"Bizim için bu işin manevi boyutu önemli"

İş, cemiyet ve spor dünyasının ünlü ismi Metin Şen, 5 ortaklı ‘SensinO’ adlı iş modelini hayata geçirdi. Biz de bu yeni iş modelini öğrenmek için Metin Şen ve ortaklarından Burç Avcı ile bir araya gelerek sistem hakkında merak ettiklerimizi öğrendik.

Röportaj: Gülçin İŞLER FIRAT
Fotoraflar: Koray IŞIK

Herkesin gerçekleştirmek istediği hayalleri vardır; mesela moda tutkunu biriyseniz Karl Lagerfeld ile bir defilesini izlemek veya onunla yemek sohbetinde buluşmak çok güzel olurdu değil mi? Ya da tutkunu olduğunuz bir futbol takımının maçını beğenerek takip ettiğiniz bir futbol insanı ile onun locasında izlemek... İşte bu gibi hayallerini hayata geçirmek ve üstelik hayalinizi gerçekleştirirken bir STK'ya (Sivil Toplum Kuruluşu) bağışta bulunmak istiyorsanız SensinO ortakları sizin için hazır. Ünlü işadamı Metin Şen ile Burç Avcı, Murat Zorlu, İsmail Oygur ve Ömer Avşar bir araya gelerek bu iş modelini hayata geçirdiler. Biz de Metin Şen ve Burç Avcı ile bir araya gelerek bu oluşum hakkında merak ettiklerimizi sorduk.

'SensinO' nasıl bir oluşum?
Metin Şen:
'SensinO' aslında Amerika'da benzer bir iş modeli olan, bizim ise ocak ayında hayata geçirdiğimiz Türkiye'deki yeni iş girişimimiz. Ünlülerle, sporcularla, iş insanlarıyla ve profesyonellerle etkinlikler gerçekleştirip bunları açık arttırmaya sunuyoruz. Açık artırmadan elde edilen gelirin yüzde 80'i ise bir sivil toplum kuruluşuna bağışlanıyor ve işte bu yönüyle bizim için çok özel bir oluşum. Hem insanlara hayallerinde belki de bir kere yaşayabilecekleri deneyimler sunmaya çalışıyoruz hem de vakıf veya derneğe destek oluyoruz.

Sistem nasıl işliyor?
Burç Avcı:
Web sayfamız ya da mobil uygulamamızdan etkinliğin duyurusunu yapıyoruz ve kişinin o etkinliğe ilgisi var ise açık artırmaya katılıyor. 15 gün ile 1 ay arasında etkinlik kalıyor. Üyelik sistemi var. Bir açık artırma başlıyor ve bitiş zamanında en yüksek teklifi kim verdiyse o kazanıyor. Bunun dışında etkinliği yaratma kısmı var, o kısımda da Metin'in çevresi önemli. Firmalardan, markalardan da etkinlik önerileri geliyor.

Sizin payınız yüzde 20, geri kalanını derneğe bağışlıyorsunuz, ticari beklentisi düşük bir oluşum.
M. Şen:
Event'ten event'e değişiyor ama genel olarak böyle. Yüzde 80'ini bağış yapmak isteyen kişi istediği derneğe, vakfa bağışlıyor. Bu işin bizim için manevi boyutu çok yüksek. İnsanların hayallerini gerçekleştirecekleri bir platformuz ve bunu birisinin ya da birilerinin hayatına dokunarak sosyal sorumluluk projesi ile birleştiriyoruz. Ticaret, kazanç önemli ama ticaret yaparken de bu işin manevi anlamda bir hazzı var. Bu işi kurarken, bizi cezbeden tarafı da buydu.

Dernek ve vakıflar için bir nevi köprü görevi görüyorsunuz ve bunu da güzel bir amaç ile birleştiriyorsunuz, çok güzel.
M. Şen:
Kesinlikle böyle, dernek ve vakıflar için bir kapıyız, aracıyız. Derneklerin ve vakıfların bizim aracılığımızla istedikleri her kişiye ve her projeye daha geniş kitlelere yardımcı olacağı bir platformuz aslında. Şu anda da birçoğuyla işbirliği içindeyiz.

Nereden çıktı bu fikri hayata geçirmek?
B. Avcı:
Uzun zamandır yurtdışındaki etkinlikleri takip ediyorum. Bunun çok kullanılacak bir fikir olduğunu ve Türkiye gibi özellikle popüler kültüre çok meraklı bir ülkede bunun çok iş yapacağını düşündüm. O nedenle de fikrimi Metin'e anlattım.
M. Şen: Ben ticaret yapıyorum, sigortacılık, şimdi de biliyorsunuz yemeiçme sektöründe de faaliyet gösteriyorum. Yeni fikirlere, Türkiye'de çok fazla olmayan girişimcilik projelerine zaten açığım ve bu projenin de insanlara dokunan manevi boyutu ilgimi çekti. 5 kişilik ortaklık kurduk, Burç dışında Murat Zorlu, İsmail Oygur ve Ömer Avşar var. Biz ürün satmıyoruz, biz aslında insanları heyecanlandıracak, "Ben de orada olsaydım" diyebilecekleri şeyler yapıyoruz.

