"İsrafa ve yoksulluğa çözüm üreteceğiz"

Türkiye’deki iki büyük holdingin ikinci nesil temsilcileri olan Hande Tibuk ve Serhan Süzer, bir dernek çatısı altında ihtiyaç sahibi insanlara yardım ediyor. İki genç iş insanıyla, hem TİDER adlı bu derneği hem de iş hayatlarını konuştuk.

Röportaj: Bade ÇAKAR

Fotoğraflar: Kutup DALGAKIRAN

Türkiye'nin önemli holdinglerinin ikinci nesil temsilcileri olan Net Holding Yönetim Kurulu Üyesi Hande Tibuk ve Ekore Grup CEO'su ve Süzer Holding Yönetim Kurulu Üyesi Serhan Süzer, gıda israfına dikkat çekmek ve ihtiyaç sahibi insanlara olanaklar sunmak için bir dernek çatısı altında bir araya geldi. Türkiye'de yoksulluk sınırı altında yaşayan insanların temel ihtiyaçlara ulaşabilmelerini, ardından iş edinip kendi ayakları üzerinde durabilmelerini sağlayan TİDER'in (Temel İhtiyaç Derneği) kurucusu Serhan Süzer, yeni dönemde başkanlık bayrağını sonsuz güven duyduğu dostu Hande Hanım'a teslim etti. Süzer ve Tibuk ile TİDER'i ve derneğin gelecek projelerini konuştuk.

Serhan Bey TİDER'i kurarken neyi amaçladınız?
Serhan Süzer:
Dünyanın en önemli sorunlarından biri 'gıda israfı'. Dünyada üretilen gıdaların maalesef üçte biri çöpe gidiyor. Diğer taraftan Türkiye'de her 5 aileden biri, yoksulluk sınırının altında yaşam savaşı veriyor. Gıda sektöründe profesyonel olarak çalışırken, tüm bu israfı ve yoksulluk sınırının altında yaşayan insanları görünce, bir şeyler yapmalıyız dedim. 2009 senesinde dünyada gıda bankacılığı konseptinin öncülerinden olan Küresel Gıda Bankacılığı Ağı'nın Kurucu Başkanı Bob Forney şerefine düzenlenen bir toplantıya davet edildim. Tüm dünyada farklı modellerle uygulanan 'gıda bankacılığı' sistemiyle de o toplantıda tanıştım.

Peki, nedir gıda bankacılığı tam olarak?
Süzer:
Gıda bankacılığı, bağışlanmak istenen ürünlerin bir yere toplanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması... Gıda bankacılığı dünyada açlıkla mücadelede bir araç olarak kullanılıyor. Türkiye, dünyanın geri kalanında olduğu gibi açlığın çok derin olduğu bir ülke değil. Bu anlamda şanslıyız. Öte yandan açlık sınırı altında yaşayan az insan var ama yoksulluk sınırı altında yaşayan birçok insan bulunmakta. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi anlamda bir gıda israfı mevcut. Oluşturacağımız bu yapı ile israfı engelleyerek diğer tarafta ihtiyaç sahiplerinin temel gereksinimlerini karşılayabiliriz diye düşündük. Bu amaçla da 2010 yılının mayıs ayında Gıda Bankacılığı Derneği'ni kurduk. 2014'te mevcut model beni tatmin etmediği için yeni model üzerine çalışmaya başladım. Yeni modelimiz; balık verirken balık tutmasını öğretme üzerine kuruluydu. Geçen yılın sonunda da yönetim kurulu başkanlığını sevgili dostum Hande Tibuk'a devrettim. Onun tüm hedeflerimizi gerçekleştirmek için gerekenleri yapacağımdan kuşkum yok.

