Ellen Pompeo Malibu'daki Rüya Evinde

Aktris Ellen Pompeo’nun Hollywood yıldızlarının iç mimarı Martyn Lawrence Bullard’ın dokunuşuyla yeniden yorumlanan Malibu’daki muhteşem evi, katman katman açılan hikayesiyle sayfalarımızda.

Ellen Pompeo Malibu'daki Rüya Evinde

Grey’s Anatomy ile hafızalara kazınan, bugünlerde Good American Family’deki rolüyle yeniden gündemde olan Ellen Pompeo, Malibu’daki sahil evinde hayatının en rafine dönemlerinden birini yaşıyor. Hollywood yıldızlarının gözde iç mimarı Martyn Lawrence Bullard dokunuşuyla yeniden yorumlanan bu ev, 1930’ların modernist mirasını güçlü bir karakter ve zamansız bir estetikle buluşturmuş.


70’lerin baştan çıkarıcı stilinden Akdeniz’in sıcak ve duyusal ruhuna uzanan detaylarla şekillenen mekân, katman katman açılan, yaşayan bir hikâye sunuyor. Pompeo için evler, yalnızca birer yaşam alanı değil; yaratıcılığını besleyen, kimliğini yansıtan özel dünyalar.


Yazı: Akgün Akdil

Fotoğraf: Douglas Friedman




Nitekim Malibu’daki bu sahil evi de tam olarak bu yaklaşımın bir yansıması. Ev Bullard’ın özenli çalışmalarıyla yenilenirken, ikili arasındaki güçlü yaratıcı bağ da her detaya yansımış. Pompeo’nun, Bullard’ın Star Style kitabına kaleme aldığı sonsöz ise bu uzun soluklu iş birliğinin ve estetik uyumun en zarif ifadesi. Ellen Pompeo’nun eşi müzik prodüktörü Chris Ivery ve üç çocuğuyla yaşadığı bu ev, ilk bakışta mütevazı ölçülerde bir sahil evi gibi görünse de aslında güçlü bir karaktere sahip. Ünlü oyuncunun yaklaşık on yıl önce satın aldığı bu modernist yapı, Los Angeles modernizminin önemli mimarları Conrad Buff ve Donald Hensman imzasını taşıyor. Pompeo’nun bu evle hikâyesi ise bir hayalle başlıyor. Yıllar önce satıştayken görüp âşık olduğu ancak o dönem bütçesini aşan bu evi “manifest ettiğini” esprili bir dille anlatıyor. Aradan geçen yıllar, kariyerinin zirvesi ve doğru zamanlama sayesinde hayali gerçeğe dönüşüyor.



KORUNAKLI BIR ÖZEL YAŞAM

Amerikalı oyuncu Ellen Pompeo, ABC’nin drama dalındaki dizisi Grey’s Anatomy’deki Meredith Grey karakteri ile bilinse de oyunculuk kariyeri başarılarla dolu biri. Grey’s Anatomy dizisi ile iki kez Teen Choice Ödülleri’ne aday gösterildi. Ardından Screen Actors Guild Ödülleri’ne iki kez aday gösterildi, bir kez kazandı. Altın Küre Ödülleri’ne de bir kez aday gösterildi. Korunaklı bir özel hayatı olan güzel oyuncu 2007 yılında prodüktör Chris Ivery ile New York’ta dünya evine girdi. Markette tanışan çiftin, tanışma hikayeleri o dönemler basının hayli ilgisini çekmişti. Çiftin 20 yılı aşkın süredir devam eden birlikteliklerinden üç çocukları bulunuyor.


Martyn Lawrence Bullard şimdilerde Homeworthy iş birliğiyle YouTube üzerinden yayınlanacak yeni programıyla gündemde. Dünyanın dört bir yanındaki etkileyici evleri keşfe çıktığı bu seride, Türk iş insanı Nevbahar Koç’un evi de yer alacak.



YILDIZLARIN EVLERINE DAVET

Hollywood’un en çok aranan iç mimarlarından Martyn Lawrence Bullard, aynı zamanda Star Style kitabıyla da gündemde. Vendome Press etiketiyle yayımlanan kitap, okuru kapalı kapıların ardına, yıldızların en özel yaşam alanlarına davet ediyor. Cher’in kaleme aldığı önsöz ve Ellen Pompeo’nun sonsözüyle çerçevelenen kitap, tasarımcının yıllara yayılan estetik yolculuğunu gözler önüne seriyor. Fotoğraf sanatçısı Douglas Friedman’ın güçlü kareleriyle hayat bulan Star Style, lüks yaşam stiline, cesur estetik seçimlere ve kişisel zevkin dönüştürücü gücüne dair ilham veren görsel bir manifesto niteliğinde. Bullard’ın imzası hâline gelen Star Style, Hollywood ihtişamı, Pop Art’ın cesur enerjisi, Fas esintili egzotizm ve dingin, sofistike bir sadeliği aynı potada eritiyor. Kitap, tasarımcının Los Angeles ve Palm Springs’teki kendi evlerinden başlayarak müzik, moda ve sinema dünyasının önde gelen isimlerinin evlerine uzanan zengin bir seçki sunuyor. Kylie Jenner’ın renkli dünyasından Cher’in Malibu’daki ikonik malikanesine kadar pek çok çarpıcı mekân, Bullard’ın teatral ama dengeli tasarım anlayışıyla yeniden yorumlanıyor.



