Yakup&Dilek Avşar: ''Birlikte çalışmaktan çok memnunuz''

Türkiye’nin en iyi plastik cerrahlarından olan Dilek ve Yakup Avşar çifti, başarılarını, sadece mesleki yetilerine değil, uyumlu ilişkilerine de borçlu. Evlerini Şamdan Plus’a açan Avşar çiftiyle hem ilişkilerini hem de işlerini konuştuk.

Giriş Tarihi: 22.08.2019 14:13 Güncelleme Tarihi: 22.08.2019 14:13

RÖPORTAJ: NAZAN ORTAÇ nazan.ortac@sabah.com.tr
FOTOĞRAFLAR: ŞEREF YILMAZ

Eşlerin birlikte çalışması, birlikte ticaret yapması, ortak olması ya da aynı ofisi paylaşmaları bile büyük sorun olabiliyor. Hatta bu iş, cerrahlık gibi stres yükü fazla olan bir meslekse, karı-koca ilişkisinin bundan etkilenmesi büyük olasılık. Ancak Türkiye'nin en iyi plastik cerrahları arasında olan Op. Dr. Yakup Avşar ve eşi Op. Dr. Dilek Avşar için bu durum geçerli değil. Onlar yıllardır büyük bir başarıyla aynı kliniği paylaşıyor. Hem birbirlerinin alanlarına saygı duyuyorlar hem de mesleki olarak büyük bir dayanışma içindeler. Başarılı olmalarının sırlarından biri çok doğal olmaları. Egodan arınmış, sadece işlerini iyi yapmaya odaklanmış iki iyi cerrah onlar... Avşar çifti ile evlerinde buluştuk ve hem ilişkilerini hem işlerini hem de estetik alanındaki yeni gelişmeleri konuştuk...

Nasıl tanıştınız, var mı romantik bir hikayesi?
Dilek Avşar:
Edirne'de asistanım daha. Burun cerrahisinde başarılı bir cerrah var Yakup Avşar. Yurtdışına gidecek, Bahman Guruyon'un yanına. Guruyon, plastik cerrahinin babası sayılır. İran'dan hocası aynı zamanda. Ve ben daha yeni asistanım ve benim için en zor şey burun yapmak. Dolayısıyla hepimiz 'Yakup Abi'yi izliyoruz. 'Abi' diyorum o zaman. Bir gün ameliyathaneye girdik; ben de biraz konuşkanım. Yine konuşuyorum, başhemşiremiz, ameliyat masasının altından çarptı şöyle. "N'oluyor" dedim... "Sus" dedi, "Çok konuşuyorsun" (gülüyor)... Zaten Yakup benim şefim olduğu için hiç öyle bir gözle bakmadım; ben çömezim daha ve çok da konuşuyorum, onun da benimle ilgilenmesi mümkün değil... Derken, o sene Yakup'un Amerika'ya gitmesi gerekecekti, ama ne olduysa biz evlenmeye karar verdik (gülüyor)...

Hayranlıkla başlıyor yani...
Dilek A:
Tabii ki Yakup Avşar'ın başarısına çok özeniyorsunuz, çok iyi bir cerrah olmak istiyorsunuz ve karşınızda çok iyi bir rol modeli var. Herkes onun yaptığı ameliyatları izliyor, "Şiir gibi ameliyat yapıyor" diyorlar, insanlar İstanbul'dan ona ameliyat olmaya geliyor. Siz, hiç olmazsa onun 10'da biri olayım diye bakıyorsunuz. En yeni asistanım onun yanında düşünün. Onun başarısı, efendiliği, herkes tarafından sevilmesi, hayranlık uyandırıyordu tabii...

Amerika'ya gitmemek sizin için büyük bir kayıp oldu mu?
Yakup Avşar:
Ben kişisel yeteneklerimle yürüyen bir insanım; tasarım bazlı çalışıyorum. Belki burada kalmam daha avantaj oldu. Esasen benim birinci avantajım Edirne'ye gitmek. Hocamız çok iyiydi. O doçentliğe hazırlanırken, baş asistanlık konumu benim çok işime yaradı. Çok ameliyatlar yaptım. Bu, önemli bir baz oluşturdu. Belki Amerika'ya gitseydim, başka yönlerden avantaj olacaktı, diğer yönlerden eksiğim olacaktı. Kader işte.
Dilek A: Yakup'un plastik cerrahi bilgisi İran'a dayanıyor. Tebriz'de okumuş. Üzerine de iyi bir hocayla çalışma şansı olmuş. Yetenekleriyle de birleştirmiş.

