YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www.samdan.com.tr

"Hayalimizi beraber gerçeğe dönüştürdük"

Cemiyet hayatının sevilen isimlerinden Burcu Erçil, kız kardeşi İpek Ertan ile birlikte moda dünyasına atılarak ‘Nenuphar Atelier’ adıyla bir kadın giyim markası kurdu. Burcu Erçil ve İpek Ertan, bizim için birbirinden şık tasarımlarının modelliğini yapıp sorularımızı cevaplandırdı.

Röportaj: Bade ÇAKAR
Fotoğraflar: Kaan TÜRKER


Cemiyet hayatının sevilen isimlerinden Burcu Erçil, şık stiliyle her zaman dikkat çeken isimlerden biri... Ablasına göre kendisini daha geri planda tutan İpek Ertan'ın ise hayalinde hep moda dünyasında yer almak varmış. Yaz başında bu hayallerini gerçeğe çevirmeye karar veren Burcu ve İpek Hanım, 'Nenuphar Atelier' adlı markalarını kurmuş. "Bizim için heyecanlı bir süreçti" diyen iki güzel kızkardeş, hala kendilerini yolun başında görüyor ve tasarımlarının daha da iyi olması için yoğun bir şekilde çalışıyor. İpek Hanım ve Burcu Hanım, markaları konusunda mütevazı bir tavır sergileseler de Nenuphar Atelier, 2 ay gibi kısa bir sürede moda tutkunlarının beğenisini topladı. Hızla başarı kazanan ve bu başarılarını yeni koleksiyonlarıyla da devam ettireceklerine emin olduğumuz Erçil ve Ertan ile yeni heyecanlarını konuşmak için bir araya geldik.

Nenuphar Atelier, adında yeni bir moda markası kurdunuz, hayırlı olsun. Böyle bir girişimde bulunmaya nasıl karar verdiniz?
İpek Ertan: Ben zaten moda tasarımı mezunuyum. Milano'da, Istituto Marangoni'de Moda Tasarım Bölümü'nden mezun oldum ve daha sonra yine Milano'da Istituto Europeo Di Design'da Moda Editörlüğü Master'ı yaptım. Yaklaşık 4 sezon ünlü bir İtalyan markasının koleksiyonlarını tasarladım, ayrıca mağazacılık da çok ilgimi çektiğinden Milano'da Chanel butikte 5 ay kadar bir satış tecrübem oldu. Yıllarca hep modanın tam içinde bulundum, ama tasarımcı olarak değil. Önce editör, sonra satın almacı olarak... Ve şimdi de hep aklımda, kalbimde olan okuduğum mesleği hayatıma katmanın, üretmenin, tasarlamanın keyfini yaşamak istedim.
Burcu Erçil: Çok teşekkür ederiz. Ben ailemin büyük çocuğu olduğum için işletme bölümünden mezun olduktan sonra, Londra'da işletme master'ı yaptım ve hemen sonrasında başka bir alternatif düşünmeden aile şirketimizde babam ile çalışmaya başladım. Fakat zamanla her zaman ilgimi çeken moda ve giyim konusuna daha fazla ilgi duymaya başladım. Ve belli bir süre sonra sanayi sektörü ve fabrikadan ayrı, yaratıcı bir ortamın bana iyi geleceğini hissettim. Çok şükür ki Nenuphar Atelier ile bu hayalimi gerçekleştirme imkanı bulabildim

Marka kurma süreci hem stresli hem de heyecanlı bir süreç, sizin için nasıldı?
B.E: Sanırım bizim için stresten çok heyecanlı bir süreç oldu. Şirketimizi kurma ve yaratım aşamasında heyecandan uyuyamadığımız gecelerimiz de oldu. Endişelendiğimiz zamanlarda birbirimize destek olduk ve devam ettik. Şimdi de keyifli zamanlar başladı.
İ.E: Oldukça heyecanlı bir süreç ama bu işi kurarken doğru insanlar beklemediğimiz anda karşımıza çıktı, birlikte yola çıktıklarımız gerçekten gönülden birlikte bir şeyler ortaya çıkarmak isteyen insanlardı, fark etmeden bir şeyler aktı gitti sanki....



