“Evim mutluluğu ifade ediyor”

İpekyol Yönetim Kurulu Üyesi ve Ortağı Nejdet Ayaydın’ın zarif eşi Emel Ayaydın ile Çeşme Alaçatı’daki muhteşem ambiyansıyla bizi büyüleyen evinde buluştuk. Emel Hanım, evinde objektifimize özel pozlar verdi ve sonra da kendisiyle ilgili merak ettiğimiz soruları yanıtladı.

Röportaj: Gülçin İşler FIRAT
Fotoğraflar: Koray IŞIK

Alaçatı'nın kendine özgü taş ev dokusunun modern mimari yapıyla buluştuğu, 2 katlı, egzotik ağaçlarla çevrili bahçesiyle huzur dolu bir evdeyiz ve Ege'nin meşhur zeytinyağlı lezzetleriyle misafirperverliğini gözler önüne seren bir ev sahibiyle beraberiz. İpekyol Yönetim Kurulu Üyesi ve Ortağı Nejdet Ayaydın'ın eşi Emel Ayaydın, Şamdan Plus'a, Alaçatı'da 3 yıl önce aldıkları evlerinin kapısını açtı. Emel Hanım, hem evinin güzel köşelerinde harika pozlar verdi hem de samimi ve içten açıklamalarıyla kendisini, Alaçatı yaşantısını ve evliliğini anlattı.

Çok zevkli ve keyifli bir ev burası. Dekorasyonda neye öncelik verdiniz?
Dekorasyonu yaparken önceliğimiz Alaçatı ruhunu vermek oldu. Evin mimarisi modern tarzda, fakat bahçe ve teras bölümünde Alaçatı ruhunu tamamen yansıttık. Dekorasyonda Arzu Baybal'ın imzası var. Alaçatılı olduğu için bana bu modern mimari doku üstüne istediğim Alaçatı konseptini yarattı. Renkleri çok seviyorum, o yüzden renk olmasına çok önem verdim. Evi dekore ederken çıkış noktamız Murano Avize oldu ve renkleri ona göre belirledik. Benim İstanbul'daki evimde de böyle bir çıkış noktası olmuştu. İç mekanda kışlık ev ağırlığı ve şıklığı yarattık, çünkü evin mimari yapısı modern.

Dekorasyonda tercih ettiğiniz markalar neler oldu?
Terastaki kanepelerde Lunica tercih ettik. İtalyan bahçe mobilyaları kullandık, bunun yanında da kişiye özel butik mobilyalar tasarladık. Minderler özel olarak hazırlandı, dikildi. Mesela püsküller ekledik ki bohem havayı versin diye. Ev tekstilinde yatak odalarında Missoni ve Etro kullanıldı.

Evin teması nedir?
Evimiz şık, modern ve bohem bir Alaçatı evi.

Bahçe peyzaj çalışmasında neler yaptınız?
İki terasımız var bahçede. Bir bölümünde yemek masası ve oturma alanı, diğer bölümünde havuz ve havuz kullanımına bağlı oturma grubu var. Bahçeye muz ağaçları, bonzai, starliçe dikildi. Terası renklendirmek ve Alaçatı ruhunu yakalayabilmek adına hasır sepetler içine çiçekler dizayn ettik ve zeytinyağı şişeleri koyduk bahçeye, 150 yıllık geçmişi var bu şişelerin. Ekmek hamur teknesi var bahçede, meyveleri doldurduk içerisine. Bahçemiz daha bohem, renkli ve ağaçlarla egzotik, evin iç dekorasyonu ise daha modern ve şık tasarlandı.

Bu evi almaya nasıl karar verdiniz?
Bu ev, eşim Nejdet'in bana sürprizlerinden birisidir. Uzun yıllardır Çeşme'ye gidip geliyoruz, tabii ki Bodrum'da da, yurtdışında da tatiller yapıyoruz. Fakat bir dönem sonra fark ettik ki Alaçatı'da, beni de, Nejdet'i de cezbeden bir sihir var. Ya bohemliği, ya rüzgarı, ya Ege insanının rahatlığı, neşesi, huzuru bizi buraya çekiyordu. İlk olarak Alavya Hotel'e gelerek, burada bir ay kalmaya başladık. Bu arada taş evlere de bakıyorduk, ancak hem Alaçatı ruhunu yansıtan taş ev olsun hem de şık bir ev olsun istiyorduk. Sonra Nejdet'e bir arkadaşı burayı tavsiye edince bana gösterdi. İlk zamanlar otel de çok keyifliydi benim için, evimiz gibi kalıyorduk. Oğlum Doruk çok isteyince -tabii ki biz de istedik- almaya karar verdik. Burada üçüncü yazımız ve çok keyifle oturuyoruz.

