Karsu: ''Türkiye annem Hollanda babam gibi''

Hollanda’da doğup büyüyen caz müziğinin dünyaca ünlü ismi Karsu, Bodrum Müzik Festivali kapsamında 25 Ağustos’ta bir konser verecek. Konser öncesi buluştuğumuz Karsu, yarı Hollandalı, yarı Türk olmanın hayatına kattıklarını ve bu köklerin sanatına olan et

Karsu: ''Türkiye annem Hollanda babam gibi''

RÖPORTAJ: NAZAN ORTAÇ nazan.ortac@sabah.com.tr
FOTOĞRAFLAR: SEMİH KANMAZ

Doğuş Grubu'nun 'Doğuş'tan İyi Bir Gelecek Doğuş ile Gelecek' adlı sosyal sorumluluk çatısı altında yer alan Bodrum Müzik Festivali, 15. yılında da Türkiye ve dünyadan önemli müzisyenleri ağırlamaya hazırlanıyor. 22- 25 Ağustos tarihleri arasındaki festivalin konuklarından biri caz müziğin dünyaca ünlü genç isimlerinden Karsu... 25 Ağustos'ta, festivalin son akşam konserinde sahne alacak olan Karsu, İzmir'in başarılı orkestrası Olten Filarmoni ile bir araya gelecek. Şimdiye kadar, Carnegie Hall ve North Sea Caz Festivali gibi dünyanın pek çok prestijli mekanında ve etkinliğinde konserler veren Karsu ile öncesinde bir araya geldik ve hem konserini hem de sanat yolculuğunu konuştuk.

Hollanda'da doğup, büyüdünüz... Müzik yeteneğiniz orada, ne zaman, nasıl keşfedildi?
Müziğe ilk olarak çello ve biraz klarnet çalarak başladım. 7 yaşında piyanoya başladığımda hedefim müzisyen olmak değildi. Ama yine de çok zevk alıyordum. 14 yaşındayken, şiir, dans, müzik kategorilerinden oluşan bir sanat yarışması düzenleniyordu. Yarışmaya piyano kategorisinden katıldım. Şan kategorisinden de katılarak şansımı denemek istedim ve başarılı oldum. İlk önce çok sinirlenmiştim. Hayır dedim, ben piyanoda çok prova yaptım niye müzik kategorisini kazanmadım? İnsanlar şanımın çok güzel olduğunu söylediler. Sesim de güzel midir acaba diye düşündüm. Sonrasında konser teklifleri gelmeye başladı. Babamın restoranında piyano vardı, gelen müşteriler müzik çalmamı istiyordu. İnsanlar beni beğendikçe iyi olduğumu düşünmeye başladım ve yeteneğimi keşfettim.

Sonrasında nasıl bir eğitim aldınız?
Aslında psikolog olmak istiyordum. 19 yaşında Carnegie Hall'da verdiğim üçüncü konserimden sonra, müziği meslek edinebileceğimi düşündüm. Sonrasında konservatuara başvurdum ancak kabul edilmedim. 7 yaşından beri profesyonel piyano dersleri, 16 yaşından beri şan dersleri alıyordum. Ama konservatuara kabul edilmediğimi öğrendikten sonraki ilk hafta çok üzüldüm. İyi olmadığımı düşünüp ve beni niye almadıklarını sorgulamaya başladım. Ama sonra kendi kendime dedim ki, hayır devam etmem lazım, kabul edilmediğim için hayatım boyunca emek verdiğim müzik hedefimi yok etmemeliyim. Sonrasında başka bir konservatuara başvurdum ve kazandım. İstediğim derslere gidiyordum. Neyi öğrenmem gerektiğini, kendimi hangi noktalarda geliştirmem gerektiğinin farkında olarak eğitimime devam ettim. Ayrıca konservatuardaki öğretmenlerimden de özel dersler aldım. Hala gerekli zamanlarda özel ders almaya devam ederim. Çünkü öğrenmenin yaşı olmadığına inanıyorum.