Hande Hanım, dernekle bir araya gelişiniz nasıl oldu?
Hande Tibuk:
Serhan çocukluk arkadaşım. Tüm girişimlerini hep hayranlıkla takip ettim. Yoğunluğunun arasında böyle harika bir kurumu kurması ve bu noktaya getirmesini takdir ediyorum. Beni TİDER'in Soma ve Yırca'daki faaliyetlerde kadınlara sabun yapmayı öğretip, bir gelir elde etmelerini sağlamaları çok etkiledi. Merit Otelleri olarak projeye destek olduk ve sabunları misafirlerimize armağan olarak sunduk. Önce TİDER gönüllüsü oldum, ardından yönetim kuruluna girdim. 3 yıldır Yönetim Kurulu Üyesi olarak katkı sağlıyorum. Bu bir bayrak yarışı, Serhan bayrağı devretmeye karar verdiğinde bana teklif etti ve seve seve kabul ettim. Yeni dönemde kurduğumuz özgün modeli, Destek Bulutu Platformu ve Gıda Bankaları Danışmanlık programımızla Türkiye'ye yaymayı hedefliyoruz. Var olan gıda bankalarına danışmanlık yaparak çalışma kalitelerini artırmayı ve yeni gıda bankaları kurulmasını sağlamayı amaçlıyoruz. Bir yandan da istihdam programımızla bu gıda bankalarından yararlanan kişileri işe yönlendirmeye devam edeceğiz.

'Destek Market' sisteminden bahsedebilir misiniz?
Süzer:
İhtiyaç sahipleri; kaymakamlık, belediye, muhtarlıklar ve ilgili STK'lar aracılığıyla belirlendikten sonra, Destek Market'te davet ediliyor. Gıda, temizlik ürünleri gibi temel ihtiyaç ürünlerini kapalı devre bir sistemle ihtiyaç sahibi alıyor. Daha sonra dernekteki insan kaynakları departmanı devreye girerek, ön mülakatta alınan bilgilerle ailede çalışabilecek olanlarla temasa geçip iş mülakatı ayarlanıyor. Yerleştirilen ihtiyaç sahibi, ailesini taşıyabilecek duruma geldiğinde de ihtiyaç sahibi listesinden çıkıyor.

TİDER Destek Bulutu Projesi nedir?
Süzer:
Türkiye'nin her yerinde var olan gıda bankalarını bir üyelik sistemi ile bir çatı altında toplamayı hedefliyoruz. Bunun için yazılımını kendi kaynaklarımız ile geliştirdiğimiz Destek Bulutu Platformu'nu kullanıyoruz. Türkiye'nin her yerinden gıda bankaları kendi bölgelerindeki ürün bağışlarını bu platform üzerinden görebiliyor ve gidip bağışları alabiliyor. Türkiye'de işletilen birçok gıda bankası var. Bunların en büyük sorunu ürün bağışına ulaşabilmek. İlk etapta ürün bağışı bulabilseler de zamanla bu konuda zorluk çekiyor ve kaynakları varsa satın alma yapıyorlar. Gıda bankacılığı iki ayak üzerine oturuyor; biri gıda israfını önlemek, diğeri ise yoksullukla mücadele. Bir gıda bankası satın alma yapmaya başladığı zaman, bu iki ayaktan biri ortadan kalkmış oluyor. Üretici ve perakendeciler de aslında ürün bağışı yapmak istiyorlar. Fakat kapıları farklı kurumlar tarafından çalındığında tek bir yerden sistemli bir bağış yapmaları mümkün olmuyor. Destek Bulutu iki tarafta yaşanan bu problemlere çözüm oluyor.

Projenin bundan sonraki süreçleri ve hedef nedir?
Tibuk:
Projenin en büyük hedefi Türkiye'de ulaşmadığımız nokta kalmaması. Bölge bölge Türkiye'nin her yerinden üretici ve perakendecileri Destek Bulutu Platformu'na dahil ederken bir yandan da yine her yerdeki gıda bankalarına ulaşıp onlara danışmanlık programımızla destek olacağız ve onları da platforma üye yapacağız. Aynı şekilde gıda bankası açmak isteyen STK'lar ve belediyelerle de görüşerek onların gıda bankası açma süreçlerinde yanında olacağız.

