Röportaj: İrem Orhan
Fotoğraf: Emre Karataşoğlu
Styling: Eylem Yıldız
Saç: Mehmet Türkibiş
Makyaj: Özge Taş Özmen
İş insanı İhsan Çilsal ile 21 Haziran 2025’te dünya evine giren oyuncu Almila Ada, evliliği uzun ve heyecanlı bir yolculuğa benzetiyor. “Eşimle birbirimize benzeyen yanlarımız olduğu gibi elbette farklı tarafl arımız da var ama karşılıklı sevgi, anlayış ve saygı üzerine kurduğumuz ilişkimizi, şimdi evlilikle birlikte aynı şekilde mutlu bir biçimde sürdürüyoruz” diyor. Almila fazlasıyla aşık, enerjik ve hayatı dolu dolu yaşamanın hakkını veriyor. İş hayatı ve özel hayat dengesini ise başarıyla kuruyor. İhsan Çilsal ile mutlu evliliklerinde ilk yıllarını tamamlamaya hazırlanan Almila Ada ile buluştuk; evlilik teklifi nden evlilik hazırlıklarına, en yeni heyecanlarından gelecek planlarına kadar keyifl i bir sohbeti paylaşırken, çiçeği burnunda bir gelin olarak kendisiyle özel bir gelinlik çekimi de gerçekleştirdik.

İrem Orhan: Öncelikle yakın zaman önce siz de dünya evine girdiniz, nasıl gidiyor evlilik; tanışma hikayenizi sizden dinleyerek başlayalım mı röportajımıza ne dersiniz? Almila Ada: Biz, iki yakın arkadaşımızın, “Ne kadar uyumlu bir çift olurlar” diye düşünmesi üzerine tanıştırıldık. En yakın arkadaşım ve aynı zamanda en büyük destekçimle evlenmeyi seçtim. Onunla birlikte gülmeyi, gezmeyi, öğrenmeyi ve hayatı paylaşmayı çok sevdim. Eşimle birbirimize benzeyen yanlarımız olduğu gibi elbette farklı taraflarımız da var. Karşılıklı sevgi, anlayış ve saygı üzerine kurduğumuz ilişkimizi, şimdi evlilikle birlikte aynı şekilde mutlu bir biçimde sürdürüyoruz. Atina’ya doğum günümü kutlamaya gittiğimiz seyahatte, tamamen bana sürpriz olan evlilik teklifini kabul etmemle birlikte ilişkimiz taçlandı diyebilirim. Yaklaşık iki yıl önce sahiplendiğimiz köpeğimiz Luka ile birlikte de artık kendi çekirdek ailemizi kurmuş olduk.
“Evlilik benim için; iki kişinin hayatı birlikte, el ele öğrenmeye devam ettiği uzun ve heyecanlı bir yolculuk gibi.”

