Sanatsal Silüetler

Kutuların içinden izlenen defileler, dev mantarlar, masalsı bahçeler ve heykel gibi silüetlerle Paris ilkbahar/yaz 2026 Haute Couture Haftası etkileyici atmosferlere ev sahipliği yaptı

Sanatsal Silüetler


CHANEL

Matthieu Blazy, Chanel’de haute couture sahnesine ilk defa kendi vizyonuyla adım attı ve bu koleksiyon, klasik Chanel kodlarını hafifletip yeni bir zarafet diliyle yorumlamanın ötesine geçti. Geleneksel haute couture’un dramatik ağırlığını bilinçli olarak gevşeten Blazy, seyirciyi Grand Palais’i adeta büyülü bir ormana çeviren dev mantar ve pembe söğüt ağaçları arasında masalsı bir atmosferle karşıladı. Koleksiyonda kuş ve doğa motifleri sıkça karşımıza çıkıyor; bu sadece aksesuar değil, kumaş yüzeylerinde nakış, tüy detayları ve ince dokuma efektleri olarak yansıyor.


Yazı: Bade Çakar


DIOR

Jonathan Anderson, Dior’un haute couture sahnesinde ilk büyük açışını gerçekleştirdi: Spring 2026 koleksiyonu, tropikal bir seranın içinden çıkmış gibi, doğal formları ve organik hacimleri ön plana koydu. Korsajlar ve bele oturan formlar hala Dior’un genetik kodunu taşırken, hacimli etekler, ince el işçiliği Anderson’ın vizyonunu taşıyor. Koleksiyonda çiçek motifleri yalnızca görsel değil, yapı açısından da önemliydi; bazı elbiselerde çiçek figürlerinin 3D dokulu nakışlar ve üç boyutlu apliklerle eteğe, omuza ve yakaya taşınmış. 


SCHIAPARELLI

Daniel Roseberry, Schiaparelli’de bu sezon sesi yükseltmek yerine tonu koyulaştırmayı seçti. Defile salonu neredeyse sessizdi; ışıklar loş, müzik minimal, dikkat tamamen silüetlere yönelmişti. Kıyafetlerde Roseberry’nin imzası olan heykelsi formlar yine başroldeydi. Omuzlar keskin, korsajlar neredeyse mimari; bel çizgileri ya tamamen vurgulanmış ya da bilinçli olarak yok edilmişti.


VALENTINO

Alessandro Michele, Valentino haute couture defilesinde izleyiciyi sadece koleksiyona değil, bilinçli olarak tasarlanmış bir deneyimin içine aldı. Defile alanında konuklar, podyumu çevreleyen küçük, çerçeve benzeri kutucukların içine yerleştirildi; herkes koleksiyonu kendi sınırları içinden, neredeyse bir vitrin ya da hücre hissiyle izledi. Kıyafetler de bu sessiz teatral atmosferi destekliyordu. Akışkan tüller, yere dökülen danteller ve yumuşak drapeler, Michele’in Valentino’sunda alıştığımız barok coşkunun daha dingin bir versiyonunu sundu. 


ELIE SAAB

Elie Saab koleksiyonunda tanıdık bir his hakimdi. Saab, imzası olan görkemi bu kez daha modern bir dengeyle ele alıyor. Kıyafetlerde markanın vazgeçilmezi olan dantel ve payetler yine var, ancak daha hafif yerleştirilmiş. Elbiseler bedeni saran ama hareketi kısıtlamayan formlarda; omuzlar yumuşak, etekler akışkan. Şeff af katmanlar, derin yırtmaçlar ve ince drapeler Saab kadınının feminenliğini korurken onu daha güncel bir noktaya taşıyor.


ZUHAIR MURAD

Zuhair Murad bu sezonda da femme-fatale estetiğini bırakmıyor. Koleksiyonda siyah, gümüş ve koyu metalik tonlar hakimdi. Elbiselerde tüller, transparan paneller ve ışığı yakalayan payetler hareket ettikçe canlılık kazanıyordu. Murad’ın alametifarikası olan yoğun işçilik ise bu sezon da yine ön planda. Pelerinler, omuzdan düşen uzun kumaşlar ve arkadan uzayan etekler ise koleksiyona sinematik bir hava katıyor.