Eviniz sizin için ne ifade ediyor?
Evimi gerçekten çok seviyorum. Hatta İstanbul'daki evimden bile daha çok seviyorum diyebilirim. Çünkü burada ailece birbirimize çok konsantre vakit geçiriyoruz. İstanbul'da daha koşturmacalı bir hayatımız var; okullar, iş, sosyal hayat vs. Burada ise daha çok birbirimize vakit ayırabiliyoruz ve kaliteli vakit geçiriyoruz. Dinleniyoruz. Bu ev benim için mutluluğu ifade ediyor. Biraz özgürlüğü, biraz da ara vermeyi ifade ediyor.

Evin en çok hangi köşesinde vakit geçiriyorsunuz ve neler yapıyorsunuz?
En fazla terasta vakit geçiriyorum. Evin en keyifli yerini burası olarak görüyorum. Kitap okuyorum, video seyrediyorum. Ebeveyn odamızın balkonunda da çok vakit geçiriyoruz eşim ile birlikte. Akşamları özellikle eşim ile orada sohbet ediyoruz, eşim iş maillerine bakarken, ben de kitaplarımı okuyorum.

Yaz nasıl geçiyor?
Çok güzel ve yoğun geçiyor. Çocukların spor aktivitesi çok yoğun, Doruk hem yüzüyor hem baskete hem de tenise gidiyor. Alaçatı'da Banvit'in basketbol koçundan özel basketbol dersi alıyor, Enka'da da okul takımında. Alaçatı Tenis Kulübü'nde tenis oynuyor. Yağmur, kuzenleriyle vakit geçiriyor. Ben de yürüyüş yapıyorum ve yüzüyorum. Bol bol kitap okuyorum. Bir de hobim var, çeviri denemeleri yapıyorum.

Ne güzelmiş. Ne çevirisi yapıyorsunuz?
Mesela Orhan Pamuk'un kitabını okuyorum ve deneme yapıyorum çeviri konusunda, farklı nasıl çevrilebilir diye. Benim eğlencem bu, çok seviyorum. İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum, herhalde oradan geliyor merakım.

Emel Hanım, çok göz önünde olan biri değilsiniz. Sizi biraz daha yakından tanıyalım.
Evet, ben kendi kendimle olmayı seven biriyim. İç dünyam çok zengindir. Kızım Yağmur bana, "Anne sen kendinle o kadar iyi vakit geçiriyorsun ki dışarıda bir şey yapmana gerek kalmıyor. Hiç kendi kendine bu kadar eğlenen, iyi vakit geçiren birini daha tanımadım" diyor. Kitap okumayı çok seviyorum, bana büyük zevk veriyor ve en iyi arkadaşlarım kitaplarım. İç dünyam, hayal dünyam çok zengindir.

Ne kadar güzel. Kendinizi çok seviyor olmalısınız.
Kendimi severim ama şöyle tanımlarsam daha doğru olacak, kendimle olmayı çok seviyorum. Kendimi beğenirim, güzel bulurum, severim değil de, kendimle vakit geçirmekten inanılmaz zevk alırım. Tek başıma yemeğe, sinemaya, plaja, gezmeye giderim. Hatta evlenmeden önce tek başıma seyahat ederdim, buna herkes şaşırırdı.

Şu an çalışmıyorsunuz, bildiğimiz kadarıyla.
Evlilikle birlikte iş hayatını bıraktım. Bir Amerikan bankasında yatırım danışmanlığı yapıyordum, uluslarası fon satışı yapıyordum. Bir dönem Singapur'da, bir dönem de Varşova'da çalıştım. İstanbul'daki merkezinde de çalıştım.