Adına nasıl karar verdiniz?
B. Avcı:
İsim konusu çok zor, özellikle bugünün dünyasındayken tescil edeceksiniz, sosyal medya hesaplarını alacaksınız kolay bir süreç değildi. Fikirlerden bir tanesiydi SensinO; yani o senin hayalin, sen özelsin gibi.
M. Şen: Telaffuz olarak da global bir isim. Amacımız bunu sadece Türkiye'ye değil yurtdışına taşımak, özellikle Ortadoğu ve Avrupa'ya...

Biraz etkinliklerden söz edelim.
B. Avcı:
Mesela siz moda tutkunu birisiniz ve ünlü birinin defilesini izlemek, belki marka yaratıcısıyla yemek yemek ya da backstage'e girmek vs. gibi hayalleriniz var. Ya da mesela bir üyemiz Hüsnü Özyeğin ile yemek yedi, bir tanesi yine Hüsnü Bey ile onun locasında maç izledi. Survivor'a katılmak, bir dizinin, örneğin İstanbullu Gelin'in bir bölümünde oyuncu olmak isteyenler var. Ya da mesela Sting konseri var, Amerika'da. Sting diyor ki "Ben her konserimde iki tane VIP koltuk vereceğim, hatta bu iki kişi sadece konserimi izlemeyecek, fotoğraf çekilecek, provamı izleyecek, sahne arkasına geçebilecek." Biz de bunu duyuyoruz mesela 200 dolarlık bilet aslında 5000 dolara satılıyor. Burada da prensip olarak katılımcı, yani ünlü kişi, bağış yapacağı vakfı ya da derneği kendisi belirliyor.

Manevi hazzı yüksek bir iş, ne hissediyorsunuz?
M. Şen:
Manevi anlamda bu işin hazzı başka... Survivor, O Ses Türkiye gibi etkinliklerin tüm geliri Çocuk Eğitim Derneği'ne gidiyor. Orada bir bina yapılacak muhtemelen ve buraya küçük de olsa bir katkımızın olması bizi çok mutlu ediyor. Bittikten sonra daha çok keyif alacağız.
B. Avcı: Metin'in de dediği gibi işin manevi tarafı çok başka. Normalde hepsini medyadan, sosyal medyadan takip ediyordum ama vakıfların içine girdiğin zaman onların aslında çok küçük paralara çok büyük işler başardıklarını görüyorsun. Çok değerli işler yapıyorlar, inanılmaz bir gönüllülük var. İşin içine girdiğiniz zaman onlara daha fazla yardım etmek istiyorsunuz, daha fazla neler geliştirebilirim diye düşünüyorsunuz. İş gücü için değil, fikir gücü için çok savaşıyorlar. Dolayısıyla hepsinin bir kaynağa ihtiyacı var. Şu anda vardığımız noktada çok güzel işler var. Onlardan "Bunu birlikte yapabilir miyiz?" diye dönüşler almak bizi gururlandırıyor.

Merak ettim, Hüsnü Özyeğin ile yemek yemek için ne kadar ödendi?
M. Şen:
Açık artırma sonucunda 25 bin 750 TL'yi ödeyen kazandı.

Bu işi yaparken sizin için en önemli kriterler neler?
M. Şen:
Şeffaflığa çok önem veriyoruz. İlk konumuz bu. Sonuçta bu bir nevi sosyal sorumluluk çerçevesinde yardım ve biz de mümkün olduğunca transparan olmak istiyoruz. Siz siteye girdiğiniz zaman biz teklif yapamıyoruz ama teklif yapanların adını soyadını görüyorsunuz, baş harfini, kim kaç para teklif etmiş görebiliyorsunuz. Bir etkinlik sahibi mesela Kaçuv'a bağışlamak istiyor, biz hemen kendilerine bilgi veriyoruz. Kaçuv da bunu takip edebiliyor.
B. Avcı: Metin'in söylediklerine ek olarak, ikincisi güvenliğe çok önem veriyoruz, katılımcıyı mutlaka bir güvenlik taramasından geçiriyoruz. Öncesinde mutlaka yüz yüze görüşüyoruz, sabıka kaydı, hatta bazı kişilerden kısa bir özgeçmiş istiyoruz. Özellikle de bir işadamı, önemli biriyle bir araya geleceği bir etkinlik ise.
M. Şen: Üçüncüsü de sağladığımız faydayı bir şekilde göstermek istiyoruz. Burası kar amacı güden bir şirket olmasının ötesinde kendi operasyon masraflarını çıkartsın yeter. Yepyeni bir iş modeli, insanlar arka planda bağış olduğunu duyunca hem katılımcılar hem de üyelerimiz gönül rahatlığıyla teklif veriyor.

BİZE ULAŞIN