Aileniz orada ne iş yapıyordu; onların arasında sanatçı var mı?
Babamın Amsterdam'da restoranları vardı. Çocukluğum restoranlarda geçti diyebilirim. Hataylı olduğumuz için bizim ailemizde yemeğin önemli bir yer vardır. Ancak şimdilerde benim kariyerime yoğunlaştı. Annem, üniversitede psikoloji ve pedagoji dallarında doçent olarak görev yapıyordu. Babam ise Türkiye'de suça karışan gençleri topluma kazandırmak için çalışırdı. Annem ve babam müzikle iç içedir ancak profesyonel olarak müzikle uğraşamamışlar. Babam küçüklüğünde saz çalmak istemiş ancak dedem belediye başkanı olduğu için müzisyenliğin aileye yakışmayacağını söylermiş. Babamın avukatlık, doktorluk gibi meslekler edinmesini istermiş. Annem de darbuka dersleri almış, ritim kulağı çok iyidir. Ailem, kız kardeşim ve bana hayatın her alanında şans verdiler. Annemle hemen hemen her hafta sonu sinemaya, müzeye giderdik, spora gittik.

Şu an hala Hollanda'da mı yaşıyorsunuz? Türkiye'de bir eviniz var mı?
Hollanda'nın Amsterdam şehrinde yaşıyorum, Türkiye'de evim bulunmuyor.

Kendinizi daha çok Hollandalı mı, yoksa Türk mü hissediyorsunuz?
Kendimi hem Türk hem de Hollandalı hissediyorum. Biri annem, biri babam gibi. Birini diğerinden daha çok seviyorum diyemem.

Herkesin hayran olduğu Amsterdam'da doğup, büyüdünüz... Sizin Amsterdam'ınız nasıl? Bu şehir size ne kattı sizce?
Çok fazla seyahat ediyorum, 35'den fazla ülke gezdim. Bayağı bayağı seyahat ediyorum yani... Yavaş yavaş bütün ülkeleri iyi inceleyip, kendime göre hangisi, neden seviyorum, bunları çok iyi biliyorum artık. Bak, gerçekten seyahat ve tatil için Türkiye, yemekleri ve insanları en güzeli. Ama yaşamak için Amsterdam'ı çok çok seviyorum. Çünkü uluslararası bir şehir. Yani 160'tan fazla, farklı milliyette insan yaşıyor. Benim arkadaş grubum çok uluslararası; Türkler, Afrikalılar, Güney Amerikalılar... Onun için restoranlar çok çok farklı ve herkes çok özgür. Hiç kimse karışmıyor. Sen ne bileyim, kafanda çok tuhaf bir şapkayla mı yürümek istersin? Yürü, kimse bakmaz, herkes çok rahat. Yani onun için çok çok güzel. Ve onun için kendimi dünya insanı hissediyorum.

Çok sevilen Türk şarkılarına yaptığınız cover'larla tanınıyorsunuz. Nasıl seçiyorsunuz bu şarkıları ve sanatçıların tepkileri nasıl oluyor?
Beğeniyorlar, çok güzel tepkiler geliyor. Nasıl seçiyorum? Benim stilime uzak şarkıları seçiyorum. Dinleyicilerim, ailem, arkadaşlarım bazı şarkıların bana çok yakışacağını söylüyor ama o şarkılar zaten benim stilime yakın olduğu için cover'layamıyorum. Genelde erkek sanatçıları seçiyorum, Sezen Aksu'nun da cover'ını yapmıştım. Yeni çalıştığım albümde hiç cover bulunmuyor, sadece kendi şarkılarımı yaptım. Umarım beğenirsiniz.

Genel olarak hangi Türk müzisyenlerini dinliyorsunuz? Favori sanatçılarınız kimler?
Leman Sam'ı çok dinlerim. Kalben'i, Bilal Karaman'ı çok beğenirim, iyi bir gitarcıdır. Ve tabii ki Fazıl Say...

Cover'lamak istediğiniz başka şarkılar var mı?
Şu an öyle bir düşüncem yok.

Aslında klasik ve caz eğitimi almışsınız; popüler müziğe nasıl yöneldiniz?
Klasik ve caz müzikle eğitime başladım ancak tüm müzikleri seçerim. Farklı müzik stillerini karıştırmayı çok seviyorum. Nasıl yemek yaparken farklı tatları bir araya getiriyoruz, müzikte de reggae, hiphop, caz, Türk klasik müziği gibi farklı içerikleri kombine edip müziğimi yapmayı seviyorum.

