Aşk İnsanı Büyüten Mucizevi Bir Şey

Aşırı üretken, aşırı enerjik ve aşırı aşık bir çift ile karşı karşıyayız; İdo ve Yasemin Tatlıses. Aşırılığın bu en yakıştığı çift ile Sevgililer Günü’ne özel bir aradayız.

Aşk İnsanı Büyüten Mucizevi Bir Şey

Hayatın her alanında her zaman gelişip, değişmeyi ve farklılıklar peşinde olmayı kendilerine ilke edinmiş genç bir çift ile karşı karşıyayız; İdo ve Yasemin Tatlıses. Büyük bir özen ve istikrarla yürüdükleri kariyer yolları bir yana dursun, 10 yılı aşkın süredir birbirlerine olan aşkları da doludizgin devam eden çift, bu aşkı geçtiğimiz günlerde iki yaşına giren ikizleri Emir ve Ayel ile taçlandırdı. Hayatlarının bu yeni dönemini; “Çocuklarla hayatı keşfetmek bize başka bir bakış açısı yarattı; biz de onlarla yeniden doğduk, yeniden büyüyoruz” şeklinde özetleyen Tatlıses çifti; hepbirlikte yaşayacakları yeni maceralar ve yeni keşifler içinse son derece heyecanlı. İdo ve Yasemin Tatlıses ile Sevgililer Günü için özel bir buluşma gerçekleştirdik; yılın bu en aşkla dolu döneminde kendileriyle keyifli bir kapak çekimi gerçekleştirirken, özel konularla dolu bir sohbeti de paylaştık. 


Röportaj: İrem Orhan

Fotoğraf: Gökay Çatak



İrem Orhan: İki şahane çocuk ile taçlandırdığınız evliliğinizde, dışarıdan bakınca şimdilerde keyfiniz hayli yerinde. Nasıl bir yolculuk evlilik sizin için?

Yasemin-İdo Tatlıses: Çocuklarla hayatı keşfetmek ikimiz için de başka bir bakış açısı yarattı; biz de onlarla yeniden doğduk, yeniden büyüyoruz. Zorluğu kadar keyifli olan bir hayat yolculuğu şu an. Evlilik de bize çocuklardan sonra büyük sorumluluklar yükledi, daha güçlü birer takım arkadaşı olduk.


İ.O: Birbirinizle hayatı paylaşmanın en keyifli yanları neler size göre?

Yasemin Tatlıses: İdo çok iyi bir baba, genelde tüm yük annelerde olabiliyor ve bu da anne için çok yıpratıcı oluyor ama İdo çok yardımcı bu konuda. Mesela çocuklar hasta olduğunda en soğukkanlı davranan taraf o oluyor, ne yapmamız gerektiğini İdo biliyor.

İdo Tatlıses: Yasemin de benim hayatımı kolaylaştırıyor. Hayat koşturmacasında çokça unuttuğum şeyler olabiliyor ama rahatım, biliyorum ki Yasemin beni eksiksiz biçimde tamamlar. 


İ.O: Bu evlilikte birbirinizi tamamlayan yanlarınızın neler olduğunu söyleyebilirsiniz?

Yasemin-İdo Tatlıses: İlişkide merhamet, empati çok önemli. Birbirimizin açısından olaylara bakabilmek çok kıymetli oluyor. Eksik kaldığınız yerlerde hayat arkadaşınızın sizi, siz düşünmeden düşünmesi çok büyük bir şans. 



“İlişkide empati çok önemli; birbirimizin açısından olaylara bakabilmek çok kıymetli oluyor. Eksik kaldığınız yerlerde hayat arkadaşınızın sizi siz düşünmeden düşünmesi büyük şans.” Y.İ.T.


İ.O: Şu hayatta birbirinizden öğrendiğiniz en önemli hayat dersi ne olabilir?

