Şimdilerde hayatının üretken ama bir o kadar da seçici bir döneminde olduğunu söylüyor Yase min Öğün; “Eskiden bir şeyler üretmek için her fırsatı değerlendirmeye çalışırken bugün ener jimi gerçekten değer kattığına inandığım işlere ve insanlara yönlendirmeyi tercih ediyorum” diyor. Son dönemlerde daha çok kendi kurdu ğu moda markası Muse For All’ın yeni koleksi yonu üzerinde çalışırken bir yandan da sosyal medyada içerik üretmeye, seyahat etmeye ve yenilikler peşinde koşmaya devam ediyor. ‘Ba şarı’ kavramı bugün onun için sadece ulaşılan bir sonuç değil, kendinden ödün vermeden, de ğerlerini koruyarak ilerleyebilmek... Ve ona göre güvenilir olmak, yaptığın işin arkasında durmak ve istikrarlı ilerlemek hızlı başarıdan çok daha önemli şeyler. İş hayatında oldukça planlı ama özel hayatında da akışa alan bırakmayı seviyor; ona göre hayatın en güzel sürprizleri planların dışında gerçekleşiyor. “Her şey olması gerekti ği zamanda oluyor” düşüncesini hayat felsefesi edinmiş; “Hayatta bazı şeyleri zorlamaktansa doğru zamanı beklemenin önemini yıllar içinde öğrendim” diyor. Oldukça sakin ve huzurlu bir enerjide, kendine olan güveninin ve yıllar içinde başardıklarının tadını çıkaran bir kadın var kar şımızda ve bunu sohbetimiz esnasındaki; “Be nim için artık asıl olan iyi hissetmek, yeni şeyler öğrenmek ve zamanı acele etmeden yaşayabil mek” sözleriyle de tasdikliyor.
Röportaj: İrem Orhan
Fotoğraf: Serkan Eldeleklioğlu

“Bir sanatçının cesareti, bir girişimcinin vizyonu ya da bir sporcunun disiplini beni etkileyebiliyor. Özellikle zarafetiyle, üretkenliğiyle ve yıllar içinde kendini yeniden yaratabilen kadınları ilham verici buluyorum."
İrem Orhan: Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz şu aralar, her şey nasıl gidiyor? Şimdilerde gündeminizde neler var?
Yasemin Öğün:Kendimi üretken ama aynı zamanda daha seçici olduğum bir dönemde hissediyo rum. Eskiden her fırsatı değerlendirmeye çalışırken bugün enerjimi gerçekten de ğer kattığına inandığım işlere ve insanlara yönlendirmeyi tercih ediyorum. Bir yandan Muse For All’ın yeni koleksiyonu üzerinde çalışırken, diğer yandan içerik üretmeye, seyahat etmeye ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Kısacası yoğun ama ke yifli bir dönem.
İ.O: Epey yüksek tempolu bir iş yaşamınız olduğunu biliyoruz; yeni başlayan projeler, bitenler temposu hiç düşmeyen bir hayat. Tüm bunlar arasında her başladığınız iş, her yeni proje bu kadar yıl sonra nasıl hissettiriyor?
Y.Ö: İşin en güzel tarafı sanırım heyecanın hiç kaybolmaması. Yıllar içinde deneyim kazanıyorsunuz ama her yeni proje yine küçük bir bilinmezlik taşıyor. O bilinmezlik de yaratıcılığı besliyor. Hâlâ yeni bir fikir ortaya çıkarken ilk günkü kadar heyecanlanabiliyorum.
İ.O: İş hayatına başladığınızdan beri hep aynı mıydınız peki; çalışkan, üretken, sorum luluğundan fazlasını üstlenen?
Y.Ö: Çalışkan ve sorumluluk sahibi tarafım hep vardı ama yıllar içinde değişen şey her şeyi tek başıma yapmak zorunda olmadığımı öğrenmem oldu. Eskiden kontrol etmeye çalıştığım birçok şeyi bugün doğru insanla ra emanet edebiliyorum. Bu da hem iş hem hayat kalitesini artırıyor.
İ.O: İçinde bulunduğu her işi hakkıyla yapan biri olarak; ‘başarı’ sizin için ne anlam ifade ediyor?
Y.Ö: Başarı benim için sadece ulaşılmış bir so nuç değil. Kendinizden ödün vermeden, değerlerinizi koruyarak ilerleyebilmek. Bu gün başarıyı, hayatımın farklı alanlarında denge kurabilmek ve sevdiğim işi yapmaya devam edebilmek olarak görüyorum.
İ.O: İş yaşamında başarılı olmak için kendinize koyduğunuz öncelikli hedefler nelerdi?
Y.Ö: Her zaman uzun vadeli düşünmeye çalıştım. Güvenilir olmak, yaptığım işin arkasında durmak ve istikrarlı ilerlemek benim için hızlı başarıdan daha önemliydi. Bugün dönüp baktığımda bana en çok katkı sağla yan şeyin disiplin olduğunu görüyorum.

