Yalnızlığın mis kokmalı

Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu’nun eserlerinin sergileneceği ‘Yalnızlığın Mis Kokmalı’ sergisi, 10 Ocak-15 Şubat tarihleri arasında galeri Selvin ve Harmonyhip işbirliğiyle sanatseverlerle buluşuyor.

Giriş Tarihi: 10.01.2020 12:05 Güncelleme Tarihi: 10.01.2020 12:05

YAZI NAZAN ORTAÇ nazan.ortac@sabah.com.tr

Galeri Selvin ve Harmonyhip işbirliğiyle gerçekleşecek sergide, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu çiftinin aile koleksiyonuna ait 30'a yakın sayıda büyük ebat eserleri ilk kez sergilenecek. İdealist iki ressam olarak Türk resim sanatının yükselmesi için ömür boyu çalışan Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu, tutkulu, vizyoner, coşkulu ve yenilikçi bakış açılarıyla ortaya çıkardıkları samimi eserleri, sanat izleyicilerine sunulacak. Ortak atölyelerinde farklı mekanlarda çalışan Eyüboğlu çifti, Türkiye'nin dört bir yanını dolaşarak Anadolu insanının yaşam biçimini, folklorik özellikleri plastik öğelerle birleştirerek eserlerine yansıttılar.
Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu sergisi 'Yalnızlığım Mis Kokmalı', 10 Ocak-15 Şubat tarihleri arasında Abdi İpekçi Caddesi No:45 Nişantaşı'nda ziyaret edilebilir. Galeri Selvin kurucusu, Selvin Gafuroğlu sergiyle ilgili sorularımızı yanıtladı...

Yeni serginiz hayırlı olsun... Neler göreceğiz sergide?
Sevgide ve saygıda üstün tutuğum iki sevdiğim sanatçı Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu çiftinin sergilerini düzenlemek beni hep heyecanlandırmıştır. İlk sergilerini 1992'de Ankara'da, ikinci sergilerini 2002'de İstanbul'da ve şimdi de 2020 Ocak ve Şubat aylarında, en az benim kadar heyecanlı olan proje ortaklarım sevgili Mine Namlıcı, Ekin Çirmene ve Harmonyhip işbirliği ile gerçekleştireceğiz. Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu, kariyerlerinin hem ilk dönemlerinden hem de olgunluk dönemlerinden 100'e yakın guaj ve yağlı boya tablolardan seçki sunmak ve sanatseverlerle paylaşmak, öyle umuyorum ki sadece bizleri değil, herkesi heyecanlandıracaktır. Paris'te, Andre Lhote atölyesinde tanışan, sonrasında birliktelikleri uzun yıllara yayılan bu iki güzel insanın hiç görülmemiş işlerini sergilemek, Galeri Selvin ve Harmonyhip olarak büyük bir onur vesilesidir. Sergide, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu çiftinin aile koleksiyonuna ait özel 30'a yakın sayıda büyük ebat eserleri ilk kez sergilenecek. 100'e yakın resimden 40 adetinin ilk defa gün yüzüne çıkacak, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu'nun ilk çalışma yıllarından başlayarak son eserlerine kadar birçok farklı eserleri yer alacaktır. Aynı duyguları yaşayan sanatçıların portreleri, natürmontları, peyzajları, İstanbul manzaraları ve kumlardan yaptığı eserleri daha önce hiç olmadığı kadar kapsamlı şekilde bir arada olacak.

