Mine Kalpakçıoğlu: ''Pozitif insan güzeldir, iç güzelliği dışa vurur''

Cemiyetin en güzel kadınlarından, i̇letişim uzmanı Mine Kalpakçıoğlu, “Dünyanin en iyi̇ makyajını da yapsanız, negati̇f duygular içindeyseniz itici̇ görünürsünüz” diyor. Cape Bodrum Luxury Hotel’de bir araya geldi̇ğimiz Kalpakçıoğlu, birbirinden güzel pozlar eşli̇ğinde hem Bodrum aşkını hem sağlıklı yaşamının detaylarını anlattı.

Giriş Tarihi: 01.07.2020 11:41 Güncelleme Tarihi: 01.07.2020 11:46

RÖPORTAJ NAZAN ORTAÇ nazan.ortac@sabah.com.tr
FOTOĞRAFLAR MEHMET MUTAF

Covid pandemisi birçok sektörle birlikte iletişim sektörünün yapıtaşlarını da değiştirdi. Uzun yıllar iletişim sektörünün içinde olan ve lüks markalara iletişim stratejileri geliştiren Mine Kalpakçıoglu, sehirlerarası seyahat yasaklarının kalkmasıyla Bodrum'a gelerek, buradaki müsterileri için en iyi yol haritasını oturtmak üzere çalışmaya basladı. Herkes için Bodrum tatil demek, ama Kalpakçıoğlu için uzun karantina sonrası esas iş şimdi start alıyor. Hatta o kadar yoğun ki, yazlık evini bile açmaya fırsat bulamadığından Cape Bodrum Luxury Hotel'de kalarak, işlerini yerinde takip ediyor. Kalpakçıoğlu ile hem işini hem de dillere destan olan spor tutkusunu ve güzelliğini konuştuk…

Sezon malum bu yaz biraz geç basladı… Normalde neler yapardınız yaz başında, bu yıl nasıl bir değisşklik gösterdi?
Yaz ayları herkesin aksine bizim halkla ilişkiler işinde yoğun bir sezondur. Artan enerjilerle, tatillerin başlamasıyla etkinliklerimiz de hız alır. Yeni markalar, yeni iş birliktelikleri bizi bol bol çalışır tutar. O yüzden tam ara dönem olan nisan ayı başında denizi çok sevdiğim için sıcak yerlere seyahate gider, dönüşte spora başlar, mayıs ayında 1 hafta Avusturya Vivamayr sağlık merkezinde arınır, hazirandan itibaren yoğun işe başlarım. Aralarda hızlandırılmış minik tatiller yaparım sadece; 2-3 gün Yunan Adaları'na kaçar, Güney sahillerinde sevdiğim veya yeni keşfedeceğimiz mekanlara giderim. Genelde yazın İstanbul ve Bodrum arasında mekik dokurum. Bu yıl malum 3 ay iş hayatı çok yavaşladı, evde bol bol dinlenme fırsatı buldum. Ve ondan sonra ilk tatilimde sizinle bu röportajı yaptığımız Bodrum Cape Hotel'e geldim. Yazın ağırlıkta burada kalıp Bodrum'daki işlerimizle uğraşacağım. Yurtdışını bu sene düşünmüyorum; Güney Ege sahillerinizin keyfini çıkarmayı planlıyorum.

Tüm yazı Bodrum'da mı geçiriyorsunuz? Neler yapıyorsunuz Bodrum'da?
Kurucusu olduğun T.I.M.E PR halkla ilişkiler şirketinin Bodrum'da lüks segment müşterileriyle ilgilenip; yeni güzel projelere imza atmayı planlıyorum. Birçok arkadaşım Bodrum'da evlerinde olacaklar, bol bol onlarla görüşmeyi, arkadaşlarıma ve aileme daha fazla zaman ayırmayı planlıyorum.

Aslında eviniz de var Bodrum'da ama bu kez otelde kalmayı tercih ettiniz, değil mi?
Mert ve Kaan, İstanbul'da kaldığı için yazlık evimi açmadan ben de keyifli bir hafta geçirmek istedim ve yenilenen Gündoğan'daki Cape Bodrum Luxury Hotel'e geldim. Benim için sade şıklık ve güzel deniz çok önemlidir, o yüzden bu sakin koyda hem iş hem tatili bir arada yapıyorum.

Bodrum sizin için ne ifade ediyor?
Bodrum çok yönlü, hem doğa, hem tarih zenginliği olan bir tatil ilçemiz. Bunun yanı sıra hem otantik hem de çok uluslararası bir topluluğu olan bir yer. Epey yabancı yaşayanı var, çok yabancı turist çekiyor ve bu sayede çok sade ama kaliteli servis veren yerler ağırlıkta. Ayrıca Bodrum'dan çok kolay Yunan Adaları'na da geçiliyor. En sevdiklerimden Leros ve Patmos mesela… Ayrıca Bodrum'un iklimi tam bana göre, nem az ve hafif rüzgar hep var.

