Nazlı Keçili: ''Bilinçli sanat takipçisi olmak şart''

Artkolik sanat platformunun kurucusu yazarımız Nazlı Keçili, kültür ve sanat dünyasından gündemi paylaşıyor.

Giriş Tarihi: 19.11.2020 12:07 Güncelleme Tarihi: 19.11.2020 14:18

artkolik.net

Tartışılmaz 2020 yılının en büyük darbe alan sektörlerden biri de kültür-sanat dünyası oldu. Ancak tarihte doğal afetler, salgınlar, savaşlar her zaman dünyada yeni dönemler açmış ve yaratmıştır, bu da bir gerçek. Bu sefer de zaten son dönemlerde hızlı bir çıkışta olan dijital dünya özellikle de pandemi ile birlikte altın çağına girdi diyebiliriz. Dünya evlere kapandı. Eğitimden alışverişe, toplantıdan happy hour'a telefonunda internet olan 7'den 70'e herkes ister istemez dijital dünyaya adım attı. (Ki bu yaş aralığının 1'den 100'e alınması gerektiğini düşünüyorum artık.) Dijital kanalların popülaritesi artarken müzeler, galeriler, sanatçılar, müzisyenler, kültür merkezleri gibi yaratıcı dünyanın oyuncuları da harıl harıl bu kanallarda var olma yolları aramaya başladılar. Dijital konserler, sergiler, seminerler arttı. Müzeler koleksiyonlarını dijitale açtı, sanal gerçeklik ile çalışmalar arttı. Konser salonları, filarmoni orkestraları ve sanatçılar ücretsiz konserler verdi. Aslında bu bir fırsat bu insanoğluna… Kendini dinlemesi, tüketimi bırakıp üretimi artırması, unuttuğu insanlığı, dayanışmayı, dostluğu hatırlaması, hepimizin aynı fırtınada ve aynı gemide olduğumuzu idrak etmesi ve bulunduğumuz dünyayı kurtarmamız için dil, din, ırk ayırmaksızın bir dayanışma içinde olmamız için bir uyarı ve belki de bir şans olduğunu düşünüyorum. Bunun paralelinde de hayatımız da uzun bir süre daha böyle devam edeceğine göre kültür ve sanat dünyamızı hem takip etmek hem destek vermemiz açısından bilinçli bir dijital seyirci, dinleyici, katılımcı, sanatsever ya da sanatçı olarak dersimizi iyi çalışıp hem dijital dünyaya iyi adapte olmalı hem pandemi tedbirlerine uyarak mümkün olduğunca da randevu sistemi ile çalışan galeri ve müze sergilerini ziyaret edip sanatla ve kültürle olan bağımızı asla koparmamalıyız. Sonuçta bugünler geçecek her ne kadar yeni dünya sistemleri gelmiş gelecek olsa da insanoğlu yine sokağa çıkacak sosyalleşecek ki gezecek, öğrenecek. Her ne kadar sanal gerçeklik hayatımızın içine birçok alanda girmiş ve girmeye hızla devam ediyor da olsa ben Leonardo Da Vinci'nin "Last Supper"ını canlı görmenin, Komagene Krallığı'nın kalıntıları arasından Nemrut Dağı'nda güneşi batırmanın ya da Anıtkabir'e 3 metre yaklaşabilmenin hazzını hiçbir sanal gerçekliğin verebileceğini şu anki aklımla düşünemiyorum. Ancak sadece kültür ve sanat üretimlerini her ne kadar geniş bir kitlelere ulaştırabilirsek insanımızı ve gençlerimizi üreticilik, yaratıcılık ve bilgi açısından o kadar doldururuz. Dolayısıyla canlı ya da dijital çocuklarınıza lütfen sergi gezdirin. Müzelere, galerilere götürün. Sanatçıları anlatın, kültür merkezlerine gidin. Ülkemizin ve dünyanın önemli tarihi, kültür ve turizm alanlarını gösterin...