Bedri Rahmi Eyüboğlu ve eşi Eren Eyüboğlu'nun Türk resim sanatındaki yerini anlatır mısınız?
İdealist iki ressam olarak Türk resim sanatının yükselmesi için ömür boyu çalışan Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu, tutkulu, vizyoner, coşkulu ve yenilikçi bakış açılarıyla ortaya samimi eserler çıkarmışlardır. Çağdaş Türk resminde adı konmamış bir 'Bedri Rahmi Ekolü'nden söz etmek mümkün. Ressamlığı ve şairliğinden çok, hocalığını önemser. 1936'da başlayan Akademi'deki hocalığını ölümüne kadar sürdürür. Yıllarca topladığı, damıttığı birikimini cömertçe öğrencilerine aktarır. Hala Akademi'nin efsane hocalarından biri olarak anılır. 21 Eylül 1975'te, 45 yıl önce, 64 yaşında kaybettiğimiz Bedri Rahmi Eyüboğlu, bu adanmışlık halindeki hayatı ve eserleriyle kendisi de bir mite dönüşmüştür. İsmi, Anadolu kültürünün en zengin karakterlerinden biri olarak, dünya durdukça yaşayacaktır. Bedri Rahmi Eyüboğlu ile 1936'da evlenerek Türk vatandaşı olan Eren Eyüboğlu, yaşamı boyunca Anadolu'yu kendisine vatan bilir. Sanat yaşamında esin kaynağı olarak, folkloru, coğrafyası, kültürel zenginlikleri ile bir çağlayan gibi akan Anadolu pınarından beslenir ve üretir. Pek çok Türk ressamının kendi kültüründen ve resimsel anlayışlarından uzaklaşarak, bu topraklarda oluşmuş düşünce ve sanatsal ürünlerini görmezlikten geldiği, yüzünü Batıya döndüğü yıllarda, başkalık ve ötekilik hegemonyasına kapılmadan sanatın evrenselliğini duyumsayarak, yüzde yüz Türkiyeli bir sanatçı olur.

Her ikisinin de farklı teknikleri var. Farklılıkları ve benzeştikleri noktalar nelerdi?
Bedri Rahmi ile tutkuları, üslupları, konuları, sanat görüşleri genellikle paraleldir. Aynı zamanda birbirlerinin en yakın, en acımasız eleştirmenleridir. Bedri Rahmi ile Anadolu'nun pek çok yerini gezen Eren Eyüboğlu, resimlerinde yarı soyut ve dışavurumcu denebilecek bir doğa görüşüyle, Anadolu insanını ve geleneksel yaşama dair konuları işler. Sanat yaşamı süresince çeşitli değişim ve gelişmeler geçirse de, resim karşısındaki ciddiyetini hayatının sonuna kadar korur, başkaları sevsin/sevinsin diye resim yapmaz. Eserlerinde folklorik özellikleri plastik değerlerle bütünleştirir, biçim olgunluğunu ve anıtsallığı yeğleyerek süslemecilikten kaçınır, portre ve figürlerinde ise ışık-gölge dağılımını bu kaygı doğrultusunda düzenler. 1930'lardan 1980'lere kadar gerçekleştirdiği eserlerde, doğaya ve yöreselliğe bağlı kalarak, çağdaş ve özgün bir biçime ulaşma çabası sezilir. Bedri Rahmi'nin iki boyutlu ve nakışçı üslubuna karşılık, daima etnik-yöresel anlatımlara plastik değerler kazandırma eğiliminde olduğu gözlenir. Bedri Rahmi Eyüboğlu, 45 yıl beraber yürüdüğü hayat ve sanat arkadaşı Eren Eyüboğlu'nu, "Eren doğuştan ressamdır, ben sonradan olmayım!" cümlesiyle özetler. "Sanat mı yapmak istiyorsun? En büyük perhiz yalnızlık!" diyen Bedri Rahmi Eyüboğlu, sanatçıların sanatlarını icra ederken yalnızlıklardan beslendiklerine inanıyordu. Ortak atölyelerinde farklı mekanlarda çalışan Eyüboğlu çifti, Türkiye'nin dört bir yanını dolaşarak Anadolu insanının yaşam biçimini, folklorik özellikleri plastik öğelerle birleştirerek eserlerine yansıttılar. Dönemlerindeki diğer sanatçılardan oldukça farklı denemeler yapan çiftin sanat eserlerinde aradıkları şey sahicilikti.