2018'de 'Karsu Plays Atlantic Records' adlı projeyi yaptınız... Neydi bu proje ve nerelerde çaldınız, nasıl geçti?
Çok güzel bir proje oldu. Ahmet Ertegün, sadece Türkiye değil dünya müzik tarihine damga vurmuş bir isim. Babası büyükelçi olan Ertegün, Amerika'daki ilk Türklerden birisi. 1947 senesinde Atlantic Records'u kurduğu günden itibaren dünyanın müzik anlayışına yön verecek yetenekleri keşfetti. Bu projede, onun hayat hikayesini anlattık. Washington'da Türk Büyükelçiliği'nde çaldığımızda bu fikir ortaya çıktı. Bunu bütün dünya duymalı diye düşündük. Bunu bir program haline getirdik. Bütün şarkıları kendi stilimize döndürmemiz gerekiyordu. Cover band gibi çıkmak istemedik ortaya. Bunun için aylarca çalıştık. Süper bir grupla bunu gerçekleştirdim. Londra'da, İstanbul'da, Ankara'da toplam 50 konser gerçekleştirdik. Çok çok güzel geçti. Ahmet Ertegün'ün ailesi ve arkadaşları da geldi. Çok sağolsunlar çok da beğendiler, çok duygulandılar. Doğru bir şey yaptığımızı düşünüyorum, benim için çok özel ve güzel bir hikayeydi.

Biraz evvel bahsettiniz; sanat hayatınızın dönüm noktası Carnegie Hall'daki konseriniz olmalı. O güne dönersek; neler hissettiniz, size neler kattı burada bulunmak?
Altı sene boyunca her hafta sonu babamın restoranında hem çaldım hem de garsonluk yaptım. Carnegie Hall konseri benim için büyük, güzel bir şeydi. Orada üçüncü konserimi vermek bana büyük bir özgüven sağladı. Ve dedim ki, "Okey, bu yaşta bu seviyeye geldim, acaba buna devam etsem ne olur?" dedim ve kendimi denemeye başladım. Kendimi hala denemeye devam ettiğimi söyleyebilirim. Hiçbir şey olmasa da problem değil. Yine okula giderim, başka eğitim alırım. Aşçı olurum, belki restoran açarım. Kendimi hiçbir şeye kilitlemek istemiyorum.

Çok da üretken bir sanatçısınız; kaç şarkı yazdınız şimdiye kadar?
Birkaç yüz tane şarkı vardır. Yeni albüm için yüz şarkı yazdık ve o yüz şarkıdan on iki tane kaldı.

Şarkı sözleriniz genelde İngilizce değil mi? İleride Türkçe söz de yazmayı düşünür müsünüz?
Şu an yaptığım albümde 12 şarkı var. Altı tanesi Türkçe ve sözlerini arkadaşımla birlikte yazdık. Benim için heyecanlı bir projeydi. Türkçem çok iyi olmadığı için yazabilir miyim bilemedim. Ekim ayının başında çıkan albümde 'Bırak Beni Böyle' isimli şarkıyı kendim yazmıştım, çok beğenildi ve dizilerde de kullanıldı. Bu durum özgüvenimi artırdı ve bu albümde daha çok yazmaya karar verdim, umarım beğenirsiniz. Albüme başlamadan önce ne yapacağımız, vereceğimiz mesaj üzerinde çok konuştuk. Türkçem çok iyi olmadığı için sözlerin çok içten olması gerekiyordu ve denedik, umarım beğenirsiniz.