İ.O: Olaylar karşısındaki hal, tavırları ve ya şama bakışıyla sizi etkileyen kariyeriniz de ve özel hayatınızdaki tercihlerinizde size ilham veren birileri var mı?
Y.Ö: Belirli bir kişiden çok, farklı alanlarda kendi yolunu açmış insanlardan ilham alıyorum. Bir sanatçının cesareti, bir girişimcinin vizyonu ya da bir sporcunun disiplini beni etkileyebiliyor. Özellikle zarafetiyle, üretkenliğiyle ve yıllar içinde kendini yeniden yaratabilen kadınları ilham verici buluyorum.
İ.O: Siz seyahat etmeyi de seven birisiniz bildiğimiz kadarıyla; yeni yerler keşfetmenin size en iyi gelen yanı nedir?
Y.Ö: Bakış açımı genişletmesi. Her şehir, her kültür insana yeni bir şey öğretiyor. Seya hat ettiğimde sadece yeni yerler görmekten değil, insanların yaşam biçimlerini gözlemlemekten de çok besleniyorum.
İ.O: Seyahat esnasında alışveriş yapmayı sevenlerden misiniz? Bu seyahatten yaptığınız alışverişler neler?
Y.Ö: Evet, ama artık daha bilinçli alışveriş yapı yorum. Bir parçanın hikâyesi olması benim için önemli. Son seyahatlerimde özellikle kitaplar, vintage objeler ve uzun yıllar kullanabileceğim zamansız moda parçaları aldım.
İ.O: Sanatla ve modayla son derece iç içe biri olarak bir sanat eserine ya da bir moda tasarımına baktığınızda sizde o esere veya tasarıma sahip olma duygusu uyandıran hususlar neler oluyor?
Y.Ö: Duygu bırakması. Bir tasarım ya da eser ilk bakışta bana bir şey hissettiriyorsa, hikâyesini merak ettiriyorsa etkileniyorum. Zamansızlık da benim için çok önemli. Moda da da sanatta da yıllar sonra bile anlamını koruyan işler ilgimi çekiyor.

“Bir tasarım ya da eser ilk bakışta bana bir şey hissettiriyorsa etkileniyorum. Zamansızlık da önemli. Modada da sanatta da yıllar sonra bile anlamını koruyan işler ilgimi çekiyor."
İ.O: Bu arada hayatı genelde daha planlı mı yaşamayı seversiniz, yoksa akışına bırakmayı seçenlerden misiniz?
Y.Ö: İş hayatımda oldukça planlıyım ama özel hayatımda akışa alan bırakmayı seviyorum. Hayatın en güzel sürprizlerinin çoğu plan ların dışında gerçekleşiyor. Sanırım bugün ikisinin arasında sağlıklı bir denge kurmaya çalışıyorum.
İ.O: Hayata karşı motivasyonunuzu sağlayan bir felsefe, bir düşünce, bir bakış açısı var mı şu sıralar?
Y.Ö: Kendimin dünkü hâlinden daha iyi olma ya çalışmak. Başkalarıyla yarışmanın çok yorucu olduğunu düşünüyorum. Asıl yarış insanın kendi potansiyeliyle.
İ.O: Kendi kendinize konuşur musunuz? Son dönemlerde kendi kendinize tekrarladığınız en sık kelime nedir?
Y.Ö: “Her şey olması gerektiği zamanda oluyor.” Hayatta bazı şeyleri zorlamaktansa doğru zamanı beklemenin önemini yıllar içinde öğrendim.
İ.O:Klişe saydığınız bir davranışınız, düşünce yapınız ya da ön yargınız var mı herhangi bir şeyle ilgili?
Y.Ö: Eskiden mükemmeliyetçiliğin iyi bir şey olduğunu düşünürdüm. Bugün bunun ba zen insanı yavaşlatabildiğini görüyorum. Kusursuz olmaktan çok ilerlemeyi tercih ediyorum.

