''Yazarlık çok gizemli ve ilahi bir süreç''

Son kitabı Levla ile ilgili, “Levla, insanlığın yükseliş sürecine katkı sağlayan bir başlangıç serisi. Kadınları erkeklerin derinliğine doğru yolculuğa çıkarıp, erkeklerinse kimyasını değiştirecek bir roman” diyen Nalan Miri Sözer ile yeni kitabını konuştuk.

Giriş Tarihi: 13.09.2021 11:26 Güncelleme Tarihi: 13.09.2021 11:26

RÖPORTAJ İREM ORHAN

Son kitabı Levla ile kadın erkek ilişkilerinin bilinmeyenlerini ve bir kadının arayış yolculuğunu konu alan Nalan Miri Sözer, her sayfasını büyük bir merak ile okuyacağınız keşif dolu bir romana imza atmış. Kitabı hakkında, "Hayatı anlamak, kendini çözmek ve mutlu olmak isteyen her yaştan kadın ve erkek okumalı, çok değişik diyaloglar ve çözümlemeler var. Hikaye, sürekli merak uyandıran bölümleriyle yaşam ve insana dair farklı boyutları keşfetmemizi sağlıyor" diyen Sözer ile, yazarlık macerası ve son kitabının bilinmeyenlerini konuştuk.

Son kitabınız Levla'nın bir ortaya çıkış hikayesi var mıdır?

İlk kitabım Hayat 40'ta Başlar üç yıl önce çıktı. Aslında aynı türde spesifik içerikte yaşam farkındalığı konusunda erkekler için rehber bir kitap yazmayı planlıyordum. Ancak hayatın beni çok zorladığı dönemde sağ omzumu üç yerden kırıp "Hayat beni niye bu kadar zorluyor? Niye hep benim başıma geliyor?" sorusu ile başlayan sorgulamalarım, yeni bir süreci başlattı. Karşıma çıkan üstatların aktarımları, farklı insan hikayeleri ve dinlediğim olaylarla kitabım bir romana evrildi. Böylece Levla kendi kendini yazdırmış oldu. Yazma kanalımı tamamen konsantre olarak açık tuttuğum için de son ana kadar hatta baskıya giderken dahi kurgu ve diyaloglar için gelen mesajlar eklendi. İsmi de başka bir şey olacak iken yayınevim Artemis ile yaptığımız toplantıda adı Levla olsun dedim ve çok beğenildi, böyle oldu.

Bazı yazarlar kitap yazarken hikayeyi kendi yaşantılarından esinlenerek yazar, sizde durum ne?

Ben yazarken sadece aracı olduğumu düşünüyorum. Tüm insanlığı ilgilendiren konularda, ilahi kaynaktan yani hayatın her katmanı, her alanı ve anından gelen bilgi, mesaj, farkındalık, soru, problem, ödülleri kitaplarımda kurgu haline getiriyorum. Bir eser yazmaya niyetlendiğinizde bir cümle bazen gördüğünüz bir rüyadan bile oluşabiliyor. İnsanlığı ilgilendiren yaşamsal tökezlemeler, göremediğimiz gerçekler, sorunlar, seyahatler mutlaka kitaplarımda oluyor. Sanırım bu nedenle de kitaplarımın içeriği çok gerçekçi oluyor ve okuyucularım karakterlerle bağ kuruyor, içselleştiriyor hatta cümlelerin altlarını çizip tekrar tekrar okuyor. Dediğim gibi, başlangıçta hiç farkında olmadan, karşıma çıkan farklı frekans ve farkındalıktaki insanların katkılarıyla yazıldı.

Peki, Levle'da karakterler nasıl ortaya çıktı, kurguyu nasıl oluşturdunuz?

Levla'nın yazımı iki yıl sürdü. Bir kadının arayış yolculuğu, kadın erkek ilişkilerinin bilinmeyenlerini içeriyor. Hayatı anlamak, kendini çözmek ve mutlu olmak isteyen her yaştan kadın ve erkek okumalı. Çok değişik diyaloglar ve çözümlemeler var. Macera, sürekli merak uyandıran bölümlerle bazı cümleler yaşam ve insana dair farklı boyutları keşfetmemizi sağlıyor. Bazı yazarlar roman kurgusunda matematiksel bir hesap yapıyor olabilir ama ben tamamen akışta yazıyorum. Her şey puzzle'ın parçaları gibi bütünü tamamlıyor. Levla'da ayrıca etnik kültürlerle, ilginç bilgileri, trendy bakış açılarıyla gelenekçi yaklaşımları, fütürist öngörülerle insan hikayelerini birleştirdim.

Kitap okudukça bizi içine çekiyor. İçimizden biri gibi olan, bu denli gerçekçi karakterleri oluşturmak için özel bir çalışmanız oldu mu?

Çok içselleştirerek yazdığım için olabilir. Üretim sürecinde kahramanlarımla bir süre sonra günlük hayatta ya kafamın içinde konuşuyorum ya da onlar benimle konuşuyor. Hikayenin bütününde, karaktere ilişkin en baskın yönünü kafamda oluşturuyorum. Sonra diyaloglar akıyor, karakterin yan özellikleri ve fiziki özellikleri sonradan geliyor. Mesela ana kahraman Levla, naif, hayatında hep aşkı aramış, sanatçı ruhlu, piyanist bir kadın. Ama kendinden o kadar uzaklaşıp 35'lerine kadar o kadar çevresindeki insanlara endeksli yaşamış ki, hayatla baş edememeye, kaybolmaya başlamış. Çoğumuz gibi... İnce yapısı, dikkat çeken gözleri ve kızıl saçları en son oluşan özellikleri oldu. En yakın arkadaşı Sayra, hepimizin olmasını isteyeceğimiz özellikte bir kadın arkadaş. Fırlama, matrak, hayatı ti'ye alan, erkeklere anlam yüklemeyen, hazırcevap laf ebesi olgun bir kadın. Çok eğlenceli ve yol gösterici. Diğer kahramanlar ise dünyanın dört bir yanından erkekler ve kadınlar...

Geçmişten günümüze yaşamış yazarlar arasında kendinizi hangi yazarın yerine koymak isterdiniz?

Yazarlık çok gizemli ve ilahi bir süreç. İyi olan her yazar, yaşadığı dönemi belgeleyen eserler çıkarmaya ilişkin bir görevli. Böylece hem kendi döneminde yaşayan insanlara hizmet ediyor, hem de sonraki kuşaklara... Ben de zamandan bağımsız eserler yaratmayı önemsiyorum. Dünyada kitapları önerilen ilk on yazar arasında olmayı hatta edebiyat dünyasının Fredy Mercury'si olmak isterim.

BİZE ULAŞIN