Elif Doğan: “Hayallerin değil hedeflerimin peşindeyim”

Sempatik, enerjik genç bir oyuncu Elif Doğan. Onunla karşılaştığınız ilk anda çekim gücü yüksek enerjisiyle sizi de etki alanına katıyor. Yüzünde kocaman bir gülümseme... Kendisiyle ilgili ilk izlenimleriniz bunlar ama çok daha fazlası da var. Şimdilerde ATV ekranlarındaki Gençliğim Eyvah dizisiyle izleyici karşısına çıkan Doğan, yakın markajımızda.

Giriş Tarihi: 26.08.2020 10:51 Güncelleme Tarihi: 26.08.2020 11:01

RÖPORTAJ İREM ORHAN irem.orhan@sabah.com.tr
FOTOĞRAFLAR SERHAT HAYRİ
MODA EDİTÖRÜ BİLGECAN KOÇANA
SAÇ GARAGE/RAMAZAN BATAK
MAKYAJ MESUT ÖZUZUN
MODA EDİTÖRÜ ASİSTANI MERT EKEN
FOTOĞRAF ASİSTANI ARDACAN TOPAL
MAKYAJ ASİSTANI BAHAR GÜLHAN
MEKAN İÇİN FOUR SEASONS HOTEL BOSPHORUS'A TEŞEKKÜR EDERİZ.

Sıcak bir yaz gününde şehirde Four Seasons Hotel Bosphorus'ta buluşuyoruz Elif Doğan ile. Kendisi yeni tanıştığımız bir isim değil ama şu anki rolüyle belki de kariyerinde şimdiye kadar olmak istediği yerde, onu en güçlü hissettiğimiz halde. Atv'nin eğlenceli konusuyla olduğu kadar oyuncu kadrosuyla da dikkat çeken dizisi 'Gençliğim Eyvah'ta 'Azra' karakterine hayat veriyor Doğan ve "Her biri çok kıymetli sanatçılarla birlikte oynadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum" diyor. Set günü çekimler boyu şarkılar mırıldanıp, neşesi yüksek bir gün geçirmemize katkıda bulunan İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müzikal Bölümü mezunu genç oyuncu, "Oyunculuktan da önce hayatımın her anında müzik vardı. O, her zaman sığınak olarak gördüğüm bir alan" diyerek müziğe olan tutkusunun da altını çiziyor. Ama anlattıkları bu kadarla da kalmıyor. Hangi kombinin içine girse onun ruhuna bürünüyor, kıyafetler değiştikçe onun içinden de başka başka kadınlar çıkıyor. İşte gün boyu her an farklı bir yönünü keşfettiğimiz Elif Doğan ile İstanbul'da bir yaz günü…

Atv'de yayınlanan Gençliğim Eyvah dizisiyle her hafta izleyiciyle buluşuyorsunuz. Bu, nasıl bir yolculuk sizin için?
Dizinin hikayesi ve karakterleri çok sıcak. Uzun zamandır ekranlarda görmediğimiz ama çok özlediğimiz, aile samimiyetini anlatan bir iş. Senaryoyu ilk okuduğum an, bu yanı beni çok etkilemişti. Şimdi içinde olmaktan ve her hafta seyircilerimizle buluşmaktan ötürü çok mutluyum. Yoğunluk olarak biraz ağırlığı var tabii ama keyifle çalıştıktan sonra o kadar da yorucu olmuyor.

Dizide Cengiz Bozkurt, Levent Ülgen ve Günay Karacaoğlu gibi oyunculuk konusunda çok tecrübeli isimlerle çalışıyorsunuz. Onlarla karşılıklı oynamanın en keyifli yanı ne oluyor?
O anlamda kendim çok şanslı hissediyorum. Her biri çok kıymetli sanatçılar. Onlarla çektiğimiz her sahne çok eğitici ama en büyük şansımız aynı zamanda harika insanlar olmaları. Öyle keyifli vakit geçiriyor ve öyle çok eğleniyoruz ki beraber... Komedi oynamanın da cilvesidir muhakkak, enerjimiz o yönde çalışıyor artık fakat onların kendilerine ait bir mizah duyguları da var ki, gülmekten katıldığımız ve hatta bazen sahneleri çekerken çok zorlandığımız anlar da oluyor.