İ.O: Diğer yandan sosyal konulara dair çok duyarlı ve fazla hassas biri olduğunuzu biliyoruz, bunun sizi zorladığı anlar oluyor mu hiç?
Y.Ö: Bazen evet. Çünkü bir noktadan sonra dünyanın tüm sorunlarına kayıtsız kalmak mümkün olmuyor. Ama duyarlılığın yük değil, sorumluluk olduğuna inanıyorum. Elimizden geldiği kadar fark yaratmaya ça lışmak önemli.
İ.O: Şimdilerde tamamen kendinize vakit ayırdığınız zamanlarda bir gününüz nasıl geçiyor?
Y.Ö: Hayatım çok hızlı aktığı için kendime ayır dığım zamanlarda tek amacım biraz yavaşlamak oluyor. Benim için gerçek lüks; iyi hissetmek, yeni şeyler öğrenmek ve zamanı acele etmeden yaşayabilmek.
İ.O: Modayı ve trendleri de çok yakın takip ediyorsunuz, kedinize özgü bir çizginiz de var; siz şu anda en güncel haliyle kendi stilinizi nasıl tanımlarsınız?
Y.Ö: Stilimi zamansız, sade ve kişisel olarak tanımlardım. Trendleri takip etmeyi seviyo rum ama onları birebir uygulamak yerine kendi hayatıma adapte etmeyi tercih ediyorum. Bence gerçek stil, bir odadan çıktıktan sonra insanların kıyafetinizi değil sizi hatırlamasıdır.
İ.O: Geçmişten bugüne dönüp baktığınızda kendi tarzınız ve seçimlerinizde nasıl de ğişimler görüyorsunuz? Ayrıca değişmeyen şeyler de var mı?
Y.Ö: Daha sadeleşti. Eskiden daha fazla şey de nemek isterdim, bugün ise neyi sevdiğimi ve neyin bana yakıştığını biliyorum. Yaş almak bana seçimlerimde daha net olmayı öğretti.
“Eskiden mükemmeliyetçiliğin iyi bir şey olduğunu düşünürdüm. Bugün bunun bazen insanı yavaşlatabildiğini görüyorum. Kusursuz olmaktan çok ilerlemeyi tercih ediyorum.”

İ.O: Stilinizle ilgili de sıkça iltifat alıyorsunuzdur; şimdiye kadar duyduğunuz en güzel şey neydi?
Y.Ö: “Hiç çaba göstermeden şık görünüyorsun.” Bence stilin en güzel hali de bu. Kusursuz görünmeye çalışmadan, kendiniz gibi görünmek"
İ.O: Günlük stilinizin anahtar parçası nedir diye sorsak?
Y.Ö: İyi kesimli bir blazer ya da oversize bir gömlek. Gardırobumun en çalışkan parçaları onlar.
İ.O: Kıyafet seçimleri ve özgüven ile kişinin kendini yüksek hissetmesi arasında bir bağ var mı sizce?
Y.Ö: Özgüven kıyafetten gelmez ama doğru kı yafet onu görünür kılar. Kendinizi iyi his settiğinizde bunu saklamak mümkün değil.
İ.O: Bazen kıyafet seçimlerinizle eleştiri aldığınız da oluyor mu? Daha doğrusu bu konuda eleştiri kabul etmeyenlerden mi yoksa her eleştiriyi değerlendirenlerden misiniz?
Y.Ö: Elbette. Ama stil çok kişisel bir alan. Her kesin beğenmesini beklemek yerine kendi me sadık kalmayı tercih ediyorum.
İ.O: Vintage peki, sever misiniz, yakınlığınız nasıl?
Y.Ö: Vintage’ı çok seviyorum çünkü içinde hikâye taşıyor. Bir parçanın geçmişi olması bana çok romantik geliyor. Ayrıca gerçek stilin biraz da farklı dönemleri bir araya getirebilmek olduğuna inanıyorum.

