Paris’in kalbinde mimar Aline Asmar d’Amman, sanata, doğaya ve zanaatkârlığa tutkuyla bağlı vizyoner, ünlü bir iş kadını için tasarladığı bu özel pied-à-terre’yi (Ana yaşam alanının dışında, şehre yapılan kısa süreli seyahatler için kurgulanan, kişisel zevkleri yansıtan bir şehir evi) Paris’e özgü zarafetle yeniden yorumlamış. Hem kişisel bir sığınak hem de güçlü bir ifade alanı olarak ele alınan daire, duyusallık ile gücü, samimiyet ile teatral etkiyi incelikli bir denge içinde buluşturuyor.
Yazı: Akgün Akdil
Fotoğraf: Giulio Ghirardi
Daha ilk andan itibaren mekân, özenle kurgulanmış bir iç yolculuk hissi uyandırıyor. Yumuşak kıvrımlar ve feminen çizgiler yaşam alanlarının perspektifini uzatırken aynalar ışığı çoğaltarak gün boyunca değişen yansımalar yaratıyor. Bu akışkan kurgunun içine yerleştirilen güçlü sanatsal dokunuşlar, zarif ve hassas eserlerle dengelenerek mekâna derinlik ve karakter kazandırıyor.

Atmosferi tanımlayan temel unsur ise enerjik ama sakinleştirici bir renk paleti. İnci tonlarında şeftali patina, iç mekânda kalıcı bir gün batımı hissi yaratırken işlenmiş açık tonlu ahşaplar ve traverten taşla kusursuz bir uyum yakalıyor. Bu rafine kromatik diyalog, canlı bir dinginlik sunuyor. Yeniden kurgulanan hacimler, sofistike bir otel süitinin konforunu çağrıştırırken Paris’e özgü derinlikli ruhu da içinde barındırıyor. Girişten yemek alanına uzanan açık plan, titizlikle orantılanmış açıklıklar ve aynalar sayesinde galeri atmosferi hissi yaratmış. Ayrıca, bu bölümdeki sıcak ve nötr zeminler, Carolein Smit’in sanat eserleri için güçlü ve dingin bir arka plan oluşturmuş.

Doğal ışıkla yıkanan salonda, Max Lamb imzalı UFO ‘Silver Surfer’ sehpa, özel tasarım kıvrımlı kanepeyle birlikte mekanın odak noktasını oluşturmuş. Carolein Smit’in ‘Arbre et faune’ seramik yerleştirmesi, Léon Indenbaum’un 20. yüzyıl rölyefiyle şiirsel bir diyalog kuruyor. Balkona açılan mermer basamaklar ise Maillol ve Sam Baron’un eserleriyle galeri hissini pekiştiriyor.
Yemek alanında Samuel Stewart’ın pilili kumaştan tavan uygulaması couture bir etki yaratırken Aline Asmar d’Amman tasarımı lake yemek masası turuncuya uzanan degrade yüzeyiyle mekânın zarafetini tek ve çağdaş bir jestte özetliyor. Ayrıca, duvarlardaki Hugo Capron’un ‘Limon Ağaçları’ adlı eseri mutfağa canlı bir ritim katmış.
Ana yatak odasında vitraylı bir niş ve Jean Touret imzalı ahşap heykel en dikkat çeken detaylar arasında. Çocuk odasında ise Braquenié’nin çizgili duvar kâğıdı, mavi tonlarla sakin ve dengeli bir atmosfer yaratıyor.