İran'da plastik cerrahi çok iyi derler, değil mi?
Yakup A:
Şöyle söyleyeyim; İran'da tıp Amerikan bazlıdır. Şah zamanında iyi bir şekilde kurulmuş ve hala aynı şekilde devam ediyor. Teknoloji her ne kadar düşük olsa da ambargolardan dolayı, teori çok yüksek. Cerrahlar da iyi. Estetik cerrahi de çok yaptırıyor insanlar, o yüzden gelişmiş. Ama Türkiye kadar değil, çünkü Türkiye iyi bir yol kat etti. Konumundan dolayı turizme çok açık ve teknoloji de var. Düşünün, hem Batı'dan hem Doğu'dan teknoloji alabiliyorsunuz. Biz kendimizi çok iyi geliştirebiliyoruz.

Sizin kendi tasarladığınız cerrahi aletleriniz de var...
Yakup A:
Enine boyuna, sabırla çalışan birisi olduğum için hala bir şeyler ekliyorum. Mesela bir cihaz tasarladım, robotik kol tarzında. Bu cihazın tasarımının son aşamasındayım, bundan sonra dünyaya sunulacak.

Çok hızla yenilenen bir sektör sizinki. Neler var yeni teknolojiler bakımından?
Dilek A:
Yakup'un bilimsel kişiliği, fuarları yakından takip etmesi, ameliyat teknolojisine olan hakimiyeti, kliniğe de çok yeni medikal aletin gelmesine vesile oluyor. Şimdi bizim hep söylediğimiz bir şey vardı; hücre bazlı antiaging uygulamaları yapalım ki yaşlanmayı durduralım. Ve bunun için özellikle soğuk uygulamalar çok önemli. Yüze, ele, dekolteye uyguluyordum ama vücut bazlısını getirdik artık. Yani ayak tırnağından saç köküne kadar, araba yıkar gibi bütün vücudu hücre bazlı yeniliyorsunuz.​

Hocam, teknoloji geliştikçe sizin ameliyatlara gerek kalmayacak mı acaba?
Yakup A:
Dünyada öyle bir yönelim var. Ama bazı şeylerin yerini tutmaz. Örneğin yüz germeyi biraz geciktiriyor. 45-50'li yaşlarında yaptırarak, 5-10 yılı geriye çekebiliyor. Estetik operasyonlarda sonuçlar doğallaştıkça insanların estetiğe olan ilgilerinin arttığını görüyoruz. Eskiden yüz germe yaptırırdı insanlar, tamam güzel olurdu ama maske gibi bir yüz olurdu. Boyun, eller, buruş buruş olurdu. Saç içinden büyük bir kesi yapılır ama o da travma olurdu. Günümüzde, endoskopi ile yapılıyor yüz germe. Üç incecik delikten girip, yüz ve boyun toparlanıyor. Medikal estetik ise hücre bazlı parlaklık veriyor. Cilt zamanla yaşlanıyor, sizin yaptığınız bütün uygulamalarda hedef hücre oluyor. Hücre canlanınca bu sefer cilt pırıl pırıl oluyor. Cerrahi uygulamalarla medikal uygulamalar birbirini tamamlayıcıdır.

Kaç hekim var sizinle birlikte? Ameliyatları siz mi yapıyorsunuz sadece?
Dilek A:
Evet. Benim uzmanlık alanım doku. Ben en çok yağı severim. Yağ çünkü iyi bir yatırımdır. Liposuction'ı severim; bir yerden alıp başka yere enjekte etmek için. Yaptığım en sık ameliyatlardan biri lazer liposuction. Kol inceltme, bacak içi inceltme gibi... Dünya çok geliyor bunun için, çünkü lazer teknolojisini iyi kullanıyoruz. Üst göz kapağı, genital estetik, karın germe de sevdiğim ameliyatlar. Yumuşak dokuyu severim kısaca. Bunun üstüne de ne yapıyorum? Klinikte medikal uygulamalarda asistanlarımdan yardım alıyorum, bazı cilt ve vücut bakımlarıyla tamamlıyoruz. Yakup, endoskopik cerrah olarak yüz germe, burun, meme büyütme, popo protezleri gibi ameliyatlar yapıyor. Endoskop, küçük kesilerden büyük yerleri ameliyat etme ve bu özel bir yetenek ve uzmanlık gerektiriyor. Ben endoskopi kullanmıyorum. Öyle bir paylaşıma gittik.

Siz yurtdışında çok tanınıyorsunuz. Özel bir strateji izlediniz mi?
Dilek A:
Yakup'un ameliyat ettiği hastası, başka hasta getirdi. Yurtdışı hastası bir dönem Türkiye ucuz diye geliyordu. Şimdi bize gelen hasta kitlesi, "ben kendi ülkemde daha ucuza ameliyat oluyorum, ama iyi teknolojiyi burada alıyorum" diye geliyor. Azerbaycan'dan çok hasta geliyor. Bu hastalar eskiden Almanya'ya çok giderdi, onlara çok güvenirler, severler. İran hastaları, Amerika'yı çok sever, direkt oraya gider. Şimdi bizim hasta portföyümüzde onlar yer alıyorlar. Bu da çok gurur verici bir şey. Yakup A: Estetik operasyonlar için Türkiye önemli bir adres oldu. Avrupa ülkeleri, Azerbaycan, Katar, İran, Arap ülkeleri ülkemizi tercih ediyor. Kullandığımız teknolojik imkanlardan 3D maske, ameliyat öncesi hastaların heyecanını azaltıyor ve ameliyat sonrası oluşabilecek şekil konusunda somut bir sunum yapmamızı sağlıyor. Bu da tüm dünya hastalarının dikkatini çekiyor.