İ.O: Sizce bir tasarımda farklılık ve özgünlük mü daha önemli yoksa kullanılabilirlik mi? Ne dersiniz, siz genelde tercihinizi hangisinden yana kullanıyorsunuz?
Y.Ö: Kullanılabilirlik. Çünkü gerçekten iyi tasarlanmış bir ürün hem karakter sahibi olur hem de hayatınızın parçası haline gelir.
İ.O: Ayrıca mesela ayakkabı, çanta ya da bir küçük elbise fark etmez, size göre bir ta sarımı arzu nesnesi yapan şey nedir?
Y.Ö: Bence arzu, logodan değil hikâyeden doğu yor. Bir parçanın tasarım dili, işçiliği, mal zemesi ve hissettirdiği duygu birleştiğinde zamansız bir çekim yaratıyor. İnsanlar as lında üründen çok o ürünün temsil ettiği dünyayı satın alıyor.
İ.O: Aksesuar ve kıyafet arasındaki ilişki hak kında ne düşünüyorsunuz?
Y.Ö: Aksesuarlar bir görünümün noktalama işaretleri gibi. Aynı kıyafet farklı bir çanta, ayakkabı veya takıyla tamamen başka bir hikâye anlatabilir
“Aksesuarlar bir görünümün noktalama işaretleri gibi. Aynı kıyafet farklı bir çanta, ayakkabı veya takıyla tamamen başka bir hikâye anlatabilir.”
İ.O: Okuyucularımıza tamamen kendilerine ait bir stil yaratmak ve onu geliştirmek konusunda verebileceğiniz tüyolar olur mu?
Y.Ö: Öncelikle kendinizi tanıyın. Başkalarının üzerinde güzel duran her şey size ait ol mak zorunda değil. Stil, trendlerden önce öz farkındalıkla başlıyor. Ayrıca ilham alın ama taklit etmeyin.

İ.O: Dünyada şimdilerde işlerini en çok beğendiğiniz tasarımcılar kimler? Ve son beğeniyle takip ettiğiniz iş birliği?
Y.Ö: Phoebe Philo’nun tasarıma yaklaşımı nı, Matthieu Blazy’nin zanaatkârlığını ve Miuccia Prada’nın kültürel bakış açısını çok ilham verici buluyorum. Son dönemde moda, sanat ve mimarlığı bir araya getiren iş birlikleri özellikle ilgimi çekiyor çünkü artık insanlar sadece ürün değil, fikir satın almak istiyor.
İ.O: Sezon trendleri arasında favorileriniz neler?
Y.Ö: Şeffaflık, maskülen terzilik ve doğal tonlar. Ama bunları trend olduğu için değil, uzun süre yaşayabilecekleri için seviyorum.
İ.O: Bu sezon gardırobunuzun demirbaşı nedir?
Y.Ö: Beyaz gömlek, iyi bir jean ve siyah blazer.
İ.O: Sezon trendleri arasında “asla giymem” dediğiniz bir parça var mı?
Y.Ö: “Asla” dememeyi öğrendim. Moda insanın fikrini değiştirmeyi seviyor.
İ.O: Peki, sezonda kullanmayı en sevdiğiniz renkler hangileri?
Y.Ö: Kırık beyaz, kum beji, çikolata kahvesi ve tereyağı sarısı.
İ.O: Kendiniz için yaptığınız son alışveriş nedir?
Y.Ö: Son dönemde en çok yatırım yaptığım şeyler trend parçalar değil; uzun yıllar kullanabileceğim kaliteli çantalar, ayakkabılar ve iyi kesimli ceketler oldu.
İ.O: Modada sürdürülebilirlik üzerine son yıllarda çok fazla görüş ortaya atılıyor. Röportajımızı sonlandırmadan önce; sizin sürdürülebilir modaya katkı için yaptığınız bir şeyler var mı?
Y.Ö: Ben sürdürülebilirliği sadece üretim tarafında değil, tüketim alışkanlıklarında da görüyorum. Daha az ama daha kaliteli ürün satın almak, uzun ömürlü tasarımlar üretmek ve insanların gardıroplarında yıllarca yaşayabilecek parçalar yaratmak en gerçek sürdürülebilirlik modeli. Muse For All’da da zamansız tasarımlar üretmeye çalışıyoruz çünkü en sürdürülebilir ürün uzun süre kullanılan üründür.
İ.O: Uzak ya da yakın vadeli gelecek planlarınızla ilgili neler söylemek istersiniz?
Y.Ö: Kısa vadede Muse For All’u sadece bir moda markası değil, bir yaşam tarzı plat formu haline getirmek istiyorum. Uzun vadede ise Türkiye’den çıkan, uluslararası ölçekte karşılık bulan ve zamansız tasarım diliyle anılan bir marka yaratmak en büyük hedefim. Benim için başarı sadece büyü mek değil, kalıcı olmak.