Guggenheim Müzesi

TOPRAKLARIMIZ MUHTEŞEM KÜLTÜRLERİN EV SAHİBİ

Ünlü Rus arkeolog ve araştırmacı Sklarov'un söylediği gibi "Eğer dünya tarihi yeniden yazılacak olursa, bu hareketin başlangıç noktasının Türkiye toprakları içerisinde olduğu yazılacak." Dünya medeniyet tarihinin en eski topraklarından birinde yaşıyoruz. Hititlerden Perslere, İskender'den Roma İmparatorluğu'na, Bizanslılardan Osmanlı İmparatorluğu'na... Muhteşem kültürlere ev olmuş topraklarımız… Ancak üzerinde yaşadığımız dünyanın en eski ve büyük medeniyetlerinin bizlere bıraktığı bu kalıntıları, eserleri bizler ne kadar biliyoruz? Aslında doğduğumuzdan itibaren müthiş geniş bir sanat tarihi ağında yaşamamıza rağmen ne kadar sanattan haberdarız. Benim eğitim dönemimde resim dersi vardı, sanat kelimesi hiç kullanılmazdı. Derste de genelde bir ev, ağaç, güneş ve bulutlar çizdirilirdi. Maalesef o dönemin çocukları bugün hala sanatı sadece resim ile bağdaştırıp "Ben sanattan hiçbir şey anlamam, çöp adam bile çizemem" diyerek kendilerini sabote ediyorlar. Bu insanlar bilim insanı, doktor ya da siyasetçi belki ama sanat ile ilişkisini resim çizmek ile bağdaştırıyor. Ne kadar yanlış... Bakın, ne diyor Cornell Üniversitesi eski başkanı diplomat ve uluslararası ilişkiler profesörü David Skorton "Milletimizin geleceği matematik ve okuma bilgilerimiz kadar yaratıcılığımız ve etrafımızdaki kültürleri anlama becerilerimize de bağlıdır." Günümüzde artık şirketler ve organizasyonlar hızla gelişen bu global rekabette oyuncu kalabilmek icin çalışanlarının çok alanlı ve yaratıcı düşünme gücü olan bireyler olmalarını tercih ediyorlar. Sosyal bilgiler kadar sanat eğitiminin de farklı alanlarda fikir ve bilgi gelişiminde uyumlu ve mantıklı bağlar kurmamızda yeteneklerimizi geliştirdiği bir gerçektir. Üyelerine ekonomik ve iş dünyasında araştırmalar sunan Conference Board Organizasyonu yaratıcılığı iş dünyası liderleri arasında ilk beşte bulunması gereken bir özellik olarak belirtmiş. İnsanımıza yaratıcılığın, sanatın çizim becerisi ile paralel olmadığını, kültür sanat eğitiminin seçmeli ya da tercih ile alakalı olmaması gerektiğini, bunların bir insanın gelişmesinde son derece önemli olan değerler olduğunu toplum olarak anlamalıyız. Sizinle önümüzdeki günlerde gerçekleşecek kültür- sanat etkinliklerinden bir seçki paylaşıyorum. Hem vaktinin çoğunu evde geçirenler hem de etkinlikleri yerinde deneyimlemek isteyenler için bir seçki: artkolik.net/yazilar/ sanat-dijitalde-bizimle-8611 adresinde. Evde vakit geçirirken kültürel faaliyetlere devam edebilmemizi sağlayan dünya çapında 500'den fazla müze ve galeriye çevrimiçi olarak ulaşabiliyoruz. Ek olarak Google Arts & Culture'ın koleksiyonu Londra'daki British Museum, Amsterdam'daki Van Gogh Müzesi, New York City'deki Guggenheim ve daha pek çok sanat, tarih ve bilim hakkında bilgi edinebileceğiniz yüzlerce yer içeriyor. Dünyada ve ülkemizde e-kitap arşivleri ve dijital kütüphaneler günümüzde kitaba erişimi oldukça kolay hale getirdi.

Van Gogh Müzesi

Evden çıkmadan gezebileceğimiz müzeler

Evden Çıkmadan Ulaşabileceğimiz Milyonlarca Kaynak

BİZE ULAŞIN