“Düğün hazırlığında en çok dikkat ettiğim şey, benim ve eşimin tercihlerinden uzaklaşmamaktı. Günün sonunda ikimize özel bir gün olduğu için, en çok bizi mutlu edecek seçimler yapmaya özen gösterdik.”
İ.O: Peki, düğün hikayeniz? Ne zaman, nerede, nasıl evlendiniz? Özel anılarınız vardır eminim o büyük gün ile ilgili, birkaçını anlatmak ister misiniz?
A.A: 21 Haziran 2025’te, eski İstanbul’un imza otellerinden biri olan Grand Tarabya Otel’in terasında evlendik. Düğün hazırlığında en çok dikkat ettiğim şey, benim ve eşimin tercihlerinden uzaklaşmamaktı. Günün sonunda ikimize özel bir gün olduğu için, en çok bizi mutlu edecek seçimler yapmaya özen gösterdik hazırlık sürecinde. İkimiz de bu süreç boyunca doğru insanlarla çalışmanın da verdiği konforla sakin ve rahattık. Şimdi geriye dönüp baktığımda hazırlık süreci ve düğün gününü stresli değil, aksine çok mutlu ve keyifli hatırlıyorum. Biz çok kalabalık bir düğün istemedik; dekorasyon ve organizasyon olarak gösterişten uzak, minimalist ama şık tercihlerde bulunmaya çalıştık. Serenity Event’in sahibi Seda Hanım bu konuda bize çok yardımcı oldu. Beyaz çiçekler, okaliptüsler ve beyaz mumlar düğünün temasıydı diyebilirim. Biraz Türk, biraz Avrupa mutfağından esinlendiğimiz 5 course yemek mönümüzün yanı sıra Marcus Tavern ile birlikte tam bize özel hazırlanmış kokteyller seçip hazırladık. Gelen misafirlerimize eşimin markası olan Jön Chocolate’dan ve kahve kokusuyla bizi anlatan Candle & Friends marka mumlar hediye ettik. Mönü ve hediyelerimizin üzerindeki tasarım bana aitti. Eşim ve köpeğimiz Luka ile birlikte bir çizimimizi kullanmak istedim; daima onun da hikâyemizin bir parçası olarak kalmasını istediğimiz için..
İ.O: Gelinlik ve damatlık seçimleriniz nasıl olmuştu, nasıl kararlar verdiniz?
A.A: Düğünümüzün dekorasyonunda yakalamak istediğimiz sadeliğin getirdiği şıklığı, gelinliğimde de yansıtmak istedim. Fransız saten her zaman bana çok zarif ve kaliteli geldiği için ilk kumaş tercihim de bu yöndeydi. Gelinliklerde fazla detay, dekolte, taş ve çiçeklerin bazen gelinden rol çaldığını düşünürüm; bu nedenle olabildiğince minimalist, zamansız, şık ve vücut tipime uygun bir model seçmeyi tercih ettim. Duvak olarak ise annemin de zamanında kullandığı gibi, kenarları dantelli yaklaşık 4 metrelik rahibe tipi bir model seçtim. After partide giydiğim ikinci gelinliğim ise mini ve yine Fransız sateninden, ‘structured’ kesim bir modeldi. Bu görünümü daha after parti havasına sokmak için tasarımcımla birlikte bel kısmına çiçek ve taşlardan oluşan özel bir aksesuar ekledik. Saçımda ise gelinlikte kullandığım taşlı aksesuarı çıkarıp, daha hareketli ve parıltılı çiçek detaylı iki farklı aksesuar tercih ettim. İki gelinliğimde Beyaz Butik’tendi. Eşim de hazır bir smokin almak yerine kendine Sartorial İstanbul’dan Ersin Bey ile özel dikim bir damatlık tercih etti, ceketi kırık beyaz, pantolonu siyah bir smokin ile bence o da çok şık görünüyordu.

İ.O: Nasıl bir yolculuk evlilik sizin için? Kendinizi bu yolculukta nasıl bir yol arkadaşı olarak tanımlarsınız?
A.A: Evlilik benim için iki kişinin hayatı birlikte, el ele öğrenmeye devam ettiği uzun ve heyecanlı bir yolculuk gibi. Birbirimizi daha iyi tanımaya, birlikte gelişmeye ve hayatın acısıyla tatlısıyla farklı dönemlerini yan yana deneyimlemeye ve birbirimizi desteklemeye devam ediyoruz. Sanırım kendimi destekleyen, dinleyen ve birlikte gülmeyi seven bir yol arkadaşı olarak tanımlarım. Birlikte büyümeye ve birbirimizin hayatını kolaylaştırmaya çalışmak benim için çok değerli.
İ.O: Aşkı bir şeye benzetecek olsanız mesela, bu ne olur?
A.A: Aşkı gün batımında denizle güneşin ufukta birleştiği o güzel renklerin birbirine kavuştuğu çizgiye benzetebilirim. Her gördüğümde beni büyüleyen, içimi huzur ve mutluluk dolduran bir manzara o benim için.