Biraz anlatır mısınız yeni albümünüzü?
Bildiğiniz gibi 'Jest Oldu' parçası Türkiye'de çok popüler oldu. 'Jest Oldu'yu Jacob Lucas ile birlikte yaptık. Lucas ile müzikte güzel bir uyumumuz olduğu için birlikte albüm yapmayı teklif ettim. O da bu fikri çok sevdi. Ancak aceleyle bir şeyler yapmak istemedik, büyük bir proje olması lazım dedik. Türkçe ağırlıklı bir albüm yapmaya karar verdik. 2018'in kış ayında Fuat Saka'dan ilham almak için Datça'ya gittik. Bize şarkıya dönüştürebileceğimiz bir müzik örneği vermesini istedik. Dağın içinde bir stüdyomuz vardı. Fuat Amca bize 7/8'lik ritim veriyordu ve onunla müzik yapmamızı istiyordu. 'Beştaş' isimli şarkımızın ritmini Palamutbükü'nde bulduğumuz taşla yaptık. O ritim üzerine söz yazdık. Marmaris taraflarında Çetibeli köyü vardır, oraya gidip müziğimize devam ettik. Ardından Los Angelas'a, Kaliforniya'ya gittik. Önce müziğimizi ardından sözleri yazmaya karar verdiğimiz için doğa içinde ilham verici sakin bir yere ihtiyacımız vardı. Bali'ye gidip sözleri yazdık. Bali'den Çin'e gittik. Sözleri yazmayı tamamlamak için kendimize bir gün belirledik. Ama çok zordu, çünkü bitirdikten sonra daha iyi olabilir diyorsun. Ardından Amsterdam'a dönüp stüdyoya girdik, birkaç farklı stüdyoda kayıt aldık. Kısaca bu projeyi çok iyi düşünüp başlattığımızı söyleyebilirim. Albümde farkına vardığım birçok şeyin mesajını vermek istedim. Günümüzde insanlar çok iyi görünmek, çok güzel olmak istiyor, yaşadığı hayatı çok iyi göstermek istiyor, herkeste kendini paylaşma baskısı var. Müzik sektöründe de bu durum yaşanıyor. Herkes aceleyle müziğini piyasa çıkarıyor ve hit olmak istiyor. Sanatçılar da görünümleriyle mükemmel olmak istiyor. Ben bu albümle bu algıyı kırmak istiyorum. Örneğin, albüm kapağında çok az makyajım var. Kırmızı renk insanlara enerji verdiği için ön plana çıkarmak istiyoruz. Enerji geldiğinde, o enerjiyle hayatının iplerini kendin tutabilirsin. Başkaları ne der diye hareket etmeyerek, kendi hayatınla ilgili kararları verebilirsin. Bu sebeple herkesin konsere kırmızı renkli bir kıyafet ile gelmesini istiyorum. Bunun gibi birçok şeyi düşünerek, bu projeyi başlattık. Onun için sade şarkılarımız var, 'İtiraf ', 'Sana Ne' gibi. İşte o şarkıları dinlediğiniz anda bu bütün albümün anlamı daha çok ön plana çıkıyor.

Mültecilerle ilgili çalışmalar da yapıyorsunuz, bundan da bahseder misiniz?
Evet, bir dönem mülteci çocuklarla ilgili çalışmalarım oldu. Yunanistan'da mülteci çocuklar için okul açmıştık. Tüm dünyada da Türkiye'de de bu çocukların yardıma ihtiyaçları var. Günümüzde artık dünya oldukça modernleşmeye başladı. YGA (Young Guru Academy) ile bir köyümüze bilim setleri götürdük. Oradaki genç kızlara neler yapabileceğini gösteriyoruz. Bilim setiyle 15 dakika içinde küçük bir robot yapabildiysen, 20 yaşına geldiğinde neler yapabileceğini göstermek istiyoruz. Türkiye'de işsiz gençler var. Bu gençlerin modern mesleklere yönlendirilmesi çok güzel olur. Bu sebeple YGA ile birlikte çalıştığım için çok mutluyum.

Bodrum Müzik Festivali'nde bir konser vereceksiniz. Heyecanlı mısınız?
Repertuarımızda çok güzel şarkılar var. Yeni albümden şarkılar da olacak, Bodrum'da çaldığımız için Zeki Müren şarkıları da olacak. 'Hatırla Sevgili' gibi klasik parçalarımı da çalacağız. İlk klasik yazdığım şarkıları her zaman orkestra eşliğinde çalmayı hayal ederdim, bu hayalim şimdi gerçek olduğu için çok mutluyum. Konser için çok heyecanlıyım, Bodrum çok sevdiğim bir yer. Başarılı şefimiz eşliğinde çok güzel bir konser olacağına inanıyorum.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanmış aydınlatma metnimizi okumak ve sitemizde ilgili mevzuata uygun olarak kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak için lütfen tıklayınız.