"Cep dostu lüks bir markayız"

Genç işadamı Ahmet Uras’ın sahibi olduğu The Galliard, İstanbul’daki 2. şubesini The Galliard Brasserie olarak Vadistanbul AVM’de hayata geçirdi. Lüks ve samimi dekorasyonuyla dikkat çeken restoranda Ahmet Bey ile keyifli bir röportaj yaptık.

Röportajlar: Gülçin İşler FIRAT

Fotoğraflar: Koray IŞIK

Etiler'in sevilen mekanı The Galliard, büyümesine Vadistanbul AVM'de açtığı 'The Galliard Brasserie' konseptiyle devam ediyor. Burası yüksek tavanlı, ahşap, bakır ve siyah birlikteliğinden doğan, lüks ama bir o kadar samimi ve yaşayan bir mekan olmuş. Lezzetli ve bol seçenekli yemek ve kokteyl mönüsüne hayran kalacak ve hemen her gün bir lezzeti tatmak isteyeceksiniz. Sadece kahve keyfi için bile düşünebilirsiniz, çünkü kahve tutkunları için özel barı var ve kahveler taze taze her gün çekiliyor. Siz bunları deneyimlerken The Galliard ekibi kolları çoktan sıvadı ve Dubai'de açacakları 3. şube için mimari çalışmalarına başladı bile... Mekanın ve markanın yaratıcısı genç işadamı Ahmet Uras ile buluşarak merak ettiklerimizi konuştuğumuz keyifli bir söyleşi yaptık.

Ahmet Bey, The Galliard büyümeye devam ediyor. Vadistanbul'da mağaza açmaya nasıl karar verdiniz?
The Galliard Brasserie konsepti ile 2018'de de büyümeye devam edecek. Vadistanbul AVM, 'Brasserie' ruhunu yansıtmak için tüm gereksinimlere uygun altyapıya ve fiziksel şartlara sahip bir proje. Biz de bu projede büyümeyi başlatmak istedik. Vadistanbul şehir merkezine yakın, doğa ile iç içe harika bir kompleks. Projeyi yaklaşık iki senedir yakından takip ediyorum. 2016 son çeyreğinde projede olmak istediğimize emindik ve çalışmaları hızlandırdık. The Galliard markasında her zaman kaliteden ödün vermemek bizim için en önemli değer oldu, bu projede markanın dinamiklerini yansıtabilecek lokasyon ve fiziksel şartları da yakalayınca yeni şubemizi faliyete geçirmek için harekete geçtik.

Dekorasyonu harika olmuş. Mekanın dekorasyonunda nelere öncelik verdiniz?
The Galliard deyince akıllara kaliteli ve şık bir mekan geliyor, dolayısı ile beklentilerden çok uzaklaşmamız mümkün değildi. Ancak 'Brasserie' konseptine sahip çıkmaya karar verdiğimiz için mekan daha ulaşılabilir ve samimi olmalıydı. Biz de mimarımız Melek Düvenci ile ulaşılabilir, lüks, samimi ve yaşayan bir mekan yapmak üzere yola çıktık. Mekan temelinde açık renkler, ahşap, bakır ve mat siyah demirlerden oluşuyor. Ahşabın sıcaklığını bakır ile lüksleştirdik, mat siyah demirler ile sporlaştırdık. Bunun yanı sıra mekânın her köşesini yaşanabilir kıldık. Kahve barı ve ana barı ayırdık. Açık mutfak tanımını olabildiğince şeffaf hale getirdik, mekanda şefler ile sohbet etmeniz mümkün, tüm yemekler gözünüzün önünde hazırlanıyor. Ana barımız kokteyl yarışmalarına ev sahipliği yapabilecek kadar donanımlı.