Yasemin-İdo Tatlıses: Her şeyden önce ailenin geldiğini ve aile bağlarının, bir aile olmanın insanın en büyük mahremi olduğunu birbirimizden öğrendik. Bunu en güzel şekilde korumaya ve güçlendirmeye çalışıyoruz. Bu yolda zorlukları beraber aşmayı da öğreniyoruz, on yıla yakın bir beraberliğimiz var bu zamanda insan gerçekten çok fazla empati yetisi kazanıyor, zaman; sabırla, şefkatle, sevgiyle şekilleniyor, bunu öğrendikçe birbirimize daha güçlü bağlanıyoruz.


İ.O: Konu aşk olunca, hayat sürprizlerle dolu. Siz ilk görüşte aşk dedikleri şeye inanır mısınız? Bu konuda şansını zorlamayı sevenlerden misiniz?

İdo Tatlıses: Ben ilk görüşte aşka inanıyorum. Aşk mucizevi bir şey insanı büyütüyor, iyileştiriyor. Yaseminle de böyle oldu.

Yasemin Tatlıses: Ben ilk görüşte aşka inanmayı sadece güvenli bulmadığım için inanmadığımı söylüyordum ama aslında evet böyle bir şey var; İdo bana bunu ilk anda belki korkarak ama sonra da en güvenli dalım olarak hissettirdi. Şimdi soranlara inanıyorum diyorum.



İ.O: Aşkı bir şeye benzetecek olsanız mesela, bu ne olur?

Yasemin-İdo Tatlıses: Aşk bizce denize benzer; karanlık çöktüğünde kapkara görünür ama içine girince yıldızları yansıtır. Sonra bazen dalgaları yorucudur, bazen sesi huzur verir. Cesaret edersen seni değiştirir, vazgeçersen hep aklında kalır. Gün yüzüyle uçsuz bucaksızdır. Sonunu asla görmezsin hep içine çeker. Ya da hep orada olmak istersin...


İ.O: Siz şimdilerde aşkta nasıl bir dönemdesiniz?

Yasemin-İdo Tatlıses: Aşk çok inişli çıkışlı bir yol. Bizce gerçek aşk insanın sevdiğini inişte de çıkışta da aynı saygıyla, sevgiyle, sabırla karşılaması. İki çocuk büyütüyoruz, kolay bir zamandan geçmiyoruz, her şeyi tozpembe gibi göstermek çok sahici değil. Düşüyoruz ama çokta nazik, çokta sevgiyle kalkıyoruz. Mutlu bir evlilik yüzde yüz karşılıklı anlayış çevresinde olabiliyor, bizce hep bir taraf alttan alır, hep biri mutlu etmek isterse denge şaşar. Bunu çok naif ve çizgide yaşamak çok güzel. Bir de tabii her zaman her şeyin mükemmel olacağını düşünmek yorucu olur. Hayatta da ilişkilerde de yaşantımızın her anında düşmeden kalkamayacağımızı kendimize hatırlatmak gerekiyor. 


İ.O: Güven ve sadakat kelimeleri sizin için ne ifade ediyor?

Yasemin-İdo Tatlıses: Çok şey... Güven ve sadakat olmazsa orada ilişki olmuyor zaten. İnsan ilişkisinde hep buna sığınıyor. Sevginin en doğru kanıtı bunları karşıya verebilmek bizce. Ondan bir şey saklamamak, onu yanıltmamak, içine kuşku düşürmemek...



İ.O: Birbirinize hediyeler almayı sevdiğinizi biliyoruz; şimdiye kadar birbirinizden aldığınız en anlamlı hediye neydi?

Yasemin Tatlıses: Bu doğum günü ya da bir özel gün hediyesi değil. Tabii bir zamanlar sevgiliydik biz de, bir gün evime gittim İdoyla da aramız limoniydi, bir mesaj geldi telefonuma, yani bir ses kaydı, “Dinler misin” dedi, dinledim. “Sana şarkı yazdım” dedi, şarkı dört dakikaya yakın öyle bir duygu yükü var ki zaman zaman iniyor, zaman zaman çıkıyor, böyle hem duygulanıp hem neşeleniyorum falan... Şarkıda ilişkimiz vardı resmen ve çok özeldi benim için o şarkı. O günden belki beş yıl sonra çıktı. Adı da ‘Çünkü’ şarkının.

