Yedi Günlük Sessizlik, hızın ve sürekli çevrimiçi olmanın hayatın merkezine yerleştiği bir dünyada, “sessizlik” kavramını yeniden düşündürüyor.
Roman, annesinin kaybının ardından babasının sert tavırları ve dijital dünyanın yarattığı yapay kalabalık arasında sıkışıp kalan Cem’in hikâyesine odaklanıyor. İşitme ve konuşma engelli annesiyle kurduğu derin bağ sayesinde, duyguların ve ilişkilerin yalnızca ekranlardan ibaret olmadığını bilen Cem, kalabalıklar içinde yalnız kalmayı göze alan bir karakter olarak öne çıkıyor.
Sosyal medyada parlatılan “başarı” hikâyeleriyle çevrili bir dünyada, bilinçli olarak çevrimdışı kalmayı seçen Cem’in yolculuğu; okuru modern hayatın gürültüsü içinde kaybolan gerçek bağlar üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.