Vadistanbul'daki The Galliard misafirlerine neler sunuyor?
İyi bir kahve içmek, keyifli kokteyller ve özel lezzetleri özgün sunumlarla tüketmek ve günün her saatinde güzel vakit geçirmek için The Galliard harika bir mekan. Kahve barımızda hemen hemen her çeşit demleme tekniği ile hazırlanmış kahve; ana barda daha önce de bahsettiğim gibi birbirinden farklı tekniklerle hazırlanmış harika kokteylleri içmeniz mümkün. Yemeklerden bahsedecek olursak, 'Brasserie' konsepti ile yemekleri daha doyurucu hale getirdik ve fiyat politikamızı gerçekten ulaşılabilir yaptık. Hatta kendi kalitemize göre cep dostu bir marka haline geldik bile denilebilir. Her yaştan misafirin severek deneyimleyebileceği geniş bir mönüye sahibiz. Üretim alanlarındaki yeniliklerin yanı sıra önemli maçlarda stres atmak ya da akşamları canlı müzik veya canlı DJ performansları ile eğlenmek için de The Galliard'ı tavsiye ederim.

Öne çıkan favori lezzetleri neler?
Şu aralar formuna dikkat eden kadınlar 'Mrs. Fit' bonfileyi, doyurucu ve protein deposu bir lezzet arayan beyler de 'King's Plate' dana pirzolayı favori olarak belirlediler. Parmesan tekerinde risotto, altmış santimetrelik sosis 'Champs Elysees', 'Sürpriz' çikolata artık zaten The Galliard klasikleri arasında, onları hemen hemen tüm misafirlerimiz severek tüketiyorlar. 'Brasserie' ile hayatımızda daha çok yer tutmaya başlayan burgerler arasında, zırhta çekilmiş eti ve pancarlı ekmeği ile 'Butcher's Beet' çok seviliyor. Odun ateşindeki pizzaların hepsi gerçekten harika, misafirlerimizden de sürekli olumlu tepkiler alıyoruz. İnce hamur ve ekstra ince hamur ile yaptığımız pizzalar lezzet olarak zirvede. Pizzalarda benim favorim ıspanaklı ve enginarlı 'As Veggie As It Gets'. Brasserie ile hayatımıza giren en büyük yenilik ise yöresel lezzetlerden oluşan, kendi el yapımı tabaklarımızda servis ettiğimiz muhteşem kahvaltı mönümüz. Benim şahsen en keyif aldığım kısım kahvaltı, güne keyifli başlamanın en iyi yolu bence iyi bir kahvaltı yapmak. Kahvaltı mönüsüne gerçekten çok özendik. Hem kömür ateşinde közlenen domatesler ile yaptığımız menemende hem de anlık hazırladığımız 'Hollandaise' sos ile sunduğumuz 'Eggs Benedict'de iddalıyız.

Etiler'den sonra 2. şubeyi Vadistanbul'da açtınız. Henüz bu soru için erken ama şubeleşme devam edecek mi?
Şubeleşmemiz devam edecek, ancak The Galliard çok agresif şubeleşecek bir marka olarak konumlandırılmadı. The Galliard'ın butik çizgisini koruyabilmek adına en iyi lokasyonların en özel noktalarında şube açmayı hedefliyoruz. Mayıs 2018'de Dubai'nin en prestijli otellerinden 'The Address Downtown'un altında The Galliard'ı açıyoruz. Dubai'de bu ay mimari çalışmaları başlattık. Yeni yerlerin arayışındayız. Dubai dışında 2018'de en az bir lokasyonda daha The Galliard açmayı hedefliyoruz. İstanbul'da üç şubeyi tamamladıktan sonra hedefimiz Londra ya da New York.

Biraz geçmişe dönersek hayalinizi gerçeğe dönüştürerek 2013 yılında The Galliard Restuarant'ı açtınız. Nasıl bir heyecandı?
Tekrar 2013'e geri dönebilsem, yeniden aynı riski alır ve şu an yaptığım işi yaparım. Goldman Sachs'ı bırakmak zor bir karardı, hele ki her geçen gün hızla yükselirken, olduğum pozisyondan vazgeçmek gerçekten birçok insan için çılgınca gelebilir. Ama bence insan hayallerinin peşinden gitmeli. Ben yemek yapmayı seviyordum ve sevdiğim yemekleri yapıyorum. Heyecandan bahsedersek, girişimcilik, adrenalin duygusunu insana en kaliteli yaşatan aktivite aslında. Yeni başlanan bir işte başarılı olmak, ne kadar severek yapsanız da, çok kolay değil, hem kendiniz hem size inananlar büyük bir stresin altına giriyor. Başarıya alışık bir insan için başarı elde edene kadar, değişim yıpratıcı ve yorucu bir maraton ama her anı heyecan ile dolu. Başarı gelene kadar pes etmeden çalışmaya hazır olarak başlanırsa, girişimcilik insanın hayatını daha anlamlı kılabilir.

