Ahu Yağtu: ''Güzellik güzel düşünceden başlar''

İstisnai bir güzel o! Bakışı, gülüşü farklı, beyaz camın ardından hissettirdiği duruşu ve incelikli ruhuyla apayrı biri Ahu Yağtu. Ama çok daha fazlası da var...

Ahu Yağtu: ''Güzellik güzel düşünceden başlar''

RÖPORTAJ İREM ORHAN
FOTOĞRAF BURCU KARADEMIR
MODA EDITÖRÜ ANIL CAN
MAKYAJ ALI RIZA ÖZDEMIR
SAÇ İBRAHIM JUNIOR

Atv'de yayınlanan 'Kardeşlerim' dizisiyle son dönemde kariyerinde yukarıya doğru gittikçe daha da hızlanan bir ivme kazanan Ahu Yağtu, orijinal güzelliği ve zarafetinin yanında cool duruşu ve net tavırlarıyla da kendine hayran bırakıyor. Tüm set yoğunluğu arasında hayat verdiği Suzan karakterini bir günlüğüne de olsa üzerinden sıyıran güzel oyuncu ile deyim yerindeyse 'renkli rüyalar otelinde' pembe düşlere daldığımız keyifli bir çekimdeyiz.

Şimdilerde atv'de yayınlanan 'Kardeşlerim' dizisiyle izleyiciyle buluşuyorsunuz. Nasıl bir yolculuk sizin için?
Benim için hikayeyi okuduğumdan beri içinde olmak istediğim bir proje. Hikayeyi çok beğendim. Karakter özellikleri çok güçlüydü, çatışmalar çok kuvvetliydi. Bu yüzden en başından beri tutacağına inandığım bir projeydi. Bu sebepten de gelişim süreci uzundu, sabretmek zor oldu. Geçtiğimiz ağustosta dahil oldum projeye, kasım sonu gibi de başladık ve üç dört ay beklemek durumunda kaldım, bir tek o kısım zordu benim için. Ama karakterler ve cast belirlendikçe her şey çok daha heyecanlı olmaya başlamıştı. Güzel bir işe girişmiş olduk ve sonuçlarını da görmeye başladık.

İçinden geçtiğimiz pandemi sürecinde sette olmak nasıl? Motivasyonunuz yerinde mi, nasıl hissediyorsunuz?
Set ortamında pandemi sürecinde çalışıyor olmak benim için çok büyük bir şans ve lüks, öyle görüyorum. Eğer çalışmıyor olsaydım, kendimi tanıyorum, motivasyonum çok daha düşük olurdu. İlk karantina sürecinden bu zamana baktığımda olayın şokuyla bir şey anlamadık ve evde olmak mutluluk vericiydi, kendimize döndük. Bir takım şeylerin ne kadar kıymetli olduğunu anladık. Şu an set ortamında olmak çok kıymetli. Bu sebeple de motivasyonum yerinde diye düşünüyorum. Elbette motivasyonun düştüğü zamanlar da oluyor. Dengesizlik ve kontrol dışı şeyler olabiliyor, zorlandığımız oluyor. Hepimizin içinde bulunduğu bu zamanlar zor, enerjisi sert. Kendimizi dengede tutabilmeliyiz, yoğun çalışsak da kendimize iyi bakmalıyız.

Dizide hayat verdiğiniz Suzan karakterinin sizi en heyecanlandıran tarafları neler oldu? Zaman zaman kendinizle özdeşleştirdiğiniz yönleri oluyor mu?
Suzan da benim gibi bazı durumlarda fazla sakin kalabiliyor. O yönümüzü benzetebilirim sanırım. Diğer yandan Suzan, ailesi ve kocası tarafından biraz hırpalanmış ve ezilmiş, emrivakilere ve manipülasyonlara maruz kalmış bir karakter. Dolayısıyla kendine çok güvenen biri değil. Konuları ele alış biçimi ve tepkileri farklı. Bazen dengesizlikleri oluyor, yüksek tepkiler veriyor, bazen de o ezikliği kabul etmiş görünüyor. Sanki tüm dünya ona karşı savaş açmış gibi. Kızı ile sürekli çatışıyor çünkü karakterleri çok tezat. Kendi kendine hayat savaşı veren bir kadın ve bir anne. Ama Suzan'ın güçlü bir tarafı da var ve bu her zaman olmuş.

Pandemi süreci pek çok alanda köklü dönüşümleri de beraberinde getiriyor. Böyle zamanlarda bu dönüşüm süreçleri kimileri için heyecan verici oluyor ama sizde durumlar nasıl?
Pandemi sürecinin başında olayın da şoku ile ne olduğunu anlamadan, içe dönüş yaşadım ben de. Bu süreci farklı algılar ile geçirdim. Farkındalık seviyemin arttığını gördüm. Olaylara bakış açım tamamen değişti. Bende mutluluk yarattığını düşünüyorum. Yüksek tuttuğum motivasyonum, enerjim ve algım ile yeniden aynı sürece geri dönünce, daha tecrübeli olarak hayatımda "Nereye gidiyoruz" sorusunu sorduğumu gördüm. Herkes de sorguladı bunu. Ancak anladığım bu sorunun bir cevabı olmadığı. Sürecin yalnızca kabul ederek aşılabileceğini gördüm. Dengeyi ve motivasyonu bırakmamalı. Ve hayır çok fazla endişe de yaşamıyorum. Endişe yaratacak düşüncelerin bana ulaşmasına izin vermiyorum. Dolayısı ile de olaylardan çok fazla etkilenmemeye özen gösteriyorum. Duyarsız kalmaktan bahsetmiyorum tabii ki ama kendimi yıpratacak, üzecek, enerjimi düşürecek her şeyden kendimi uzak tutmaya çaba gösteriyorum. O anlamda da gerçekten elimden geleni yapıyorum.