Geçen sene TİDER Destek İK projesi ile ödül alarak, dünya çapında bir başarıya imza atmıştı. Bu başarıyı bekliyor muydunuz?
Süzer:
TİDER, 2017 Mart ayında Houston'da Global Foodbanking Network tarafından düzenlenen konferansta inovasyon ödülüne layık görüldü. Farklı ülkelerden gelen 8 çok değerli finalist arasından bu ödülü almayı açıkçası beklemiyorduk. Sürdürülebilirlik anlamında ideal bir model ortaya koyduğumuz için bu ödülün sahibi olduk. Özetle dünyada meslek edindirmeyi gıda bankacılığıyla bu şekilde entegre eden başka bir kuruluş olmadığı için bu ödüle layık görüldük. Bu ödül bizi çok mutlu etti ve gururlandırdı. Bu ödülle tüm dünyada gıda bankacılığı anlamında fikir önderleri arasına girdik. Şimdi en önemli hedefimiz; bu ideal modelin tüm yurda dağılmasını sağlamak. Şunun da altını çizmek istiyorum: TİDER'in başlıca hedeflerinden biri de ihtiyaç sahiplerinin kendi ayaklarının üzerinde durabilmesini sağlamaktır.

Türkiye'de bu tür yardım projelerine bakış açısı nasıl?
Tibuk:
Maalesef ülkemizde insanlar, geçmiş deneyimlerden dolayı sivil toplum kuruluşlarına önyargı ile yaklaşabiliyor. Fakat insanlar TİDER'i tanıdıkça, bizim tarafsız, bağımsız, şeffaf ve dürüst bir kurum olduğumuzu anlıyorlar. Bu şekilde bize ve yaptığımız işe inanan birçok destekçimiz bulunmakta. Daha fazla insana ulaşmak, desteklerini almak en büyük amacımız. Şu anda düzenli bağış programı üzerine çalışıyoruz. Aylık 10 TL, 20 TL gibi rakamlar aslında TİDER'de katlanarak büyüyor ve binlerce yoksul aileye destek olmamızı sağlıyor. Aynı şekilde kurumsal firmaların da desteği çok önemli. Ürün bağışı yapabilecek üretici ve perakendeciler Destek Bulutu Platformu'muza üye olarak yaptıkları bağışları gıda bankalarına hızlı ve sorunsuz bir şekilde ulaştırıyorlar. Ana prensiplerimizden biri son kullanma tarihinden önce ürünleri ihtiyaç sahiplerinin tüketmesini sağlamak. Bu konuda il tarım müdürlüğüyle de proje ortağı olarak çalışıyoruz. Böylelikle, üretici ve perakendeciler, gıda bankalarına ürün bağışladıklarında hem kendi israflarını azaltıyor hem bağışları vergi matrahından düşerek finansal kazanç sağlıyor, hem kendi imhaları sırasında ortaya çıkan çevre zararının ortadan kaldırıyor hem de ihtiyaç sahibi ailelere destek oluyorlar. Ürün bağışı yapamayan firmalar da nakdi bağış yaparak, derneğin genel operasyonları için gerekli hizmetleri ücretsiz vererek ya da birlikte gönüllü aktiviteler düzenleyerek destek oluyorlar.

Serhan Bey siz çevreci kimliğinizle tanınıyorsunuz. Türkiye'de insanların bu konu hakkındaki farkındalığı ne durumda sizce?
Süzer:
Çevreci olmak aslında bir şekilde bunu yaşam tarzı haline getirmek ile alakalı bir konu. Yaptığınız alışverişte kullandığınız torba veya bez çantadan tutun, manavdan aldığınız organik sebze meyveye, kullandığınız araca kadar her şey çevreci olup olmadığınızı yansıtmakta. Türkiye'de maalesef henüz bu konuda bilinç üst seviyede değil. Hala evlerde atıkların cam, plastik gibi ayrıştırılmasına dikkat edilmiyor. Maalesef atıkların dönüşüme katkısı olduğu bilinci henüz istediğimiz seviyelerde değil. Tabii geçtiğimiz yıllara oranla bu konuda duyarlılık arttı. Yenilenebilir enerjinin payının sürekli artması, eskisine oranla daha fazla dönüşüm kutularının konumlandırılması ve kullanılması, organik sebze meyve tüketimin artması, hayvan hakları korunması ile ilgili kanuni bir takım hareketler ve kararlar alınması, elektrikli araç kullanımının her geçen gün artması beni gelecekle ilgili olarak umutlandırıyor.