“Evi Gio Ponti, Sede, Jacques Adnet, Osvaldo Borsani, Charlotte Perriand ve Pierre Jeanneret gibi orta yüzyılın usta tasarımcılarına ait imrenilecek bir mobilya koleksiyonuyla donattım; bunu da ailenin ihtiyaçlarına özel olarak tasarlanmış parçalarla tamamladım.” M.L.B



“Martyn benim uzun yıllardır arkadaşım ve dekorasyonda ‘suç ortağım/yoldaşım’ diyebilirim. Birlikte bolca maceraya atılırız ve her zaman çok eğleniriz.” E.P



“Bu evin tamamı, Kaliforniya’ya özgü zarafeti ve sofistikeliği en saf haliyle yansıtıyor; rahat bir şıklık. Her şeyden önce burası bir aile evi; ancak aynı zamanda sevgili arkadaşım ve ailesine dinlenebilecekleri, keyifle misafir ağırlayabilecekleri ve yoğun çekim temposuna dönmeden önce yeniden enerji toplayabilecekleri yüksek stil sahibi bir yaşam alanı sunuyor.” M.L.B. 


Evin dönüşümünde en dikkat çekici nokta, radikal değişikliklerden ziyade mevcut ruhun korunması. Martyn Lawrence Bullard, yapının planını ve akışını bozmadan, onu günümüz yaşamına adapte etmiş. Dış cephede kullanılan tik kaplama yenilenmiş, eski pencere ve kapılar yerini siyah metal doğramalara bırakmış. Açıldığında neredeyse görünmez hâle gelen bu detaylar, iç ve dış mekân arasındaki sınırları da silikleştiriyor.


Bullard, bu süreci şu sözlerle anlatıyor: “Ellen’la artık birbirimizin cümlelerini tamamlayacak kadar iyi anlaşıyoruz. Onu bir müşteri olarak değil, adeta bir tasarım kardeşi olarak görüyorum.” Üç yıl süren renovasyon boyunca ev, geniş açıklıklı metal doğramalarla manzaraya açılmış, tik kaplamayla yeniden giydirilmiş ve mutfak ile banyolar en yüksek standartlarda güncellenmiş.


Eskinin kaygan terrazzo zeminleri ise yerini daha doğal ve sıcak bir his veren beton yüzeylere bırakmış. İç mekânda ise hoş bir sadelik hâkim. Parlak beyaz mutfak, modernist çizgiye kusursuz bir şekilde uyum sağlıyor. Bullard’ın genellikle daha teatral ve gösterişli stiline alışık olanlar için bu proje, tasarımcının ne kadar esnek bir dil kullanabildiğinin de kanıtı.


Ellen Pompeo’nun dekorasyondaki en önemli kriteri ise karakter. “Steril, spa gibi evler bana göre değil” diyor. Onun için bir ev, hikâye anlatmalı. Bu hikâyenin ilham kaynakları ise oldukça çeşitli: Fransız dekorasyon dergisi Maisons Côté Sud’ün Akdeniz ruhu ve 70’lerin güçlü moda dili. Büyük arabalar, kürkler, iddialı siluetler… Çocukluğunda Boston’da hayranlıkla izlediği bu estetik, bugün Malibu’daki evinde yeniden hayat buluyor. Bullard da bu vizyonu destekleyen güçlü parçalar seçmiş: vintage Sede deri kanepe, Yves Saint Laurent atölyesinden 70’ler kesim masası, Diana Ross ve Grace Jones gibi ikonların fotoğrafları… Tüm bu detaylar, mekâna zamansız bir cazibe katıyor. Tasarımcı, mekânın genel etkisini ise “mücevher kutusu gibi” sözleriyle tarif ediyor.



Pasifik Okyanusu’na ve büyüleyici bir romantizme sahip sahile hâkim bir uçurumun üzerine konumlanan bu Malibu evi, Los Angeles Modernizmi’nin önemli isimleri Conrad Buff ve Donald Hensman tarafından tasarlanmış ikonik bir yapı.


“Evi restore etmek için üç yıl harcadık; dramatik metal çerçeveli pencerelerle manzarayı açtık, yapıyı yeniden tik kaplama ile giydirdik ve mutfak, banyolar ile tüm iç mekân detaylarını en yüksek standartlara taşıdık.” M.L.B.


Evin en çarpıcı yönlerinden biri ise kullanılan taşlar. Oturma odası, yemek alanı ve ana yatak odasında tercih edilen damarlı Brezilya mermeri Black Agatha, mekâna dramatik bir derinlik kazandırıyor. Ana banyoda ise Arabescato Vagli mermeri ile modern bir hamam yorumu yaratılmış. Hatta yüzme havuzunun dahi beyaz mermerle kaplanmış olması projenin lüks dozunu açıkça ortaya koyuyor. Bullard’ın ifadesiyle, “Kaliforniya’ya özgü o zahmetsiz şıklığın en saf hâlini” yansıtıyor, rahat ama son derece sofistike.


Bahçede ise Stephen Block imzası öne çıkıyor. Evin mimari diliyle kusursuz bir uyum yakalayan, rafine ve sürdürülebilir bir peyzaj kurgulayan Block, Malibu’nun doğal dokusuna uygun bitki türlerini limon ve portakal ağaçlarıyla zenginleştirirken, tropik bir etki yaratmak için Phoenix palmiyeleri ve heykelsi agave’leri tercih etmiş. Bu etkileyici ev bile Pompeo’ya yetmemiş olacak ki, ünlü oyuncu yakın zamanda yanındaki parseli de satın almış. Yeni projede yine Martyn Lawrence Bullard ile birlikte tenis kortu, geniş bahçeler ve her çocuğa özel odaların olduğu daha büyük bir yaşam alanı planlanıyor.


Bugün bu Malibu evi yalnızca bir yazlık değil, bir yaşam tarzının, güçlü bir estetik anlayışın ve yıllara yayılan yaratıcı bir dostluğun mekâna yansıması. Ve görünen o ki, bu hikâye daha yeni başlıyor…