Yurtdışından en çok ne için geliyor hastalar?
Yakup A:
Burun, yüz germe, meme. Avrupa daha çok liposuction için, Ortadoğu ise burun ve yüz için geliyor daha çok.

Instagram sanırım estetiğe olan merakı arttırtı...
Dilek A:
Dünya, orta yaş olarak artık 65'i belirledi. 65'e kadar iyi bakmak lazım kendine. Doğru zamanda doğru estetik, yaşam tarzının doğru olması lazım. Sporunu da yapan, iyi beslenen böyle insanlar iyi rol modeli oluyorlar. Instagram'ın bu yönü iyi oldu.

Peki, birlikte çalışmak nasıl? Evliliğinizi nasıl etkiliyor?
Yakup A:
Birlikte çalışmak zor derler ama biz bir sıkıntı yaşamıyoruz...
Dilek A: Aslında yoğun bir tempomuz olduğu için birbirimizi pek görmüyoruz. Sabah evden çıkarken görüşüyoruz. Bazen ameliyathanede karşılaşıyoruz. Benim bir kadın cerrah olarak en büyük şansım, Yakup gibi bir eşe sahip olmam. Çünkü arkamda bir güç hissediyorum. Onunla beraber vakaları konsülte ediyorum ya da birlikte ameliyata giriyoruz.

Birbirinizi eleştirir misiniz? O burun olmamış, bu karın olmamış diye...
Dilek A:
Çok, çok (gülüyor)...
Yakup A: Nerede çok yahu (gülüyor)...
Dilek A: Şöyle diyeyim; mesela Yakup benim ameliyatlarıma girer, "Şöyle yap, böyle yap" der. Tecrübesini paylaşır ve ben onu dinlerim. Onun dışında bugüne kadar hiç beğenmediğimiz bir iş çıkmadı çünkü biz çok butik çalışıyoruz. Çok enine, boyuna hazırlanıp, yapıyoruz ameliyatları. Çünkü malzemeniz kumaş değil ki, insan! Bizim aile üyemiz gibi düşünürüz herkesi. Ameliyat konusunda hiç öyle bir şeyimiz olmadı çok şükür. Ama şöyle oluyor; Yakup çok prensip sahibidir. Ben mesela dolguyu, özellikle dudak dolgusunu çok severim, bütün hastalarıma da uygulamak isterim ihtiyacı varsa. Bir gün üst kattan bir uyarı geldi, "Dilek Hanım, benim burun hastalarıma artık dudak dolgusu yapmayacaksın!" (gülüyor)... Örneğin bünyesinde saç ekimi yapabilme izni olan kliniklerden biriyiz. Buna rağmen saç ekimi konusunda çok titiz davranıyoruz. Uygun olmayan tüm hastalara Yakup Bey, "Ben ektiriyor muyum? Ne gerek var?" diyor (gülüyor).

İşinize mani oluyor...
Dilek A:
Biz çok natüreliz; ihtiyaç varsa zevkle yaparız tabii ama yoksa yapmıyoruz. Örneğin karın germe ameliyatlarından önce hastalarımıza diyet ve sporu öneriyoruz. Buna rağmen düzelme olmuyor ya da istenilen sonuç alınmıyorsa rahat bir cerrahi operasyon planlıyoruz. Bütün cerrahi operasyonlara hastalarımızın psikolojik olarak da, zamanlama olarak da en rahat dönemde girmelerini istiyoruz. Eşinden ayrılık öncesi, iş değişimi öncesi gibi stresli dönemlerde hiçbir cerrahi müdahale önermiyoruz. Kişinin ruhsal ve fiziki olarak en rahat döneminde estetik operasyonları planlamasını istiyoruz. Estetiğin de doğada saklı olduğunu ve estetik uygulamalarda alınan doğal sonuçların başarıyı sağladığını hastalarımıza her seferinde ifade ediyoruz.

İş dışında neler yapıyorsunuz birlikte?
Yakup A:
Biz sporu ve gezmeyi seven bir aileyiz. Kışın hafta sonları snowboard, yazın da kite'a gidiyoruz. Baharda da golfe... Bu bizi motive ediyor ve bunlar ailecek yaptığımız sporlar. Hem kızımızla bir araya geliyoruz hem de iş stresini deşarj ediyoruz.

BİZE ULAŞIN