Evlenince kariyerinizi bırakmak sizin kararınız mıydı?
Benim de kararımdı, ama Nejdet daha çok istedi. Çok yoğun ve uluslararası çalışıyordum, Nejdet ile birlikteliğimizin başında ben Varşova'da çalışıyordum. Eşim, benim ne kadar yoğun bir tempoda çalıştığımı gördüğü için bu sistemde bir evlilik olsun istemedi. Bence ya işinize konsantre olmalısınız ya da evliliğinize; benim düşüncem tabii ki böyle. İkisini bir arada yürütenleri takdir ediyorum ama ben yürütemezdim. Nejdet tüm ilgiyi ve dikkati üstünde istiyor, çocuklar da aynı şekilde ve bu açıdan zor olurdu.

Eşiniz işi bırakmanızı teklif etti, siz de isteyerek bıraktınız. Pişmanlığınız yok anladığım kadarıyla...
Aslında teklif etmedi, biraz zorunda bıraktı. Ama ben de bunu istedim ve hiç pişman olmadım kararımdan. Hayatımdan çok memnunum. Bir seçim yaptım ve yaptığım seçim benim için çok doğru oldu ve gayet mutluyum. Evlenmeden önce nişanlılık döneminde bunu konuşmuştuk. Klasik görünebilir belki benim bu seçimim ama ben öyle düşünmüyorum. Olmam gereken yerdeyim. Olduğum yerden de çok memnunum, çocuklarımla, eşimle böyle çok iyiyim. Profesyonel iş hayatını gördüğüm için orada gelinebilecek noktayı da biliyordum, o yüzden geçmişe yönelik bir ukde kalmadı içimde.

Eşinizle nasıl tanıştınız?
Antalya'da bir tatilde tanıştık. 18 yıllık evliyiz ama öncesinde de 5 yıllık tanışıklığımız vardı. Nejdet'i görür görmez, onun çok iyi bir aile reisi olacağını görmüştüm. Sevdiğim adamla evlendim.

18 yıldır evlisiniz, maşallah. Nasıl bir evlilik sizin ki?
Maşallah, nazar değmesin gerçekten güzel bir evliliğimiz var. Huzur içinde, uyumlu, sevgi dolu, saygılı bir evlilik; arada tabii ki fikir ayrılıklarımız olur ama biz hemen müşterekte buluşuruz. Bence biz birbirimiz için yaratılmışız. Kişilik olarak çok farklı karakterleriz ama zıt kutuplar birbirini çeker malum. Ben sakinim, uyumluyum, neşeliyim, romantiğim. Nejdet daha gerçekçi, heyecanlı, iş konusunda hırslıdır. Denge var aramızda. O bana iyi geliyor, ben de ona iyi geliyorum.

Mutlu birlikteliğinizin size göre sırları neler?
Karşılıklı saygı, sevgi, anlayış, ilgi, özen, dürüstlük, netlik.

Nasıl bir annesiniz?
Demokratik bir anneyim. Sevgiye çok inanıyorum ve ne kadar çok severseniz, o kadar çok geri geldiğine inanıyorum. Çocuklardan da bunu görüyoruz zaten. Okulda çok seviliyorlar ve öğretmenler bana teşekkür ediyor çok sevgi dolu, iyi kalpli çocuklarınız var diye. Bizde ceza sistemi çalışmıyor, daha çok ödül sistemi çalışıyor. Disiplin, duruş olarak Nejdet'te. Ben katı kurallar koyabilecek ve arkasında durabilecek biri değilim, daha sakin ve yumuşağım.

Nejdet Bey nasıl bir babadır?
O da çok demokratik bir baba ama disiplin, otorite ondadır. Çok sevecen, ilgili, tatlı bir babadır, çocukları için canını bile verir.

Çocuklarla birlikte neler yapıyorsunuz?
Ailece seyahate çıkmayı çok severiz. Akşam yemeklerinde ve özellikle pazar günü ailece bir arada olmaya özen gösteririz. Doruk'un bütün antrenmanlarına, maçlarına katılırız, hiçbirini kaçırmayız. Biz de çok keyif alıyoruz onun maçlarını izlemekten. Nejdet'in iş temposu çok yoğun ama artık hafta sonunu bize ayırıyor, eskiden sadece pazar günlerini ayırırdı. Yağmur üniversite hazırlık sürecine girdiği için, onunla vakit geçiriyor.