İdo Tatlıses: Ben de Yaso’nun bana doğum günümde kendisinin seslendirdiği şarkıyı söyleyecektim, siz bu soruyu sorunca aklıma ilk o geldi.


İ.O: Evde hanginiz daha neşeli ve eğlencelisiniz?

Yasemin-İdo Tatlıses: İkimiz de çok neşeli insanlarızdır aslında şakalaşmayı severiz, müzik dans severiz, kalabalık severiz. Sadece son iki yılda anne baba olmanın verdiği sorumlulukla ve biraz da yaşadığımız bazı sağlık süreçlerinden biraz durulduk diyebiliriz ama ikimiz de şuna eminiz, içimizde deli dolu çocuklar var; özellikle çocuklar büyüdükçe biz de rahatladıkça o eski neşemize kavuşuyoruz. 


İ.O: Oğullarınızla ilgili nasıl gelecek hayalleri kuruyorsunuz?

Yasemin-İdo Tatlıses: Biz anne baba olarak onları her alanda geliştirmeye, şekillendirmeye özen göstereceğiz ama bir yere kadar, bir noktada onlar kendi tercihlerini kendi potansiyellerini fark edip o alana ilerleyecekler, biz de buna saygı ve sevgiyle yaklaşacağımıza söz verdik tabii ki yollar gösteririz eğer bize ihtiyaç duyarlarsa, her zaman yanlarında oluruz, Allah ömür versin önce tabii. Ama önemli olan mutlu insan olmaları, onlar ne isterlerse nerede nasıl olmayı diliyorlarsa biz de onlarla orada olacağız.



İ.O: Birbirinizin sevmediğiniz ve değiştirmeye çalıştığınız bir özelliği var mı?

İdo Tatlıses: Biz burada kendi değiştirmek istediğimiz özelliklerimizi söylemek istiyoruz çünkü bu birbirimizden çok kendimizi rahatsız ediyor. ben bazen sabırsız bir insan olabiliyorum ya da bunun tam tersine bir şeyden hevesim çok çabuk kaçabiliyor; ikisi de iyi değil tabii tam ortasında olmak en iyisi.


Yasemin Tatlıses: Ben de çok sorgularım bazen her şeyi böyle en ince ayrıntısına kadar öğrenmezsem rahat edemem, çok soru sorduğum ve ısrarcı olduğum bazı konular olabiliyor. Sonra durup düşünüyorum fazla abartıyorum diye... Sanırım bazen de akışına bırakmam gerekiyor. 


İ.O: ‘İyi geçen bir gün’ tanımınız nedir? Sizin için keyifli bir günü tarif edebilir misiniz?

Yasemin-İdo Tatlıses: İyi geçen gün; verimli gündür. İşimizle ilgiliysek doğru şeyler yapabilmiş olmanın tatmini, ailemizleysek yeterli zamanda güzel vakit geçirmiş olmak, herkesin yüzünde tebessüm olması. Her şeyden önce sağlıklı geçirdiğimiz bir gün iyi geçen gün. İkimiz de evimizi seviyoruz, ailemiz arkadaşlarımızla bir arada olmayı, yemek yapmayı... Hatta en sevdiğimiz şeylerden biridir; misafir gelsin, sofra kurulsun falan. İkimiz de mutfağı çok seven insanlarız, o yüzden iyi geçen bir günü böyle tanımlayabiliriz.


İ.O: Hiç bilmediğimiz ve söylediğinizde şaşırtan bir özelliğiniz var mı?

İdo Tatlıses: Ben fön sesiyle uyuyorum hala, insanlar söylediğimde bazen çok şaşırıyor ama ufacık bir sese bile uyanıyorum, o yüzden böyle uyumak daha iyi oluyor. Yasemin Tatlıses: Ben de gece İdo gelmeden uyuyamıyorum, o yoksa konserdeyse ya da stüdyodaysa uykuya asla dalamıyorum, geldiği gibi uyuyakalıyorum.


İ.O: Gün içinde herhangi bir konuda zorlandığınız anlarda kendinizi nasıl motive edersiniz?

