Sedef Gali: ''Şehirdeki kaos yaratıcılığımı aktive ediyor''

Arnavutköy’deki yeni taşındığı galerisi ArtHouse’da bir araya geldiğimiz Sedef Gali ile yeni yerindeki projeleri, son üretimleri ve sanatçı işbirlikleri üzerine konuştuk.

Giriş Tarihi: 03.04.2021 14:12 Güncelleme Tarihi: 03.04.2021 14:12

Röportaj: İrem Orhan
Fotoğraflar: Koray Işık

Modern sanatı üç kelime ile "Özgünlük, özgürlük ve yenilenme şekli" olarak tanımlayan Sedef Gali, modern sanat ile çağdaş sanatı iki farklı akım olarak ayırıp analiz etmek gerektiğini düşünüyor; "Modern sanatta stil özgürleşmesi görürken, çağdaş sanatta fikir özgürleşmesini gördük" diyor. Son yıllardaki çalışmaları ile adından sıkça söz ettiren Sedef Gali ile düzenlediği sanat atölyelerini, güncel projelerini ve meraklıların yeni resim atölyelerine ilgisini konuşuyoruz.

Yakın zaman önce Sedef Gali ArtHouse'u Arnavutköy'de muhteşem bir ambiyansa sahip olan bir mekana taşıdınız. Yeni yeriniz Arnavutköy'de atölyeye ilgi nasıl?
ArtHouse, ruhu olan, her köşesinde kendinize ait bir renk bulmanız için tasarlanmış bir alan. Yalnızca eserlerin sergilenmesi için değil, hem kendim için bir üretim ve çalışma alanı hem de başka sanatçılara, sanata ilgi duyanlara, üretmek, yaratıcı fikirlerini harekete geçirmek isteyen herkese açık bir stüdyo. Arnavutköy tarihi olarak İstanbul'un kimliğini yansıtan bir mahalle. Buradaki mahalle kültürü, esnaf ve sakinlerin ilişkileri, sokak sohbetleri bana ilham veriyor. Daha önce Beyoğlu'nda olan İstanbul atölyem artık içini yavaş yavaş renklendirdiğim, Halil Yavuz Ertürk, Metin Çelik, Sinan Saul'un resimlerini, Sinan Onurlu'nun fotoğraflarını ve Ma Soeur&Moi'nın printlerini görebileceğiniz yepyeni bir alan. Burası Arnavutköy'ün sembollerinden eski bir ahşap köşk. Pandemiden dolayı açılış yapmadığım için şu an limitli sayıda kişiye açabiliyorum ancak baharda hem Drink&Draw'lar hem geçtiğimiz yaz Edition Hotel'de açtığım Art- House'ta başladığımız farklı konseptler ve aktivasyonlara ev sahipliği yapan Art Dinner'lar ile daha sosyal ve umarım daha kalabalık günlere geçiş yapacağız. Şu anda da randevu ile ArtHouse'u gezebiliyor, workshop veya kreatif danışmanlık için görüşebiliyor, eserleri inceleyebiliyor ve alım yapabiliyorsunuz. Farklı sanatçılara geçici sergiler de sağladığımız ArtHouse'da şu anda İranlı sanatçı Adel Younesi'nin adeta bir gök masalından çıkmış eserlerini de görebilirsiniz.

Peki, gerçekleştirdiğiniz workshop'lar, içinden geçtiğimiz bu pandemi sürecinde de insanların ilgisini çekiyor mu?
Pandemi sürecinde çoğumuzun yeni hobilere, yeni alışkanlıklara merak sardığımızı hepimiz gözlemledik sanıyorum. Bu süreçte kendi kendimizi sınırladığımız bazı 'onaylanma' ihtiyaçlarımızı bir kenara bırakıp yeni ilgi alanlarına yönelmek, şimdiye kadar fırça tutmamış elleri boyaya, renklere, kompozisyona bir adım daha yaklaştırdı. Yeni ArtHouse'da kendi grubunuzla tek bir odada da olabilirsiniz veya farklı odalara dağılabilirsiniz de. Kişi sayısını da oldukça limitli tuttuğum için sanatseverler endişe duymadan geliyorlar. Her yaş ve seviyeden herkese açık bu workshop'larda sadece pozitif enerjinizi getirmeniz yetiyor. Ben malzemeleri de kendim verdiğim ve herkesle kişisel olarak ilgilendiğim için ilgi pandemi sürecine rağmen devam ediyor.

Yaptığınız işlere bakınca hayli farklı bir tarzınız olduğu aşikar. Bu işe ilk başladığınız yıllar ve şimdiler arasında bir değerlendirme yapacak olsanız, sanata bakış açınızda nasıl farklılar var?
Sanatçının kendiyle ve işleriyle olan serüveni biraz engebeli, biraz kendiyle kavgalı, biraz da kaotik. Çünkü bu iş dediğiniz şey aslında benim hayatım, fikirlerim, duygularım, hatıralarım ve bunların başka bir platforma yeniden kaplanıp yansıması. Stil, fırça kullanımı, renk alışkanlıkları bunlar çalıştıkça farkında olmadan kendi dilini oluşturuyor. İlham aldığımız, farkında olarak veya olmadan etkilendiğimiz olaylar, mekanlar ve süreçler ile yeniden şekilleniyor. Çalışıp kendimi geliştirmek benim için çok önemli ama ayrıca benden tamamen bağımsız olan hayat devam ediyor. Anlattığım hikayeler değişiyor, kültür ve en önemlisi de benim bakış açım değişiyor. Popüler kültürün bize yeniden paketlenip sunulduğu 70-80'lerden ilham aldığım günlerden, sosyolojik kontrastlara, şehrin kaosuna, cinsiyetçilik ilişkilerine ve maskelenmiş duygulara odaklandığım bir sürece geçtim. Stilimi kendim geliştirmeye, elimi ve beynimi her gün biraz daha eğitmeye çalışıyorum.