İçinden geçtiğimiz pandemi sürecinde set ortamında olmak nasıl? Motivasyonunuz yerinde mi, nasıl hissediyorsunuz?
Tüm önlemleri alarak başından beri hazırlıklı ve tedbirliyiz. Aylarca evde kalarak kendimizi korumanın üzerine ilk sete çıktığımız zamanlar biraz endişeliydik ama zamanla aldığımız tedbirlere inancımız ve hem ekibin hem de oyuncu kadrosunun azami dikkatiyle daha güvende hissederek devam ettik. Çok şükür şimdiye kadar da herhangi bir aksilik yaşamadık. Bir de yaptığınız işi seviyorsanız şartlar sizi zorlasa da devam etmeye oldukça istekli oluyorsunuz. Elinizden gelen önlemi aldıktan sonra işinizden aldığınız zevk ağır basıyor ve motivasyonunuz tavan yapıyor.

Dizide canlandırdığınız karakterin sizi heyecanlandıran yönleri neler?
Azra deli dolu, heyecanlı ve hevesli bir karakter. Annesi gibi çabuk parlayan ama babası gibi çok merhametli ve yufka yürekli. Yoğun bir duygu cümbüşü var onda. Bu da bana aşırı geniş bir skala sunuyor. Oyun alanımı ferahlatıyor. En başından beri beni heyecanlandıran ve hala da o heyecanı taze tutan unsur da bu. Bir de Azra tam bir duygu insanı. O ne kadar kalbiyle hareket eden biriyse, ben de o denli mantığımla yol alan biriyim. Hayatımın her alanında son sözü hep aklıma bırakırım. Azra'nın onca rengi bir noktada bana da sirayet ediyor. Onun ailesine olan bağlılığı ve sevgisiyle empati kurabiliyorum. Kendi aileme düşkünlüğümden bir parçayı onda da görüyorum. Sürekli hareketli olan bir duygu paleti bence bir oyuncunun içinde bulunmak istediği dünyayı da beraberinde getiriyor.

Bu yapımda başrolde izliyoruz sizi ve bu kariyeriniz için önemli bir gelişme. Bu yükseliş, sonrası için üzerinizde baskı oluşturuyor mu?
Sonrası için endişe etmeyi bırakmak sanırım şu sıralar hayatımın en önemli derslerinden. Hayatın tam bu anda aktığına inanıyorum; ne bir önceki, ne de bir sonraki. Dolayısıyla şu an içinde bulunduğum durumdan ve konumdan keyif alıyorum ve de mutluyum. Gelecek adımı da o ana gelince düşünmeyi seviyorum.

Oyunculuğun size en iyi gelen tarafı ne?
Duygular arasında dans edebilmek çok cezbedici benim için. Başka insanlarla empati kurabilmeyi öğretiyor bana. Biraz daha farkındalığımı artırıp karşımdakini de anlayabilmemi sağlıyor. Perspektifimi genişletiyor.

Ünlü olmak ile ilgili, yani pek çok insan tarafından sevilen ve takip edilen biri olarak kabul etmekte zorlandığınız ya da sizi sıkıntıya sokan durumlar oluyor mu?
Ünlü olmak tabirini sevemiyorum. Yaptığım işin hitap ettiği kitlenin genişliğinden dolayı böyle bir karşılığı olması benimle ilgili değil aslında. O işin mecrası ve ulaştığı kişilerle ilgili. Tıpkı bir öğretmenin kitlesinin sınıfı olması gibi bizimki de yani. Sadece sınıfın mevcudu biraz daha fazla.