Buradaki vazgeçilmez rotalarınız neler? Nerede denize girmeyi seversiniz mesela?
Bizim Barbaros Reserve Residence'ların plajı en güzel plajlardan biri. Gündoğan Cape Hotel ve içindeki Escape Beach, Maçakızı; öğlen yemekleri ve happy hour, Türkbükü Miam; balıkçı restoran olarak en sevdiklerimden…

Sosyalleşmek ve spor için nereyi tercih edersiniz?
Sosyalleşmek için aslında genelde arkadaşlarım ya bana gelir ya biz onlara gideriz. Hele bu sene daha çok öyle olacağa benzer. Spor içinse windsurf için Gündoğan Oli Yelken Okulu'nda rüzgar sörfü yaparım, Cape Hotel gym'de çalışırım, bazı günlerde de Barbaros Reserve Residence'ta yoga dersine katılırım.

Oğlunuz Kaan Taşkent de sizinle gelir hep Bodrum'a… O neler yapmayı seviyor yazın Bodrum'da?
O da benim gibi denizde yüzmeyi oynamayı çok sever, onunla bol bol sahilde raket oynarız, tenis oynarız, motosiklete bineriz. Bazen birlikte balık tutmaya çıkarız akşam gün batımında. Onun da benim gibi çok yakın arkadaşlarının ailelerinin Bodrum'da evleri var, sürekli herkes birbirinin plajında toplanırlar, günü geçirirler. Akşamları ise yemeğe giderler ve dans etmeye giderler. Gençler için Bodrum biraz büyük ama alışık olanı rahatsız etmiyor.

Bu arada geçmiş olsun, oğlunuz Covid'i atlatmıştı… O süreçten biraz bahseder misiniz?
Kaan, İsviçre'de okuyor. Bu olaylar çıktığı esnada sınırlar kapanmadan bir gün önce Türkiye'ye döndü. Okulundan veya seyahat esnasında virüsü aldı sanıyorum… Döndükten birkaç gün sonra rahatsızlandı, fakat çok hafif halsizlikle birkaç günde geçirdi, ciddi bir belirti olmadı.

Çok yoğun bir iş hayatınız var… Şu sıralar meşgul olduğunuz projelerden bahseder misiniz?
Halkla ilişkiler işindeyiz. Bodrum'da olan birkaç otel, restoran ve giyim firması için yoğun çalışıyoruz, zira hiç hazırlıklı olmadığımız farklı bir dönemden geçiyoruz. Yabancı müşteriler ise eylüle kadar bekleme kararı aldı, o yüzden biz de daha çok Bodrum'da olan müşteriler için burayı merkez üssü yaptık.

İletişim sektörü de Covid'le birlikte değişim gösterdi… Siz pandemi sonrası yeni bir yol haritası çıkarttınız mı?
Mecburen çıkardık. İmajdan çok güven vermek, çok daha önemli bu dönemde. Bunun için müşterilerimizle birlikte çalışıp, daha kurallara uyulduğunu; ekstra önlemler alındığını duyurmaya uğraşıyoruz. Sosyal medya kullanımın artışıyla bol bol sosyal medyadan mesajlar iletiyoruz. Hedef kitleyi bir aile misali koruyarak, onlara hizmet verilmesini sağlamak amacıyla daha fazla yakın çevreye hizmet vermeye çalışıyoruz.

Yazın rehavetinden dolayı form korumak pek mümkün olmuyor ama siz çok fitsiniz her zamanki gibi...
Ah sormayın, #evdekalTürkiye döneminde ben tam tersi tüm sınırlarımı açıp içeri mülteci hamur işleri, şekerli gıdalar, tatlıların ve her türlü yemediğim gıdanın girişine izin verdim!!!! Ve çok hareketli bir insan olduğumdan eski normalde çok hareket eder, çok adım atardım. İşte bu yüzden epey kilo aldım. Ancak son bir ay şekeri kestim ve akşam yemeklerini hafif yiyerek saat 5'e çektim. Kardiyolu antremana döndüm ve bir ayda tekrar olmam gereken normal fitliğime döndüm. Normalde şubat sonu başladığım yaz hazırlığımı bu sezon yapamadım ama zaten bu yaz fazla fit gözükmektense sağlıklı gözükmek daha önemli!

Spor tutkunuzla biliniyorsunuz… Sağlıklı bir yaşam ve form tutmanın ötesinde neler ifade ediyor spor sizin için?
Aslında ben sporu zayıf olmak ve fit olmak için yapmıyorum. Zaten bunun için beslenme daha önemli; beni tanıyanlar da bilir benim iştahım meşhurdur ve pek kısıtlamam kendimi, çok aşırı yemedikçe. Spora çocukluğumda başladım ve benim için yemek yemek, uyku uyumak gibi bir yaşam unsuru. Nasıl uyku uyumadan, yemek yemeden yaşayamazsınız, spor da benim için aynı önemde. Spor yaptığım zaman, hele doğa içinde spor yaptığım zaman benim için bu saatler meditasyon, psikolog terapisi gibi oluyor. Mutluluk hormonlarım tavan yaptığı gibi zihnim açılıyor ve kreatif yönüm artıyor. Dolayısıyla çevremdeki herkese de çocuklarını çok küçük yaşta spora alıştırmalarını, aktif yaşamı öğretmelerini söylerim hep.