Birçok sanatçının üretim sürecinde kendine has ritüelleri vardır. Sizin böyle bir ritüeliniz, üretim aşamasında tekrarladığınız alışkanlıklarınız var mı?
Agnes Martin'in saatlerce boş tuvaline baktığı gibi ben de durmayı seviyorum. İçinde çığlık çığlığa koşan ve tepinen karakterlerin olduğu beynimi sessize alıp boş bir alan açıyorum. Bunun için bildiğimiz meditasyon tekniklerini kullanmak yerine yalnızca bedenimi ve zihnimi dinleyerek kendime nötr bir duygu alanı açmaya çalışıyorum. Ritüeller, kurallar, alışkanlıklar ve tekdüzelikler... Bunlarla yaşasam belki gördüğünüz kadar renkli işler de ortaya çıkmayabilir. Değişim beni besliyor, aynılıklardan kaçınmaya çalışıyorum.

Sanatçı gözüyle baktığınızda, dünya üzerinde size göre en ilham veren nokta neresi? Neden?
Benim bugüne kadar gezdiğim yerler arasında bana en çok ilham veren yer Udaipur ve New York oldu. Birbirinden apayrı bu iki şehrin aslında ilham dolu olmaları dışında ortak pek bir yönleri yok. Benim de ilham kaynağı olarak aradığım spesifik bir şey yok aslında. Udaipur'un masalsı güzelliği beni çok etkiledi. Özellikle de City Palace'daki her bir detayın içinde kaybolmak istedim. Lake Palace'a vardığımızda gözlerim doldu, orada sadece var olmanın bile anlatılamayacak garip bir hissi var. New York ise yıllarımı geçirdiğim ve her anı dopdolu bir şehir. Sizi sürekli ittiriyor, yaratıcı ve üretken olmak zorundasınız. Yoksa kaybolursunuz bu şehirde. Kendinizi var etmeniz lazım. Kendi tabirimizle kurtlar sofrası diyebiliriz. Buradaki ilham, rekabet ilhamı, zamanın durgunluğunu değil, hızını tecrübelendiğimiz bir şehir. Ve tabii ki sergiler, konserler ve dışarıdaki sanat, gecesi gündüzüne karışan ışıklı sokaklar, uyumayan bir şehir. Bu kaos yaratıcılığımı aktive ediyor.

Modern sanatı üç kelimeyle tanımlayacak olsanız, neler söylersiniz?
Modern sanat ile çağdaş sanatı iki farklı akım olarak ayırıp analiz etmek lazım diye düşünüyorum. Modern sanatta stil özgürleşmesi görürken, çağdaş sanatta ise fikir özgürleşmesini gördük. Aslında çoğu akım, bir önceki akıma tepki niteliğinde. Modern sanat üzerinden, empresyonizm, kübizm, Dadaizm gibi alt akımları inceleyebiliriz. Çağdaş sanat şu anda içinde olduğumuz sanatsal süreç aslında, modern sanat ise Monet ve Picasso gibi üretim süreçlerini ve stillerini geleneklerden, alışılmış kurallardan ayırıp yepyeni bir dil oluşturan sanatçıların başlattığı bir süreç. Bu nedenle de öne çıkan üç kelime özgünlük, özgürlük ve yenilenme.

Yaptığınız portrelerin tarzı biraz da Andy Warhol'u yansıtıyor diyebiliriz, değil mi? Peki, Andy Warhol ismi ve felsefesi sizin için ne anlama geliyor?
Bunu aslında eski işlerim için daha çok söyleyebiliriz. Popüler kültürden daha çok etkilenen bir dönemdi işlerimin Andy Warhol ile bağdaştırıldığı süreç. İkonların öne çıktığı, farklı malzemeleri ve teknikleri deneyimlediğim bir dönemdi. Şimdi materyallerimi ve tekniklerimi daha iyi tanıyorum. Warhol'un teknik olarak değil de, sanata ve topluma bakış açısında ortak yönlerimiz olduğunu düşünüyorum. Çocukluğundan beri sanata olan düşkünlüğü, çalışkanlığı, üretimini yalnızca kendisi veya sanat için değil de toplumla birlikte üreten ve yaşayan kişiliği benim ilgimi çekiyor. Farklı teknikler, platformlar kullanarak üretmeyi hiçbir zaman bırakmaması, tek bir görsele takılıp kalmaması, her gün gördüğümüz, gözümüzden kaçan objeleri, markaları, görselleri bize yepyeni bir perspektifle sunuyor hatta gözümüze sokuyor olması beni heyecanlandırıyor. Çünkü bu, çalışmak veya tekniğini geliştirmekle ilgili bir durum değil, sahip olduğun bakış açısı ve genişlettiğin vizyonla ilgili bir şey.

Yakın vadede gerçekleştirmeyi planladığınız ve sizi heyecanlandıran yeni projeler var mı?
Pandemi süreci hafifledikten sonra yeni sergim Hisli Harikalar Kumpanyası'nı sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum.

BİZE ULAŞIN