YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www.samdan.com.tr

"İçindeki çocuksu duyguyu kimse kaybetmemeli"

Eğlenceli tasarımlar yapan ‘Sudi Etuz’ markasını bir anda her yerde duymaya başladık. Markanın yaratıcısı tasarımcı Şansım Adalı ile moda serüvenini ve dikkat çeken tasarımlarını konuşmak için bir araya geldik.

Röportaj: Bade ÇAKAR

Fotoğraflar: Şeref YILMAZ

Bir anda volanlı ve eğlenceli tasarımlarıyla karşımıza çıkan Sudi Etuz markasının giyene, hatta görene bile mutluluk hissi veren tasarımlarının arkasındaki isim Şansım Adalı... 'Sudi Etuz' ismi ise kendi kızlık soyadı ve en büyük ilhamlarından biri olan anneannesinin kızlık soyadının birleşmesiyle ortaya çıkmış. Tasarımlarındaki eğlenceli dokunuşlar da hayatında büyük bir yeri olan ve eğlenceli tarafını hiç kaybetmeyen anneannesinden geliyor. Geçtiğimiz ay Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul'da da tanıttığı, kızlarından ilham alarak yarattığı ve onların ismini verdiği yeni koleksiyonu 'Earth and Ocean/Dünya va Okyanus' da yine güçlü ama çocuksuluğunu hiç kaybetmeyen kadınlar için yaratılmış adeta... Showroom'unda bir araya geldiğimiz Adalı ile modayla tanışma anını, koleksiyonunun arkasındaki hikayeyi konuştuk. Tasarımlarının mutluluk veren enerjisinin nereden geldiğini ise Şansım Adalı ile tanıştığımız anda anladık. Çocuksuluğunu kaybetmemeyi başaran ender kadınlardan biri olan Adalı'nın tasarımlarının bu etkisi kesinlikle kendi pozitif enerjisinden geliyor...

Geçtiğimiz ay gerçekleşen Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul'un dikkat çeken defilelerinden birini gerçekleştirdiniz. Nasıl bir süreçti sizin için?
Hazırlıklar aslında çok güzel gitti ama tabii aksilikler yine oldu, mesela üretim ayağında... Ama zaten bizde son güne kadar işler, asla tamam olmuyor. Son günde birçok şey değişebiliyor hatta koleksiyondaki ilk karar verdiğiniz parçalar genelde hep değişiyor (gülüyor).

Koleksiyonunuzda kızlarınızdan ilham aldınız. Nasıl bir koleksiyon çıktı ortaya?
Koleksiyonumun adı 'Earth and Ocean'... Koleksiyonun ismi, büyük kızım Dünyam ve küçük kızım Okyanus'tan geliyor. Dolayısıyla çocukların pastel gözlüklerle baktığı bir dünya çıktı ortaya. Biz de bu grilikten, bu toz bulutundan sıkıldığımız için böyle bir koleksiyon hazırlamak istedim. Rahatlatıcı, daha dingin ama yine neşeli, yine çocuk gibi böyle muzur bir koleksiyon oldu. İlk defa hiç kullanmadığım kumaşlara biraz elimi sürdüm diyebilirim, mesela yazlık brokarla çalıştım. Kumaş tasarımını biraz daha arttırdım. Bir risk aldım aslında, bir daha yapmayacağım sanırım (gülüyor). Pastel yeşil, pastel pembe, pastel okyanus mavisi, pastel sarı, lilalar... Hep pastel bir kartela yani... Okyanus altındaki deniz kabuklarının hissini vermek için plise, plisoley tekniğini kullandım. Hem kıyafeti süsleyen, hem de o hissi çok iyi veren bir malzeme ya da teknik. Yine volanlar var, etek uçlarında bu sefer daha büyük... Bir tık daha şık hazır giyim oldu. Aslında semi-couture'e doğru bir koleksiyon oldu.

Koleksiyonu hazırlarken çocuklarınız ilham kaynağı oldu öyleyse...
Evet, çocukların o neşeli hayatlarından etkilendim. Çok sıkıntılı dönemlerden geçtik. Özellikle önceki moda haftalarında... İlk defilemi ben seyircisiz yaptım. İkincisinde çadırdaydık, terör ihbarı geldi, diken üstünde yaptık. Üçüncüde nispeten rahattık. Dördüncüde de Reina'daki saldırı oldu, ertelendi. Neyse bunu sağ salim yapabildik. Bunu niye anlattım, çünkü bir bunalım havası hepimizde vardı. Çocuk gibi olmak ve hiçbir şeyden korkmadan cesur olmak istiyor bazen insan.

Geçtiğimiz sezon volanlı tasarımlarınızla oldukça dikkat çektiniz. Her yerde sizin tasarımlarınız vardı....
O koleksiyon da aslında yaşadığım bir kriz anında çıktı. Ve sağ olsun başarılı bir tasarımcı olan Elif Cığızoğlu'nun inanılmaz yönlendirmeleri oldu. Ona da çok borçluyum. O ilk başladığımdan beri mentor gibi gelir, çok profesyonel yorumlarını söyler. Ben de söylediği üç kilit yorumla her şeyi bir anda değiştirmeyi göze alırım, çünkü inanılmaz saygı duyarım.

