YAZIYI GÖNDER
Adınız, Soyadınız
E-posta Adresiniz
Alıcı E-posta
Mesajınız
www.samdan.com.tr

“Evlilik konusunda başarılı olamadım”

Türk sinemasının duayen ismi Cihan Ünal’ın sinema ve tiyatro oyuncusu kızı Irmak Ünal, 2 çocuğunun babası Emre Karabacak ile 7 yıl süren evliliğini geçtiğimiz ay sonlandırdı. Ünal ile evinde buluşarak boşanmanın perde arkasını ve yeni hayatını konuştuk.

Röportaj: Gülçin İşler FIRAT
Fotoğraflar: Emrah ABİ


Samimi, gözlerinin içi ile konuşan, kalbinin sesini dinleyerek adımlarını atan bir kadın Irmak Ünal. Türk sinemasının duayen ismi Cihan Ünal'ın oyuncu kızı Irmak Ünal, geçtiğimiz aylarda 7 yıllık evliliğini sonlandırdı. 4 ve 6 yaşında iki çocuğu olan Irmak Hanım, çocuklarının babası Emre Karabacak ile boşandıktan sonra ilk kez konuştu. Acarkent'te çocuklara göre düzenlenmiş, huzurlu evlerinde bir araya geldiğimiz Ünal, çocuklarıyla bir arada eğlenceli pozlar verdi ve tüm içtenliğiyle sorularımızı yanıtladı. Irmak Hanım, Emre Karabacak ile sadece evliliklerini bitirdiklerini, aile bütünlüklerinin ise eskisi gibi devam edeceğinin altını çizdi.

Irmak Hanım evliliğiniz bitti ve hiçbir açıklama yapmadığınız için sormak istiyorum...
İlk olarak şunu söylemeliyim ki bu konu kimseyi ilgilendirmez. Bizim için böyleydi ve o yüzden bir açıklama yapma gereği duymadık. Evet, evliliğimizi sonlandırdık. Anlaşarak, en iyi arkadaş olarak, sevgiyle ve saygıyla evliliğimizi bitirdik. Evlilik çok farklı bir şey... İki taraf da elinden gelen her şeyi yaparak denedi ama evlilik safhası bizim için bitti.



"Her iki taraf da denedi" kısmını biraz açabilir misiniz?
Uzun yıllardır evliydik tabii ki "içi sizi dışı bizi yakar" lafı çok doğru bir tanımlama. Ama çok mutlu bir evliliğiniz vardı? Mutluyuz zaten, çünkü mutlu insanlarız. Çocuklarımız da mutlu. Sağlıklı olduğumuz için mutluyuz. İkimiz de sporcuyuz. Spor yapabildiğimiz için mutluyuz. Birbirimizi çok seviyoruz ve bu hayat yolculuğunda birbirimizi bulduğumuz için mutluyuz.

O halde sorun neydi?
Evlilik farklı bir şey... Evliliği başarabilmek her babayiğidin harcı değil bana göre. O yüzden şu anda biz evlilik konusunda başarılı olamadık. Yoksa dostluğumuzda, sevgimizde, dünyaya iki tane pırlanta gibi evlat getirmiş olma kısmında hiçbir sıkıntımız yok. Her zaman birbirimizin en büyük destekçisi olacağız. Buna eminim.

Çok enteresan, evlilikler genellikle böyle bitmez...
Evet, bizimki böyle... Biz böyle bir yolu seçtik. Herkesin kendine, etrafındakilere ve evlatlarına dürüst olması gerek. Önce o geliyor.

Evlilik size göre değil mi?
Evlilik kurum olarak zor yürüyen bir şey. Ben büyük konuşmayı hiç sevmiyorum çünkü bu yaşıma geldim hiçbir işe yaramadığını gördüm; hatta kaşıntı gibi kendimize çekiyoruz. O yüzden net bir şekilde "bana göre değildir" vs. gibi büyük laflar etmem. Ama hayatımın bu bölümünde evlilik konusunda başarılı olamadım.

Boşanmaya karar vermek sizin isteğiniz miydi?
Yok, anlaştık ve bu detaylara girmek istemiyorum.

Peki, basında evliliğiniz hakkınızda çıkan yorumlar size ne hissettirdi?
Hiçbir şey okumadım, o yüzden ne yazıldığını da bilmiyorum. Eskiden okurdum şimdi okumuyorum. Kafam çok rahat... Sosyal medyada sadece bir alanda varım, o da Instagram. O alanda da bütün yorumlara kapalı fotoğraflarım.