Peki, şans hayatınızın neresinde? Şans kelimesinin tılsımına inanır mısınız?
Şans kelimesine inanırım ama ona inandığım kadar mucizelere de güvenirim. Evrenin enerjisine çok inanırım. İstediğimiz şeyleri hayatımıza çekebildiğimize çokça şahit oldum. Bu yüzden evrenin akışına inancım tam.

Oyunculuk gibi tutkuyla bağlı olduğunuz başka disiplinler de var mı? Ya da bir gün bu işi yapmaktan vazgeçseniz bir B planı yaptınız mı?
Oyunculuktan da önce hayatımın her anında müzik vardı. Bütün çocukluğum, lise yıllarım korolarda geçti. Üniversitede de müzikal tiyatro okudum. B planı gibi değil de, her zaman bir sığınak olarak gördüğüm bir alan benim için müzik.

Moda dünyasıyla aranız nasıl? Trendleri takip etmeyi sever misiniz?
Modayı çok takip eden biri değilim. Rahat ve günlük tarzlara daha yakın hissediyorum kendimi. Tabii ki işim gereği bazı alanlarda güçlü ve trendlere ait parçalar da kullanıyorum. Ama benim için genellikle rahat ve kullanışlı olması öncelikli.

Spor ve düzenli beslenme konularına aşırı ilgili olanlardan mı yoksa akışına bırakanlardan mısınız?
Sporla aram çok yok galiba. Düzenli devam etmeye motive olup, üç, dört ay devam ettiğim de oldu ama hepsi hüsranla sonuçlandı. Bu alışkanlığı edinemedim bir türlü. Ama kesinlikle yoga aşığıyım. Yoga hayatımda o kadar çok mucizeye sebep oldu ki… Büyük değişiklikler yaşadım yogayla. Son bir senedir 'Yin Yoga' yapıyorum. Hayatın bütün telaşının aksine sakinlik ve dinginlik üzerine bir öğreti ve form. İç huzuru yakalamak ve dengeyi kurabilmek için müthiş etkili. Günlük akışta iki ayrı çalışma yapıyorum. Uyanınca günü karşılamak için, uyumadan önce de günün yorgunluğunu ve stresini atmak için.

Son yıllarda estetiğe ilgi de gitgide arttı. Siz estetik konusuna nasıl yaklaşıyorsunuz?
Şimdiye kadar estetikle ilgili bir işim olmadı ama herhangi bir önyargım da yok. Size iyi gelecek, kendinizi iyi hissettirecek neyse onu seçmekten daha doğal bir şey yok.

Röportajımızın sonuna doğru yaklaşırken, aşkta nasıl bir dönemdesiniz? Şu an aşk en basit tanımıyla nedir sizin için?
Aşk sevginin en yüksek, en tutkulu halidir bence. Sevgi de zamanla oluşan, büyüyen bir duygu. Onu çok anlam yükleyip bir kişide birleştirmekten ziyade, sevgiyi ve sevgiyle hareket eden insanları hayatıma katmaya çalışıyorum.

Son dönemlerde kurduğunuz hayaller genellikle ne ile ilgili oluyor? Gelecek dönemde sizi televizyon dışında başka mecralarda da görür müyüz?
Hayal kelimesinden çok hedef kelimesini severim. Daha gerçekçi ve mümkün kılıyor bence düşünceleri. Maddesel olarak muhakkak isteklerim vardır ama uğrunda çalışıp çaba gösterdiğim şeyler genellikle manevi. Bunlar da son zamanlarda çoğunlukla iç huzuru ve dengeyi bulabilmekle ilgili. Sürekli olan o telaş halinden sıyrılıp kendimi sakinlikle buluşturabilmekle, derin nefesler alıp verirken o nefeslerin sakinliğinde o anın tadını çıkarabilmekle ilgili...

BİZE ULAŞIN