Kötü tecrübelere rağmen moda haftalarına katılmaya devam etmişsiniz. Sizin için bu organizasyonda olmanın önemi neydi?
Markanı tanıtabileceğin en büyük platform moda haftası. Ama katılmak gerçekten de çok kolay değil, inanın her tasarımcı katılmak ister ama bir kere maddi imkanlardan dolayı birçok insan katılamıyor. O katılmayan bütün tasarımcılar yine de bütün sezon koleksiyonlarını çıkartıyorlar. Moda haftası benim gibi yeni bir marka için çok önemli bir kere. Bütün bütçemi buna harcıyorum reklam, için çünkü işimi görsel olarak sunmam lazım. Kendi alıcıma, yabancı satın almacılara ya da satış noktalarına kendimi göstermem için, en önemlisi de "moda dünyasında ben de varım" diyebilmek için... Maddi imkan bir şekilde oldu, ufak tefek sponsorlar oldu. Ailemden de destek alıyorum, bu yüzden istikrarım devam ediyor. Yoksa bunun çok çalışkanlıkla alakası yok, çok şanslıyım. "Çok güzel işler çıkarıyorum da ondan" asla demiyorum, bilakis katılamayan birçok isimden daha amatörüm aslında...

Çok mütevazısınız ama son dönemde tasarımlarınızla da birçok dergi kapağındaydınız, aynı zamanda hem cemiyetten hem de sanat dünyasından birçok ismin tercihi oldunuz. Aklınızda bir anda bu kadar popüler olacağınız var mıydı?
Bunu tabii ki hedefliyordum ama bu kadar çabuk olacağını beklemiyordum. O da şundan kaynaklı, ben aslında mezun olduktan sonra Kumpanya62 diye bir mağaza açmıştım. Ben ve arkadaşlarımın tasarımları vardı. Vakıf gibi başladım yani bir nevi. Şu an moda editörü olan arkadaşlarımla o dönemde tanıştım. Çok tatlı arkadaşlar biriktirmişim, sağ olsunlar kullanmaya başladılar. Beymen ve Gizia Gate gibi mağazalarda yer almam ve özellikle Gizia Gate'in tasarımlarımı vitrinine taşıması çok hızlandırdı. Bir de koleksiyonda da yine üretimde bir sürü aksilikler olmuştu ve "bu koleksiyon rahat olmadı ama olsun üzülmeyeceğim, bir sonrakinde çok daha iyi olur" diye kendimi telkin etmiştim. O kadar emin değildim yani... Çok alın teri döktüm, hiç durmadan çalıştım. İyi ya da kötü çıktı, bir de bunlar üstüne bonus oldu. Ama bu kadar hızlı gidince bir yandan da korkutucu oluyor, eskiden kimse benden çok şey beklemiyordu. Rahattım, şimdi rahat değilim (gülüyor).

Sudi Etuz isminin hikayesi nedir peki?
Şimdi Sudi Etuz'un 'Etuz' kısmı anneannem; Sudi benim kızlık soyadım, Etuz da anneannemin... Anneannemin benim üzerinde emeği çok büyük. Annem bana hamileyken, çok hastaymış. Anneannem de "üzülme kızım ben bakarım sen iyileşene kadar, benim şansım olsun" diyor. Şansım da oradan geliyor zaten. Hem anneannem hem de annemle beraber büyüdüm yani... Anneannem çok eğlenceli bir karakterdir. Çok renkli bir hayatı varmış ve hala da öyle. 1933 doğumlu 40'lar, 50'ler, 60'lar, 70'ler, 80'ler... Bütün moda dönemlerini yaşamış. Bana hala ilham veriyor. Onunla büyüyünce de moda hep hayatımda olan bir kavramdı zaten. Küçükken bile kendi kıyafetlerimi dikebiliyordum.

Çok eğlenceli bir kadınmış gerçekten.
Nasıl eğlenceli hem de. Eğlenceli tarafım ondan gelen bir şey. Zamanında Ajda Pekkan, Emel Sayın çok yakın arkadaşlarıymış ve onun diktiği kıyafetleri giyerlermiş. Dolayısıyla ondan geliyor bu moda tutkusu, tutkudan ziyade yaratma isteği...

Sudi Etuz kadını denince o zaman aklımıza anneanneniz gibi eğlenceli ve kendisine güvenen birisi mi gelmeli?
Aynen, Sudi Etuz kadını tanımlarken hep diyorum ilk önce kendi ayakları üzerinde durabilen, güçlü bir kadın diyorum. Ama bu kadın muzurluğunu kaybetmemiş, içindeki çocuksu duyguyu hala koruyor. Eğlenceli, matrak ama aynı zamanda güçlü, kimseye muhtaç değil, insanları, hayvanları seven, ailesine, arkadaşlarına vakit ayırabilen bir kadın çizgisi hayal ettim.

Peki uluslararası platformda yer alma gibi bir düşünceniz var mı ya da çalışmalarınız var mı?
Tabii var, mesela satış noktalarımızdan Gizia Gate'in Türk tasarımcılar için planladığı bir Katar projesi var. En yakın yurtdışı satış noktasından bahsediyorum ama önce buradaki sistemimi düzenli bir şekilde oturtup ondan sonra Londra'da bir showroom'la anlaşmayı düşünüyorum. Nasıl burada çekimler ve ünlü isimler için bir sistemim var, ikinci basamak ve hedefim de bu olacak. Ama dediğim gibi önce burada daha iyi oturtmalıyım sistemimi, henüz yurtdışı için kapasitem yok, atölyem daha tam anlamıyla kurulmadı, bir onu halledeyim sonra yurtdışı projeleri gerçekleşecek.


BİZE ULAŞIN