Neden kapattınız? Hoşunuza gitmeyen yorumlar mı var?
Yok, aslına bakarsan hiç öyle kötü yorumlar olmuyor. Ama 10 tane iyinin arasındaki bir tane çürüğü bile hayatıma yaklaştırmak istemiyorum. Hayatıma negatif hiçbir şeyi yaklaştırmama kararı aldım. Ne gerek var ki? Orada benim bir fotoğrafıma bakıp beni yerle bir etmek isteyen bir insanın hayatımda da takipçi olarak yeri yok. Paylaşım yapıyorum ama ben bir kutuya girebilecek bir karakter değilim. Sadece anne, sadece spor, sadece romantik şiirler, anlar, paylaşan biri değilim. Sezen Aksu'nun şarkısında söylediği gibi "Beni kategorize etme" beni çok iyi tanımlıyor.



Kalıplar size göre değil anlaşılan...
Kimse beni bir kalıba sokmasın. Kimsenin bir kalıba girebileceğine inanmıyorum ama onu oynayabilirsiniz. Onu oynamak çok kolay... Bu bir seçim ve ben bunu seçiyorum illa ki bir kulvara oynamak zorunda değilim. Bu belki benim kariyerimde yavaş gitmeme sebep oluyor ama olsun.

Neden?
Çünkü insanlar bir alana kanalize olmanızı istiyor. "Anne bunu yapar mı? Sporcusun bu olur mu?"gibi. Bu bakış açısını sevmiyorum, çünkü hayat büyük bir yolculuk.

Irmak Hanım tekrar evliliğinize dönersek, dışarıdan bakan bir göz olarak sormak istiyorum. Pırlanta gibi çocuklarınız var ve mutlu bir aileydiniz. Size göre evliliği sonlandıran neydi peki?
Evet doğru, dışarıdan görünen tablo harika. Aslında şöyle ki ben evlilikle ilgili problemleri olan biri de olabilirim. Gayet normal bir durum bu, çünkü 1,5 yaşındayken annem ve babamın ayrılığıyla hayata başlamışım. Anne, anneanne ve çocuk üçgeninde büyüdüm. Bildiğiniz geleneksel üçgende büyümedim ve bunun etkisi de olabilir. Bu sorunu şöyle de açıklayabilirim; evlilikte her şeyin eşit olması gerektiğine inanıyorum ve bu eşitlik çerçevesinde de 'sevgili' boyutunu korumak çok zor bir hale geliyor. Evlilikte sevgililik boyutunu kaybetmemek gerekiyor.

Takdir ediyorum sizi, çok medeni bir evlilik sonlanması. Herkes bunu yapamaz...
Emre'nin bana sevgisi de bitmedi, evlilikte sadakatsizlik yapmadık. Mutluymuş gibi oyun oynanan bir evliliktense, insanların duygusal olarak kendi yollarına gittiği ama sevgide, saygıda kopmadıkları ve birbirlerine karşı dürüst oldukları bir hayatı tercih ederim. Biz bunu yaptık. Evlilik bir evcilik oyunu değildir. Mesela çok görüyorum çevremde, iki insan arasındaki her şey bitmiş ama sadece anne, baba, sosyal çevre istiyor diye "çok mutluyuz" pozları veriyorlar. Zorla bu şekilde yaşamayı doğru bulmuyorum.

Kararlarınızı verirken mantık mı, içgüdüleriniz mi önceliklidir?
İçgüdülerim kazanır her zaman ona güvenirim. Eğer içgüdüm bir şeyin doğru olduğunu söylüyorsa, ben onu deneyimlerim. Şunu da anladım ki bir şey bana kötü bir tecrübe olarak görünse de, bir yıl sonra ben onun başka türlü yararını görüyorum. O yüzden kalbim bir yere karşı çarpıyorsa bununla savaşmıyorum. "Ama işte bu ne der?" diye yaşamıyorum.

Sizin için yeni bir hayat başladı, diyebiliyor muyuz?
Tabii ki benim için yeni bir hayat. Çünkü çocuklarım artık okula başladı; biri birinci sınıfa gidecek, diğeri anaokuluna başlıyor bu sene. Çocuklarım sabah 9'da evden çıkıp, öğleden sonra 15.30'da eve gelecekler ve dolayısıyla yıllardır sahip olmadığım bir zaman dilimine sahip olacağım. Ben sanatçı ruhlu bir insanım ve yaratamadığım zaman çok kapana kısılmış gibi hissediyorum. Bu 6 yıl içinde de çocuklarıma full time kendimi vermiştim bildiğiniz gibi. Bir şeyler yapmak isteyip de yapamamıştım. Şimdi yeni dönem ile birlikte anlatmak istediğim hikayelerimi hayata geçireceğim. Kardeşim (Yağmur Ünal) ile yapmak istediğimiz projeler var, babamla projelerimiz var, tek başıma yıllardır istediğim ama hayata geçiremediğim şeyler var.