Nenuphar Atelier, nasıl bir çizgiye sahip? Koleksiyonunuzdan biraz bahsedebilir misiniz?

B.E: Rahat, özgür ama kadınsı, zamansız... Dar kalıplara girmek istemeyen güçlü ama romantik... Modayı takip eden ama esiri olmayanlara hitap ediyor. İlk koleksiyonumuzda gömlek elbiseler, bedensiz bol kimonolar, bol boho elbiseler var ama istenildiği zaman bir kemer veya kuşak ile bel belirginleştirilerek daha formlu bir görüntü oluşturulabiliyor. Ayrıca önden ve sırttan bağlamalı küçük gömlekleri kişi kendi istediği gibi ayarlayabiliyor. Yatak odalarından sokaklara çıkan pijama takımlar bu yaz en havalı parçalarımızdandı. Dokumalı ham keten Kali isimli kimono ve Dream Catcher isimli boho elbise, Nenuphar'ın en beğenilen modellerindendi. Önümüzdeki kış 2017-18 sezonunda da bu tarzımızı devam ettirerek daha çok renk katıyor, kadife ve ipek kumaşlarla destekliyoruz.

Markanız daha çok yeni... Gelen tepkiler nasıl?
İ.E: Emek verdiğiniz bir işin beğenilmesi çok heyecan verici. Henüz çok yeni markamız ve şimdiye kadar hiçbir mağazada satılmamasına rağmen, gelen tepkiler bizi çok mutlu etti. Sosyal medyadan ulaşan müşteriler veya çevremizden ayrı, geçen ay Bodrum'da katıldığımız Shopping Fest'te de iyi tepki aldı Nenuphar. Tabii ki her yeni sezonda eksiklerimiz ve kusurlarımızı tamamlayarak ilerlemeyi hayal ediyoruz.
B.E: Aslında biz bu yaz koleksiyonuna biraz geç başladık ve oldukça az modelle sezona girdik. Bunu yaparak biraz da markanın geleceğini görmek istedik. Gelen tepkilerden dolayı çok mutluyuz. Geri dönüşler ve satışlar doğrultusunda daha detaylı ve cesur bir koleksiyon hazırlamaya başladık diyebilirim.

Peki, iki kardeş olarak çalışmak nasıl? Aranızdaki iş bölümü nasıl?
İ.E: İkimiz de model tasarlamaktan bütçelemeye, işin her detayı ile birebir ilgileniyoruz. Böylece birinin zamanı daha dar olduğunda, yetişemediğinde diğeri arayı rahatlıkla kapatıyor.
B.E: Tecrübelerimiz doğrultusunda güzel bir iş bölümü yaptık. İpek çizerken ve tasarlarken onu hayranlıkla seyrediyorum ve bir bakıyorum tasarım aşamasına dahil olmuşum. Ben satın alma, pazarlama, finans bölümleriyle ilgili detaylarla ilgilenirken de, bir bakıyorum İpek inanılmaz etkin bir şekilde dahil olup, benden çok daha faydalı olabiliyor. Dolayısıyla ikimiz de her konuda birlikte sorumluluk alıyoruz diyebilirim.

Hem kardeş hem de ortaksınız... Bu durumun avantajları ve dezavantajları neler?
B.E:
Ortaklık genel olarak kolay bir şey değildir. Ancak biz kardeş olarak birlikte çalışmanın dezavantajlarından çok avantajlarını ve tatlı heyecanlarını paylaşıyoruz. İpek'in, sakinliği ile beni dengelediğine inanıyorum. Aynı zamanda uzun yıllar moda sektöründe çalışmasından dolayı çok profesyonel ve mantıklı adımlar attığını düşünüyorum.
İ.E: Kardeş olarak paylaşımlarımız ayrı, ortak olarak ayrı. Kardeş olmanın avantajı bence birbirini çok iyi tanımak ve karşınızdaki kişiye alan bırakmanız gereken anları çok iyi bilmek. Ayrıca Burcu ile çok farklı iki karakter olduğumuzdan birbirimizi iyi tamamladığımızı düşünüyorum. Mesela Burcu işe daha matematiksel bakabilirken ben daha sanatsal bakıyorum, o çok heyecanlıyken ben sakin durabiliyorum veya tam tersi...



