaratmayı çok seviyorum. Bununla ilgili olarak şu etapta teknolojinin nimetlerinden de yararlanacağım iki farklı proje üzerinde çalışıyorum. Ama sanıyorum ki en büyük hayalim bir çocuk sahibi olmak!

BİZE ULAŞIN