Yasemin-İdo Tatlıses: İkimiz de birbirimize mutlaka zorlandığımız konuyu söyleriz, üç dakika sürüyor birbirimizi motive etmemiz, artık geçen yıllar sonrası birbirimizi tanımış olmanın da verdiği bir içgüdüyle duymak istediğimiz şeyleri söylüyoruz birbirimize. O da içimizdeki sese “bas gaza” diyor, kalk ayağa ve hallet şu işi.



İ.O: Risk almayı sever misiniz? Bugüne kadar yaptığınız en büyük çılgınlık neydi?

Yasemin-İdo Tatlıses: İkimiz de hiç risk insanı değiliz. Aksine garanticiyizdir. Onun için en çılgın fikrimiz yok, olsaydı da size komik gelirdi çünkü asla çılgınca olmazdı. Hani en çılgın fikir yağmurda yürümek gibi bir şeydir bizim için. Bu konuda biraz tabiri caizse ‘ödlek’ insanlarız.


İ.O: Mutfakla aranız nasıl evde? Peki, mutfak için yardımcınız var mı yoksa mutfakta her şey size mi emanet?

Yasemin-İdo Tatlıses: Mutfakla aramız çokça iyi, ikimiz de bayılırız farklı tarifler yapalım, deneyelim. Evet, evde bir ablamız var ama genelde kahvaltıdan tutun akşam yemeklerine, atıştırmalıklara kadar hep mutfakta bir şeyler yapar durumdayız. İdo da ben de mutfak alışverişi çok severiz mesela. Bizim için en güzel aktivitelerden biri dışarıda vakit geçirmektense gidip market dolaşmak... Bir saatten fazla markette kaldığımız olmuştur hele bir de şimdi işin içine çocuklar girdi, onlarla daha da keyifli oluyor market gezmek. Bir de dönüşünde mutlaka evde yeni bir şey deneriz aldıklarımızla.



İ.O: Şimdiye kadar birbirinizden duyduğunuz en güzel iltifat neydi?

Yasemin-İdo Tatlıses: İkimiz de güzel söz insanıyız. Spesifik bir şey söyleyemeyiz belki ama zaten her gün birbirimize “seni seviyorum” mutlaka deriz. Biri hapşırırsa bir diğerimiz “Benimle yaşa” der, demezse trip yer. Güzel söz, iltifat olmazsa ilişkinin tadı tuzu olmaz. 


İ.O: Hayatınız üzerinden kısa bir geçmiş ve gelecek değerlendirmesi yapmanızı istesek?

Yasemin Tatlıses: Geçmiş adına konuşacak olursam, çok başka bir benmişim oradaki şu an çok başka bir kişiyim ve gelecekte çok daha başka biri olacağım çünkü değişiyoruz. Ben bu değişimden çok memnunum, bu öğrenmek büyümek bence. Gelecek için aldığım kararlar var, hedeflerim var beni gelecek için heyecanlandıran. Geçmişteki hedeflerimi tamamlamış olmanın verdiği gururla şimdi onlara fokuslanmış durumdayım. 



İdo Tatlıses: Geçmişte de şimdi de gelecekte de güzel şarkılar yapmaya devam edeceğim. Geçmişte babamla stüdyoya giderdim, şimdi çocuklarımı anlayacakları yaşta stüdyoda yaşayacağımız günleri hayal ederek geleceğe doğru gidiyoruz; tabii Yasemin bizi evden atmazsa ya da stüdyodan. Çünkü evde üç çocuk oldu. 


İ.O: Son olarak, şu an gelecekle ilgili sizi en heyecanlandıran şey nedir?

Yasemin-İdo Tatlıses: Ailemiz... Gidip göreceğimiz yerler, biriktireceğimiz anılar, işler, yeni projeler, kafamızda planladığımız ve hayata geçirmek üzere olduğumuz bir takım olaylar var. Çok ipucu veremiyoruz ama biz de heyecanlıyız olayların, olacakların tam ortasında planların içinde bir an önce hayata geçmesini bekliyoruz. Bir de bunu benden yani eşinden duymuş olun; yakında çok başka bir İdo daha dinleyeceksiniz, ben her an etkisindeyim, bakalım siz neler hissedeceksiniz.