Şık stillerinizle her zaman dikkat çeken isimlersiniz. Kendi stilinizi nasıl tanımlarsınız? Tasarımlarınızda kendi stilinizden hangi detayları görebiliriz?
İ.E:
Stilim bence 70'ler detaylı klasik bir stil. Rahat, zaman zaman bohem ama mutlaka feminen... Nenuphar modellerinde de bu stil hakim zaten. Günün modası olan parçalardan uzak duruyorum. Modelini çok sevdiğim ama o dönem çok moda olan bir ayakkabıyı alıp, modası geçtikten yıllar sonra ilk kez ayağıma geçirmişliğim çoktur.
B.E: Stil konusunda benim için en önemli şey, giydiğim kıyafetle kendimi rahat hissetmek, başkası gibi görünmemek. Tasarımlarımızda kendi stillerimizden birçok detay görbilirsiniz. Kendimizin giyinmek istemeyeceği parçaları üretmek taraftarı değiliz. Mottomuzda da belirttiğimiz gibi zamansız ve modern parçalar bizi yansıtıyor diyebilirim.

İki kız kardeş olarak birbirinizin karakterlerini anlatmanızı istesem ne derdiniz?
İ.E: Burcu, Can'ın annesi, iyi kalpli, inançlı, merhametli, dışarıdan çok güçlü görünse de aslında içinde kırılgan, sosyal, esprili, kendini iyi ifade eder ama gerektiğinde de kendi alanına ihtiyaç duyar.
B.E: İpek sakinliği ve telaşsız yapısıyla huzur verir, son derece titiz, düzenli ve programlıdır. Önce Allah'ın, sonra anne-babamın bana en büyük birinci hediyesidir.

İpek Hanım, aynı zamanda illüstratörsünüz. Sanat hayatınızda her zaman yer alan bir unsur muydu?
İ.E: Bir süredir illüstrasyona ara vermiş olsam da bir zamanlar, özellikle dergilere illüstrasyon çalışmaları hazırladığım dönemler kendime illüstratör demek beni çok heyecanlandırırdı, hala da öyle! Milano'da öğrenciyken de, illüstratörken de, editörlük yaparken de ve satın almacıyken de ister istemez sanat hep hayatımdaydı.

Burcu Hanım siz de Coster Fareva Holding Yönetim Kurulu Üyesi'siniz. Farklı sektörde yer almak güzel bir değişiklik oldu mu?
B.E: Evet, ruhumu çok besleyen bir değişiklik oldu. Tabii ki yıllardır süregelen işimde çalışmayı da çok seviyorum. Ancak siz de tahmin edersiniz ki sanayi sektörü maskülen tarafı daha baskın olan bir iş kolu. Nenuphar Atelier ise sanırım benim renkli ve eğlenceli tarafımı besliyor.



Çocukluğunuzdan bahsedelim biraz da, nasıl bir evde büyüdünüz?
İ.E:
Ben sakin bir çocuktum sanırım, kendimi bir köşede resim veya bebeklere kumaşlardan ipliklerden kıyafet yaparken hatırlıyorum. Annem ve babamın birbirlerine olan sevgisi, saygısı ve bizlere verdikleri emek sonucunda huzur dolu bir aile ortamında büyüdüm.
B.E: Sanırım biraz hareketli, dizleri hep yara bere içinde, ağaçlara tırmanan, biraz 'tom boy' dedikleri türden bir çocukluk benimki. O yaşlarda dahi babamla fabrikaya gider yanında otururdum. Büyüdüğüm ev ve ailem ise en büyük şanslarımdan ve şükür sebeplerimden biri diyebilirim. Sevginin, saygının, vicdanın, aşkın, sohbetlerin, huzurun çok bol olduğu bir evde büyüdük. Tabii ki bunlarda önce annemizin, sonra babamızın emeği çok büyüktür. Ben de bir anne olarak annemin bize verdiği emeğin yarısını oğluma verebiliyorsam ne mutlu bana.