Nedir, biraz bahsedersek...
Çok bahsetmek istemem ama şöyle bir ipucu verebilirim. "Onu izlemezler, onu yapmazlar, Türk izleyicisi bunu almaz" dedikleri şeylerin artık yapılması gerektiğine inanıyorum. Benim en büyük amaçlarımdan biri bu ve Türk izleyicisi bence çok değişti, gelişti. Hiç hafife almamak gerekiyor.

Sizi yakın zamanda kardeşinizin yapımcı koltuğunda oturduğu 'Dolunay' dizisinde gördük ama iki bölümde yer aldınız ve çıktınız. Neden?
O bölümdeki karakterin rolü zaten o kadardı. Ben girip de sonra vazgeçip çıkmadım, başından beri böyleydi. Çocuklarımla yaz tatili yaptığım için zaten bir yaz dizisine tam kadro giremezdim. Çocuklarım bütün yıl yaz tatilini bekledi. Ama kardeşim olduğu için ve aramızda güzel bir hatıra olsun diye güzel bir fırsat olduğunu düşündük. Çok da güzel tepkiler aldım.



'Dolunay' çok başarılı bir çizgi yakaladı yaz dizileri arasında. Ne hissettiriyor kardeşinizin başarısı size?
Çok mutlu oluyorum. Fazlasıyla hak etti. Bu işe inanarak girdi ve bir sene uğraştı. İşin arkasında çok büyük bir emek ve uğraş var. Desteğim hep olacak kardeşime ve beraber de güzel projelerimiz olacak.

Irmak Hanım çok fazla spor yapıyorsunuz, bir gün bunu profesyonel hayata dökecek misiniz?
Bir spor hocası değilim ama bir atlet disiplininde çalışıyorum. Hocamla, beslenme danışmanımla büyük bir paylaşım içindeyim. Ancak sağlıklı yaşam, vücut geliştirme benim bir hobim, beni ben yapan en önemli şey. Uzun yıllardır da böyleyim aslında sadece sosyal medya sayesinde daha bir dikkat çekti.

Çok kaslı bir vücudunuz var, sporu abarttığınızı düşündüğünüz oluyor mu?
Bedenimin içinde çok mutluyum açıkçası ve daha da kaslı olmayı istiyorum. Herkesin kendi bedeni kendine aittir. Bir hamur gibi düşünün vücudumuzu ve istediğimiz gibi şekillendirme özgürlüğüne sahibiz. Ben atletik, maskülen olmayı seviyorum. Madonna hayranıyım ve o görüntüye hayran büyüdüm. Öyle yaşlanmak istiyorum ve bu vücudu elimden geldiğimce en iyi hale getirmek istiyorum.

Kaslarınız organik mi yani dışarıdan ekstra destek, takviye var mı?
Her gün 1,5 saat spor yapıyorum ve ağır kardiyo çalışıyorum. Kaslarım organik. Protein tozu, besin takviyesi alıyorum sadece. Ama bir gün yaparsam, yani vücudumun gelebileceği en üst noktayı göreyim bakalım dersem, o yolculuğu da paylaşırım. Saklım, gizlim yoktur benim.

Türk kadınlarının alışık olduğu bir vücut yapısı ve spor düzeni değil sizin ki ve bu anlamda bir akım başlattığınızı, bazı kitleleri etkilediğinizi düşünüyor musunuz?
Evet, hiç değil. Böyle bir durum olması beni inanılmaz mutlu eder. Çok mutlu olurum ve gurur duyarım. Şunu görüyorum ki bu kadar takipçiyle bile birçok insanın hayatında fark yaratabilme gücüne sahibiz. Bu çok zevkli bir şey... Benim mesaj kutumda her sabah en az 10 kadından şöyle mesajlar geliyor: "İnan bana kanepeden kalkacak halim yoktu şimdi bu videonuzu seyrettikten sonra nasıl oturabilirim!" Ve gerçekten koltuktan kalkıyorlar, spor yapıyorlar bana fotoğraf atıyorlar. Ben bu Türk kadınının alnından öperim. Bu çok güzel bir şey demek ki insanlara dokunabiliyorum.