Finans ve muhasebe bölümü mezunusunuz ve küçüklükte bankacılık sektörü çalışmak istediğiniz alanmış. Nasıl oldu da enerji sektörüne geçiş yaptınız?
Süzer
: 90'lı yılların ikinci yarısında Kanada'da üniversitemde ne zaman sürdürülebilirlikle ilgili önüme bir makale çıksa büyük bir merak ve heyecanla okurdum. Bir süre ABD'de çalışıp memlekete döndükten sonra aile şirketinde çalışmaya başladım. Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en kötü ekonomik krizin olduğu 2001 senesinde başladığım kariyerimin daha ilk günlerinde 10 sene sonra her şey yolunda giderse kendi firmamı kurup beni gerçekten heyecanlandıran işlere gireceğime dair kendi kendime söz vermiştim. Nitekim öyle yaptım. Aile şirketinde 10 senelik kariyerimin ardından, 2011 senesinin Temmuz ayında da babamın kapısını çaldım ve uzun bir ikna sürecinden sonra yılın sonuna doğru kendi şirketimi kurdum. İlk kurduğum şirket güneş enerjisi alanında çalışıyordu. Tabii ailemi ikna etmem çok kolay olmadı. Her şeye rağmen beni destekledikleri için onlara da teşekkür ediyorum. İyi işler çıkardığımızı, güzel işlere, başarılara imza attığımızı düşünüyorum.

Aynı zamanda kendi deneyimlerinizi anlattığınız bir blogunuz var...
Süzer:
Evet. Öncelikle yazmayı çok seviyorum. Blog yazmanın birkaç amacı var. Birincisi deneyimlerimi ve bilgilerimi interaktif bir şekilde insanlara aktarabilmek. İkincisi kendimi anlatmak ve benimle ilgili olan her şeyi açık bir şekilde paylaşabilmek. Üçüncüsü yazmak benim için bir terapi gibi. Spor dışında yazmak bana çok iyi geliyor. Bir süredir yoğunluktan bloga zaman ayıramadım. Ancak aklımda yazmak istediğim çok fazla konu var. En kısa sürede kaldığın yerden devam edeceğim.

Önümüzdeki dönemler için projeleriniz neler?
Süzer:
Girişimlerimi uluslararası düzeye getirmek ve yurtdışında büyümeyi sağlamak en büyük hedefim. Sonuçta dedem Gaziantep ve çevresinde önemli bir işadamıydı. Babam bunu ülke çapına yayan Türkiye'de önemli bir işadamı haline geldi. Artık 3. jenerasyon olarak bizlerin ülke sınırlarının ötesine geçebilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Öte yandan, 2018 için en büyük hedefimiz yazılımını kendimizin yaptığı Destek Bulutu Platformu ile TİDER olarak ortaya koyduğumuz özgün modeli Türkiye'ye yaymak.

TİDER olarak 2018 için hedefleriniz nelerdir?
Tibuk:
4 Mart'ta Antalya'da düzenlenen Runatolia Maratonu'nda Adım Adım ile beraber 'TİDER Etkisiyle Adımların Devleşiyor' sloganıyla iyilik peşinde koştuk. Bizimle birlikte herkes iyilik peşinde koşmak için bir araya geldi. 2018 yılında hedefimiz bize destek verecek perakende veya üretici birçok tedarikçi firma ile mümkün mertebe Türkiye'nin her yerinde ihtiyaçlı ailelerimize ulaşıp destek olmak, bu ailelere sadece gıda sağlamak değil, aynı zamanda çalışabilecek bireylerine istihdam sağlayarak kendi ayakları üzerinde durmaları konusunda destek vermek. Kurumsal destekçilerimiz her sektörden olabilir, yani hiçbir sektör kısıtlamamız yok. Türkiye'deki tüm kurumsal firmalardan desteklerini bekliyoruz.

BİZE ULAŞIN