Genç yaşta bu kadar ciddi bir sorumluluk almanın avantajı ve dezavantajları neler oldu?
Ciddi sorumluluklar almak insanı zinde, sürekli düşünen ve üreten bir yapıda tutuyor. Genç yaşta belli sorumlulukların altına girmek aslında yaşıtlarınıza göre sizin hayata bir adım önden bakmanızı ve kendinizi daha stratejik konumlandırmanızı sağlıyor. Konumlandırmadan kasıt aslında hayatı planlamak... Diğer bir yandan bazen bu kadar zorlamaya gerek var mı da diyebiliyor insan kendi kendine. Biraz daha özel hayatıma ve iş ile alakası olmayan hobilerime zaman ayırsam iyi olurdu diye de ara sıra düşünebiliyoruz herkes gibi. Sağlıklı düşünmek için insan kendine mutlaka zaman ayırmalı ama yoğun tempoda bu ayrılabilen zamanlardan çalıyoruz hep, bence en büyük dezavantaj bu. Ancak bu da yapı meselesi bazı insanlar yoğun tempoyu, bazı insanlar ise hayatı daha sakin geçirmeyi tercih ederler.

Babanız Cihan Uras çok önemli bir bilim insanı. Kayınpederiniz de önemli bir işadamı Cihan Kamer. Babalardan iş hayatına dair neler öğrendiniz?
Her iki babam da aşırı çalışkan ve başarılı insanlar. Cihan Uras öncelikle iyi bir bilim insanı, dolayısıyla okumak ve eğitim onun başarısında etken. Kendisini sürekli geliştirmeye harcadığı enerji ve yeniliklere açık yapısı her zaman takdir ettiğim ve örnek aldığım özelliklerinden. Aynı zamanda Cihan Uras pes etmeyen azimle istikrarlı ve disiplinli bir şekilde yorulmadan çalışabilen bir öz motivasyon örneği. Onun kadar sıkılmadan çalışamıyorum ama idolüm onun gibi yorulmadan çok çalışabilmek... Cihan Uras işadamı kimliğinde de kendisini kanıtlamış örnek bir insan. İşadamı yönünde en örnek aldığım özellikleri iyi ve adaletli bir lider oluşu ve her sözünde durması, bence iyi bir işadamı sözünde duran işadamıdır. Aynı özellikler Cihan Kamer babamda da var, iyi bir lider ve sözünde duran bir işadamı. Cihan Kamer'den söz almak zordur ama söz verirse ne olursa olsun tutar. Onun Kapalıçarşı'daki çocuk yaşlarda edindiği söz ile iş yapma ahlakına olan bağlılığı gerçekten çok değerli, sonunda zarar edecek de olsa sözünü tutan yapısı ile örnek bir işadamı. Cihan Kamer ticaret ile büyümüş bir insan. Ondan sürekli bu konuda bir şeyler öğreniyorum. Cihan Kamer'in en sevdiğim özelliklerinden birisi yenilikçi ve farklı olmanın rekabette fark yaratacağına inanan bir yapıda olması... İkisi de sürekli çalışan ve çalışırken ailelerine ve tüm özel zamanlara da vakit ayırabilen başarılı insanlar ve bazen hangi babama yetişsem diye şaşırıp kalıyorum.