Snow-board, kick box, çıplak ayak su kayağı, motocross gibi ekstrem sporları da seviyorsunuz... Nasıl başladı bu merak?
Çok meraklı bir insanımdır. Hatta hayat arkadaşım Mert beni "Ekstrem meraklı Naciye" diye çağırır bazen. Her şeyden biraz dem almak, tat almak üzere kurulu yapım. Dolayısıyla genç yaşlarda sporu da çok sevdiğim için ve basketbol gibi takım sporları yaptığım için hep sporcu arkadaşlarımla değişik şeyler denemeyi severdik. Ormanda ailelerimiz kampinge gittiğinde biz dağlara tırmanır, ağaçlara tırmanır, tüm gün aktif olurduk. Büyüdükçe doğada, açık havada yapılan her türlü aktiviteyi sevmeye başladım. Rafting, bungee jumping, snowboard, kayak, ormanda motocross, go cart, yarış araba kullanma, bootcampler, neler neler yapmadım ki. Bir yerde görüp seyrederken adrenalin ihtiyacı duyup gidip denemediğim aktivite ve spor az sanırım (gülüyor).

Doğa sporlarıyla uğraşmanın bir felsefesi var, bu felsefeyi gündelik hayatınıza da taşıyabiliyor musunuz?
Çocukluğumda ailem doğayı çok sevdiği için bayağı ciddi büyük ormanlara gider kamp kurardık. Çok şık Afrika çadırı tipi sarı bir çadırımız vardı; hep birlikte kurar, 3-4 gün ormanda geçirirdik. Her doğaya gittiğimde çocukluğumda geçirdiğim mutlu anlar bir film gibi aklıma geliyor ve bana terapi yapıyor. Kapalı alanlarda spor yapmayı ancak mecbur kalırsam yapıyorum. Yıllardır ağırlık çalıştığım Orhan Yılmaz ve daha fonksiyonel antrenman yaptığım Gökçen Arıkan da bilir, kışın evde bile yapsam antrenman esnasında tüm pencereler açılır, yağış yoksa bahçeye çıkılır vs. Doğa ve spor benim için tereyağı ve bal ikilemesi gibi. Bu arada kahvaltıda en sevdiğim şeydir tereyağı ve balı karıştırarak yemek.

Çok güzel bir kadınsınız. Güzellik sırlarınız neler? Zamana nasıl meydan okuyorsunuz?
Çok naziksiniz, teşekkür ederim. Benim için güzellik sağlıklı bir vücut ve sağlıklı bir ruhtur. Kendiyle barışık, pozitif düşünceyle hayata bakan bir insanın iç ruh güzelliği dışarı vurur; sağlıklı insan pozitiftir, sevecendir, o yüzden sağlıklı bir bünye ve vücut yapısı sizi olması gerektiği gibi iyilik sevgi saygı dolu bir insan yapar. Gerisi bence çok boş. Dünyanın en iyi makyajını da yapsanız negatif duygular içindeyseniz itici ve bakımsız gözükürsünüz. Ayrıca 'yediğin neysen osun' felsefesine inanıyorum; o yüzden sağlıklı beslenmeye dikkat etmeye çalışıyorum. Senede 2 kere Avusturya'da Vivamayr sağlık merkezinde detoks yaparım. Cildime doğal yağlar dışında bir şey sürmem ve makyaj yapmayı çok sevmem. Spor yapınca terlemenin cildi temizleyip sıkılaştırdığında inanıyorum o yüzden çok fazla dışarıdan bir şey yaptırmam. Çok mimikli konuştuğum için alnıma ve göz etrafıma senede 1-2 botoks yaptırırım.

Rafine stiliniz de çok beğeniliyor ve kadınlar tarafından takip ediliyor... Siz nasıl tanımlarsınız stilinizi? Nerelerden alışveriş yaparsınız? Asla giymem dediğiniz şeyler neler?
Çok naziksiniz, pek moda tutkunu değilim, benim için önemli olan kendimi iyi hissettiğim kıyafetleri giymek. Alışverişe gittiğim zaman rahat ama feminen kıyafetleri severim. Neremin güzel, neremin defolu olduğunu bilirim; örneğin bacaklarım düzgündür o yüzden şort giymeyi severim; ama üst tarafım zamanında fazla spordan kalındır ve genetik olarak bizim aile kadınlarında hep bir göbek vardır o yüzden üstü kaparım gömlek veya bol kıyafetle. Ayakkabı tutkunuyum, güzel bir ayakkabı ile kıyafetlerimi tamamlamayı çok severim. İş hayatım benim hayatımın en çok bölümünü kaplıyor, o yüzden işte daha özenli spor giyinmeyi severim. Gündüz çok nadir topuklu giyerim; genelde güzel bir elbise bile giysem altına lastik ayakkabı veya babet giyerim. Bence insan kendi vücudunu tanıyıp giyinmesi çok önemli.

BİZE ULAŞIN