Kendinizi güzel, seksi buluyor musunuz?
Güzellik göreceli bir kavram. Güzelim demiyorum vücudumdaki kusurları vs. görüyorum. 'Altın Oran' ve bize dayatılan güzellik kurallarının geçerliliğine göre kendimi tanıyorum. Ama şunu da biliyorum ki paket bu. İlk olarak bu paketi sevmek zorundasın. Her sabah baktığımda kendimi güzel görmeliyim. Bu paketi sevmeyi öğrendim ve itiraf etmek gerekirse çok sevmediğim zamanlar da oldu. Özellikle ergenlik dönemimde aynaya baktığım zaman kendimi beğenmediğim dönemlerim oldu. Şimdi kendimi seviyorum. Bu bedenin içinde mutlu olmayı öğrendim. Yaşa inanmıyorum ve bir insan ne hissediyorsa odur bana göre.

Kaç yaşında hissediyorsunuz?
26 yaşında hissediyorum ama 77 doğumluyum. Kendimi yaşımla telaffuz etmiyorum çünkü o kadar çok bize yaşlarımızla ilgili empoze edilmiş şeyler var ki onlarla beynimi kirletmek istemiyorum. Hala gece bir anda kafama estiğinde denize girebiliyorum, sabaha kadar dans edecek enerjim var.

Nasıl bir kadınsınız peki?
Kendimle sevgili olmak isterdim (gülüyor). Geçenlerde okudum "Sen kendinle sevgili olmak ister miydin, önce bunu bir düşün" diyor. Ben yaşamayı çok seviyorum, bu yolculuğu keşfetmeyi seviyorum. Bana bahşedilmiş bedeni seviyorum. Kendimden memnunum.

Hayattaki öncelikleriniz neler?
En büyük önceliğim kendimi ve çocuklarımı büyütmek. Çocuklarımla her gün öğreniyorum. Hamilelik dönemi de dahil olmak üzere 2 çocuğum da bana çok şey öğretti ve öğretmeye de devam ediyor.



Nasıl bir annesiniz?
Bir kere anneyim, onlar için anne figürüyüm. Hiçbir zaman onların arkadaşı olmak gibi bir role bürünmedim ama arkadaşa yakın bir ilişkimiz var. Her şeylerini bana anlatacaklarını biliyorlar, çok gülüyoruz, çok eğleniyoruz. Birbirimize girdiğimiz de çok oluyor.

Bu ayrılığınız çocukların hayatında nasıl bir değişiklik yaratacak?
Bizim çok güzel bir rutinimiz var ve o hiçbir şekilde bozulmayacak. Biz anne-baba olmayı çok ama çok istedik. Çok arzu ettik, dualar ettik, davetiyeler çıkarttık. Çok zevkle ikisini de bekledik. İkisi de çok istenilerek dünyaya getirilen çocuklar. O yüzden bu işi Emre de, ben de hakkıyla başarmaya devam edeceğiz.

Emre Bey nasıl bir baba?
Çok, ama çok iyi baba. Çok fazla gözlemci biriyim ve erkeklere baktığım zaman görüyorum ki merhamet, vicdan ve şefkat duygusunda ciddi bir azalma var. Ve şefkatsiz, merhametsiz, duygusuz, bağlanma kaygısı ve korkusu içerisinde, sorumluluk almaya dizleri titreyen bir erkek sürüsü var. O yüzden bu gözleme dayanarak baktığımda Emre pırıl pırıl, ışıl ışıl bir insan. Çok merhametli, kalbi çok güzel ve şefkatli... Benim için en önemli şey kalptir ve ben de o güzel kalple birleşerek dünyaya çocuk getirmeyi seçmişim. Aferin bana... Emre'nin babası da öyle bir insandır.

Sizin biraz çocukluğunuza dönecek olursak; sizin büyüme sürecinizde ailenizle ilişkileriniz nasıldı?
Sevgiye boğulmuş bir çocuk olarak büyüdüm. Bunu görmezden gelirsem nankörlük etmiş olurum. Babam hep yanımdaydı. Annem, babama çok bağlı bir insandı ve ona sormadan adım atmazdı. Babamla o bildiğiniz sorunlarım, ben 21 yaşıma geldiğimde başladı. Ben ne zaman ki kadın oldum, ayaklarımın üstüne bastım o zaman çatışmalarımız oldu. Birbirimizi kabullendikten sonra ise her şey o kadar güzel oldu ki hele ki şu an da Allah'a bin şükür çok ama çok güzel boyuttayız. Eski havamıza döndük.

Boşanma sürecinde babanız, anneniz başta olmak üzere yakın çevrenizden destek gördünüz mü?
Herkes çok üzüldü tabii ki, hiç kimse bir yuvanın yıkılmasını istemez. Herkes iki tarafı da çok sevdiği için aile bütünlüğümüz eskisi gibi devam ediyor. Biz sadece evliğimizi bitirdik.

BİZE ULAŞIN