Emel Hanım, bildiğim kadarıyla sosyal medyayı da kullanmıyorsunuz. Kendi kabuğunuzda yaşıyorsunuz.
Çok göz önünde olmayı sevmiyorum, yapıma uygun değil. Kendi kendine olmayı seven biriyim. Çeşme'de tatil yapmamın sebeplerinden biri de budur mesela. Burada daha kendimleyim, sokağa çıktığımda çok rahatım. İstanbul ya da Bodrum gibi değil, burada daha yalnızsınız. Yalnızlığı seviyorum. Kendimle o kadar ilgiliyim ve mutluyum ki merak etmiyorum başkalarını. Merakımı kitap okuyarak gideriyorum ve onlar bana çok şey katıyor. Roman okuyunca, zaten ikinci elden tecrübe kazanırsınız.

Şu sıralar ne okuyorsunuz?
Orhan Pamuk'un 'Manzaradan Parçalar' kitabını okuyorum. Pamuk hayatını, yaşadıklarını, romanlarını yazarken hissettiklerini, annesinin sigara böreği yapışını, Boğaz gemileri hakkındaki gözlemlerini büyük bir manzaranın parçası olarak anlatıyor kitabında. Gabriel Garcia Marquez'in 'Kolera Günlerinde Aşk' romanını da okuyorum bugünlerde. Karakterlerden birinin gerontofobisi (yaşlılık korkusu) ve yazarın yaşlılık sürecini betimleyişi hoşuma gidiyor.

Sizin var mı böyle bir korkunuz?
Acaba olacak mı diye belki de o kitabın içindeyim. Yok şu anda tabii ki. Çünkü mutluyum ve mutlu öleceğime inanıyorum. O yüzden yok.

Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz?
Olgun ve gerçekçi bir dönemindeyim.

Ayakları yere sağlam basan bir karaktersiniz öyle mi?
Evet, anı yaşarım ama anı yaşarken düşünerek yaşarım. Her attığım adıma dikkat ederim ve bir-iki adım sonrasını hesap ederim. Riske atmam hiçbir şeyi, planlı programlıyımdır. Bugünün işini yarına bırakmam. Çocuklarım konusunda da öyleyimdir. Mesela Yağmur'un üniversite seçimi konusunda onunla geçen seneden beri karşılıklı fikir alışverişinde bulunuyorum ve ona yol haritası çiziyorum. Onlara da derim, "Bugün verdiğin karar, attığın bir adım iki-üç sene sonra bir sonuç getirecek ve bunun sonuçlarını hesap etmek lazım". Hiç ani karar vermem.

Güzelliğinizi nasıl koruyorsunuz?
Sağlıklı besleniyorum, özellikle uyguladığım bir beslenme yöntemim yok. Küçüklüğümden beri sebze ağırlıklı beslenirim, karbonhidrat fazla tüketmem. Öğün sayım 2... Günde 2 kere yemek yiyorum. Sabah güzel, tabiri yerindeyse krallara layık bir kahvaltı ederim. Sonra saat 17.00'te ana öğün yer ve onu da sağlam yerim. İyice doyduğum için de abur cubura yönelmem. Tek kötü alışkanlığım kahve içmek; alkol de, sigara da kullanmam.

Cilt sağlığınız için neler yapıyorsunuz?
Cildim için yaptığım en iyi şey; Prof. Dr. Gönül Ergenekon'a giderim, cilt bakımına. O da bana 'Regenerative Laser Therapy' yapıyor. O uygulama benim cildimi çok iyi toparlıyor. Yaş ile beraber çökme oluyor tabii ki ve bu sistem bana iyi geliyor. Onun dışında vitamin ve hyaluronik bakımlar yapıyor.

Son olarak Alaçatı'daki vazgeçilmez rotalarınızı öğrenelim?
Köy içindeki Ferdi Baba, bir numara bizim için, ailece çok seviyoruz orayı. Kapari Bahçe, Asma Yaprağı çok sık gittiğimiz yerler. Alavya'nın kahvaltısını tek geçerim ve misafirlerimizi de Alavya'da ağırlarız. Çok sevdiğim bir oteldir. Beach olarak Spiaggia Grande, bir numara bizim için. Before Sunset ve Momo Beach de çok beğendiğimiz yerler. Momo Beach, Meksika plajlarını anımsatıyor bize, mutfağı da çok başarılı. Spiaggia Grande'nin kabaresine gidiyoruz ve çok eğlenceli oluyor. Defne Samyeli'yi, Cem Yılmaz ile birlikte ilk defa kabarede izledim, inanılmaz keyifliydi. Kenan Doğulu'nun konseri de oldu çok keyifliydi.

BİZE ULAŞIN