Dışarıdan gördüğü kadarıyla siz çok ilgili ve kuralları olan bir annesiniz gibi. Peki, acaba oğlunuz Kemal'e sorsak hakkınızda neler söyler?
Evet, kuralları olan bir anneyim. Soruyu cevaplarken merak ettim ve Kemal'e ilettim soruyu; ondan şöyle bir cevap aldım, çok tatlıydı; "Annecim sen çok tatlı, şeker, sevgi dolu bir annesin. Ama bazen istediklerimi yapmıyorsun. Tamam, ben seni anlıyorum, benim iyiliğimi istiyorsun ama benim de istediklerimi yapsan çok iyi olur" diye cevap verdi. Çok hoşuma gitti. Onun ağzından duymak beni memnun etti. Mecburen kurallı olmalıyım, çocuklara yeri geldiğinde sınır çizmemiz gerekiyor ki, kendilerini güvende ve iyi hissetsinler. İlgi de çok önemli, her an ilgilenen bir anneyim.

Son dönemlerde 'doğal güzellik' yükselişte, güzellik algısı yeniden şekilleniyor gibi. Ama bir taraftan da, kadınlar yine kendileriyle yani oldukları halleriyle pek mutlu değil gibi. Estetik dokunuşlar ise günümüzde hiç olmadığı kadar revaçta. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz konuyu?
Estetik konusu nereye varacak, ben gerçekten merak ediyorum. Çünkü herkes bir kalıba girmeye başladı. Büyük dudaklar, uzun kirpikler… Abartı bir durum var. Herkesin kendi seçimi elbette. Kim kendisine neyi yakıştırıyorsa o şekilde hareket etmekte özgürdür ama ben tek tip insanlardan oluşan bir yere sürüklenmekten hoşlanmıyorum. Kendimle ilgili ne yapıyorum diye sorarsanız, valla çok da bir şey yapmıyorum. O hep denilen 'küçük dokunuşlar' var ya, gülüyorum o lafa da ancak hepimiz minik dokunuşlar ile idare ediyoruz. Günün sonunda zaten hepimiz yaşlanıyoruz, sarkıyoruz ve kırışıyoruz. Kabul etmemiz gerekiyor süreci. Kimse yaşlanıyor diye kendine bakmayı bırakmamalı. Bakım yaptırmak, cildine iyi davranmak, ona göre beslenmek çok önemli. Güzellik içten başlar diye düşünüyorum. Önce güzel düşünceden başlar. Sonra beslenme ile devam eder. Kişisel bakımdan ibaret olduğunu düşünmüyorum.

Moda dünyasıyla da aranız her daim çok iyi ama seçimlerinizle eleştiri aldığınız da oluyor. Bu durum sizi nasıl etkiliyor?
Moda dünyasıyla aram her zaman iyi oldu. 28 sene oldu neredeyse modanın içindeyim. Beni neyle eleştirdiler bilmiyorum. Stilimle ilgili olabilir. Herkes her şeyi beğenmek zorunda değil. Benim kendimce bir stilim var, bazen eclectic giyiyorum bazen vintage ile günümüz trendleri veya basicleri birleştiriyorum.

Her ünlü ismin olduğu gibi sizin de hakkınızda doğru ya da yanlış pek çok haber yapılıyor. Siz olumsuz haberlerden ne kadar etkileniyor, psikolojinize nasıl bir set çekiyorsunuz?
Özel hayatı korumak ve sınırlarımı çizmek bana aittir. Tabii ki benim de bir kırmızı çizgim var ve ona saygı gösterilmesini isterim. O noktada da çok doğru bir duruş sergilediğimi düşünüyorum. Magazin basınında çıkan haberlerle gelince, benim o haberlerle bir ilgim yoktur. O nedenle yapılan yalan haberlerle ilgili herhangi bir konuya malzeme olmam.

Bugüne kadar hayalini kurup gerçekleştiremediğiniz bir şey var mı?
Hayaller değişkenlik arz eder çünkü gerek zamanlamamıza gerek gençliğe göre, önceliklere ve hatta şartlara göre hayaller de değişir. Benim hayallerim genelde gerçekleşti. Çabasız gerçek oldu. Hayat akışında bir duruş sergiliyorsanız çok fazla çaba göstermenize gerek kalmıyor. Hayal ettiğiniz şeyi hayat size zaten sunuyor.

Evlilik kelimesi ile yakınlığınız ne?
Birbirini seven iki insanın illa evlenmesi gerekmiyor. Birlikte yaşayıp bir ömrü geçirebilirler. Yoldaş olabilirler. Birbirlerine arkadaş olmaları için illa eş / karı-koca olmalarına gerek yok bence. Bir aile kurmak isteniyorsa ama tabii o da neden olmasın.

AHU YAĞTU RÖPORTAJININ VE FOTOĞRAFLARININ TAMAMI ŞAMDAN PLUS YENİ SAYISINDA...

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanmış aydınlatma metnimizi okumak ve sitemizde ilgili mevzuata uygun olarak kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak için lütfen tıklayınız.