Takip ettiğiniz yerli ve yabancı tasarımcılar kimler?
İ.E: Dries Van Noten, Maria Grazia Chiuri, Yves Saint Laurent tüm zamanlar büyük hayranlık duyduğum tek tasarımcı. Yerli olarak Lug Von Siga, Begüm Salihoğlu ve Nammu.
B.E: Yerlilerden Özgür Masur, Gül Ağış, Aslı Filinta. Yabancılardan Johanna Ortiz, Thomas Maier, Anthony Vaccarello, Alberta Ferretti, Olivier Rousteing ve tüm zamanlar için Valentino Garavani...

Dolabınızın vazgeçilmez parçaları nelerdir?
İ.E: Klasik parçalar ve o klasik parçaları tamamlayacak aksesuarlar. Deri bir biker ceket, klasik siyah bir ceket, klasik bir tüvit ceket, pardösü, yüksek bel bir smokin pantolon, iyi bir jean, beyaz gömlekler, tişörtler ve farklı renklerde trikolar. Bunları tamamladığım fularlarım, ceket, trench ve hatta pançoların ve şalların üzerine taktığım kemer ve kuşaklar, uzun kolyeler, büyük halka küpe, dizüstü süet çizmeler, çorapla da giyindiğim kalın topuklu sandaletler, beyaz sneaker, giyimimi tamamlayan aksesuar ve ayakkabılardan...
B.E: En başta farklı kesim ve boylarda kumaş ve deri ceketler, elbiseler, jean ve yüksel belli pantolonlar ve bol miktarda sneaker ve aksesuar.

Hem iş kadını hem annesiniz, zor oluyor mu her şeye yetişmek?
İ.E: Eve, eşime, kızıma ve Nenuphar'a yeterince vakit ayırabiliyorum şimdilik, Burcu ile işlerimizi paylaştığımız için. Bu yaz ilk sezonumuzdu, ileride nasıl olur bilemiyorum.
B.E: Aslında benim için çok zor olmuyor, oğlum Can küçükken daha zorlanıyordum ama artık büyüdü ve onun da kendine göre meşguliyetleri var. Can 3 aylık olduğunda çalışmaya geri dönmüştüm, o zamanlar daha zordu. Ancak o günlerden bugüne azalan, fakat değişmeyen tek şey, hala oğlum okuldan eve geldiğinde işlerimi bitirememiş ve dışarıdaysam bitmeyen bir vicdan azabı duygusu yaşıyorum. Sanırım bu duygumu birçok anne anlıyor ve yaşıyordur.



Moda artık hayatımızın tam ortasında duruyor. Her gün yeni bir marka sektöre atılıyor. Yeni bir marka yaratmak cesurca bir davranış. "Ya başaramazsak" dediğiniz hiç oldu mu?
İ.E:
Tabii ki kaygılarımız oldu, ama deneyimlemek her zaman acaba denese miydik demekten çok daha iyidir. Çok severek uğraşıyoruz, umarız hep güzelleşerek devam eder.
B.E: Tabii endişelerimiz oldu, hala da var. Ancak inanmanın başarmanın yarısı olduğunu düşünüyorum. Allah izin verdiği sürece çalışmaya üretmeye devam etmek istiyoruz.

Geleceğe yönelik planlarınız neler?
İ.E: Tasarladıklarınızı hayata geçirmek için gece gündüz çalışan insanların olması ve günün sonunda onların da bu işten fayda gördüğünü bilmek bence müthiş bir his. Tüm güzel duygular, iyi niyet zincirleme şekilde başkalarına, tanımadıklarınıza bile ulaşıyor, bunu hissediyor insan. Bizim hayalimiz yakın bir zamanda bu iş sayesinde başka kadınlara bir şekilde faydalı olabilmek, destek olabilmek ve erkekler için de bir koleksiyon tasarlamak...
BİZE ULAŞIN