Sizin için Eyüboğlu çifti ve sanatları ne ifade ediyor?
Anadolu'dan derlediği temel figürleri sanatının baş köşesine koyarak, soyut araştırmaları, daha doğrusu Anadolu mitolojisini soyutlama çabaları söz konusudur, sanat serüveninin özünde... Bir röportajında, non-figüratif yani soyut resim için ne düşündüğü sorulur: "Ben non-figüratif yerine kısaca nakış diyorum. Bizim nakış sanatımızla bu cereyan arasında çok önemli bir bağ var. Her ikisi de etraftaki şekilleri taklit ederek değil, icat edilmiş şekiller ve renklerle düzen kurar. Bizim nakışlarımız etrafı ve dünyayı taklit etmezler ama birbirlerini taklit ederler. Bizim nakışımızın resim alanına dökülmesi için Garp kültürüyle yoğrulmuş bir resim anlayışı şarttır. Nonfigüratif çalışma tarzı henüz çok genç olmasına karşılık sağlam temeller üzerine kurulmuştur. Büyük yapılara, büyük sanayiye, büyük yayın basım işlerine karışarak toplumla temas kurabilirse az zamanda baş döndürücü bir çabuklukla gelişebilir. Dayandığı en sağlam temel müzik anlayışıdır. Müzikte taklit yoktur, icat vardır. Bir kompozitör, eserini etraftaki sesleri taklit ederek değil, imkânlarını gayet iyi bildiği sazlardan çıkacak sesleri icat ederek kurar. Sahici ressam da elinden çıkan her rengi, her biçimi icat etmekle sorumludur. Non-figüratif çalışma tarzının yayılabilmesi için müzikte sazın tuttuğu yeri resimde tezgâhın tutması mümkündür." Bedri Rahmi'nin sanatını besleyen bir başka unsur da, onun resim ve edebiyatı daima at başı götürmesidir. Düşünen bir beyin, işleyen bir bilek kuşkusuz, resimlerine de yansır, şiirlerine de... Şiirleri arasında en bilineni, hiç şüphesiz hemen hemen herkesin ezbere bildiği 'Karadut'tur. 1946 Ağustos'unda yayımlanan şiir, Bedri Rahmi'yi hayatı boyunca etkileyen bir aşkın ürünüdür. Aşk ve resim de at başı gider, tıpkı edebiyat ve resmin at başı gitmesi gibi... 'Resim ve Tabiat Aşkı' başlıklı yazısında bu konudaki yaklaşımını şöyle dile getirir: "Aşık, sevgilisinin yalnız gözlerine veya saçlarına değil onun yürüyüşüne, nefes alışına, konuşmasına topyekûn aşıktır. Eğer resmini yaptığımız tabiat parçasından sevdiğimiz mevzuyu olduğu gibi itaat edecek kadar tam değilse, onu yalnız eserimize varmak için bir basamak veya bir tecrübe tahtası gibi kullanıyorsak, bizim tabiat aşkımızdan herkesin şüphe etmeye hakkı vardır. Su katılmamış bir tabiat aşkı, ressamı mevzuuna tam bir hayranlıkla bağlayan sevgidir."

Seçki, hangi koleksiyonlardan derlendi?
Tüm seçkiyi aile koleksiyonundan derledik. Hepsi arşivli, belgeli ve sertifikalı eserlerdir.

Her biri ayrı önemlidir tabii ama sizin kişisel olarak beğendiğiniz ve etkilendiğiniz eser hangisi?
İki sanatçımız da demin bahsettiğim gibi birbirlerinden değerlidir. İkisi de benim için özel sanatçılardır. Bedri Bey'in doğallığı, halkın doğallığı gibidir. Bu nedenle Anadolu mitolojisinden yaptığı soyutlamalar beni hep etkilemiştir. Eren Hanım'ın ise portreleri benim için duygu yüklü, samimi ve içtendir.

BİZE ULAŞIN