Cihan Kamer'in kızı Simay Hanım ile üç yıldır evlisiniz. Yoğun iş temposu arasında özel hayat nasıl gidiyor?
Simay ile birlikte olmak hayatımdaki en büyük mutluluk. Simay, gerçekten aşırı anlayışlı ve iyi bir insan. Bazen gerçekten sabrına hayran oluyorum. Sürekli yoğun olan bir tempoda bana gerçekten çok destek oluyor. Özel zamanlarımın tümünü Simay ile birlikte geçiriyoruz, kendisi eşim olmasının yanı sıra en iyi arkadaşım. Fırsat buldukça iş seyahatlerine tatiller eklemeye çalışıyoruz. Simay da yurtdışı seyahatlerini ve yeni yerler görmeyi çok seviyor, biz de mümkün oldukça seyahatleri beraber yapıyoruz. Yurtdışı gezilerinin ve günlük aktivitelerimizin haricinde, Simay evde yemek yapıp bana tattırmayı çok seviyor. Bana göre sevgi ile yapılan her yemek güzel, hele ki çok sevilen biri yapmışsa. Ancak hala eşim bu konuda tatmin olmuş değil, detaylı eleştiri notları duymadan ikna olmuyor yemekleri beğendiğime (gülüyor).

Eşiniz Simay Hanım da sizin gibi yeme-içme sektöründe faaliyet gösteriyor ve Qurabiye'yi hayata geçirdi. Birbirinize iş anlamında destek oluyor musunuz?
Simay ile her konuda olduğu gibi yemek ve tatlı konusunda da sohbetler ediyoruz. Karşılıklı fikirlerimiz birbirimizi farklı düşünmeye zorluyor, bu da daha kaliteli ürünler ve projeler üretmek de yardımcı oluyor bize. Simay bir yandan Qurabiye'yi yönetirken, bir yandan da aileye Atasay ve Q Gıda'nın iletişim sorumlusu olarak destek veriyor. Koç Üniversitesi'nde uluslararası ilişkileri bitirdikten sonra Qurabiye'yi hayata geçirerek, yeme-içme sektörü ile ticaretin içine girdi. Çocukluğundan beri de kuyum sektörüne zaten aşina. Sektörel tecrübesi olan birinin iletişim departmanına destek vermesi ve kendini bu alanda da geliştirmesi ailenin bu alandaki yükünü şimdiden hafifletmeye başladı.

Q Gıda (Q Food & Beverage) grubunun da ortağısınız. Oradaki yeniliklerden, yeni projelerden biraz söz edelim...
Huqqa'nın şu anda Türkiye'de beş şubesi bulunuyor. Bu markamızda büyümeyi, bundan sonrası için yurtdışında sürdürme kararı aldık. Şubat 2018'de Huqqa ve The Market Bosphorus'u Dubai ve Dubai Mall'da faaliyete başlatıyoruz. 2018'in üçüncü çeyreğinde de Huqqa ve The Market Bosphorus'u Umman'da açmak için anlaşmamızı imzaladık. Ortadoğu'dan hemen hemen her ülkesinden teklifler var, bir yandan da bu teklifleri inceliyoruz. Aynı zamanda da Londra ve New York için lokasyon arayışındayız. Huqqa, Dubai projesi ile daha da lüks ve özel sunumların yer aldığı bir marka olarak yoluna devam edecek. Bir yandan hızla büyüyen Huqqabaz tarafında ise Ataşehir Watergarden AVM ve Yalı Ataköy'den sonra Vadistanbul'da üçüncü şubesi ile faliyete başladık. Huqqabaz şubeleşme sürecinde bundan sonra sırada açılacak lokasyonların içerisinde Almanya Mannheim, Gaziantep İkonova AVM, Bursa, Kayseri, Trabzon, Irak ve Sudi Arabistan var. Huqqabaz, Türk sokak lezzetlerini ön planda tuttuğumuz ulaşılabilir lüksün öncüsü olarak yurtiçinde ve dışında daha agresif büyümek için konumlandırdığımız markamız. Q Gıda olarak tüm markalarımızda konforu ve kaliteyi yenilikçi sunumlar ile misafirlerimizle paylaşmaya özen gösteriyoruz.

BİZE ULAŞIN