İ.O: Şu an sizi sevinçten havalara uçuracak bir şey olsa, bu ne olur?
A.A: Şükürler olsun ki küçük şeylerden kolay mutlu olabilen biriyim. Ailemle geçirdiğim güzel bir gün, kendimi başarılı hissettiğim bir işi izlemek, köpeğimizin akşamları koltukta aramıza yatması ya da beklemediğim bir anda sevdiğim bir şarkıyı duymak bile beni sevinçten havalara uçurabilir.
İ.O: ‘İyi geçen bir gün’ tanımınız nedir? Sizin için keyifli bir günü tarif edebilir misiniz?
A.A: Benim için iyi geçen bir gün, içinde kendimi mutlu ve güvende hissettiğim bir projede çalıştığım günlerdir. Çektiğim sahnelerden hem ekibim hem de ben memnun kalıp günü tamamlayabiliyorsak ve akşam çok geç saate kalmadan evime dönebiliyorsam, o gün benim için sadece iyi değil, şahane bir gündür. Bunun dışında seyahat etmek de bana çok iyi geliyor. Özellikle eşimle ilk kez gideceğimiz bir şehri keşfetmek, yeni yerler görmek ve farklı mutfaklar deneyimlemek benim için çok keyifli. Böyle bir günün sonunda otele dönerken gerçekten çok güzel bir gün geçirdiğimi hissederim.

“Gelinliklerde fazla detay, dekolte, taş ve çiçeklerin bazen gelinden rol çaldığını düşünürüm; bu nedenle olabildiğince minimalist, zamansız, şık ve vücut tipime uygun bir model seçmeyi tercih ettim.”
İ.O: Risk almayı sever misiniz? Bugüne kadar yaptığınız en büyük çılgınlık neydi?
A.A: Risk almayı çok seven biri değilim; daha dengeli, sakin ve planlı hareket eden bir yapım var. Düşündüğümde aklıma ilk gelen şey, hayatımda aldığım en büyük risklerden birinin İngiltere’den Türkiye’ye döndükten sonra bale kariyerimden oyunculuğa geçiş yapma kararı olması. O dönem benim için oldukça büyük ve hayatımı değiştiren bir adımdı. Şanslıyım ki, bu risk bana çok güzel bir yol açtı ve hâlâ açmaya devam ediyor.
İ.O: Mutfakla aranız nasıl? Eşiniz mi siz mi mutfakta hanginiz daha iyisiniz, yemekleri kim yapar genelde?
A.A: Yemek yapmayı çok seviyorum. Geleneksel Türk ev yemeklerinden ilham alarak daha sağlıklı ve dengeli mönüler hazırlamaya özen gösteriyorum. Salatasız ve sebzesiz bir öğün geçirmemeye de özellikle dikkat ediyorum. Misafirlerimiz olduğunda hem farklılık olması hem de biz de çok sevdiğimiz için İtalyan mutfağından tercihler yapıp hazırlıyorum. Set temposunun yoğun olduğu dönemlerde mutfakta daha çok eşim olabiliyor; kimin programı daha müsaitse genelde o yemek yapıyor diyebilirim. Ama benim için evde, kendi mutfağımda, temizliğinden ve malzemesinin kalitesinden emin olarak hazırlanan bir yemek çoğu zaman dışarıda yediğimiz restoran yemeklerinden çok daha lezzetli ve keyifli geliyor.

İ.O: Sağlıklı yaşam ile aranız nasıl?
A.A: Sağlıklı yaşama küçük yaştan beri ailemin sayesinde aşina olduğum için bu benim özellikle üzerine düşünerek dikkat ettiğim bir konu değil; daha çok hayatımın doğal bir parçası. Dengeli beslenmek, her gece 6-7 saat uyumaya özen göstermek ve düzenli spor yapmak ilk aklıma gelen alışkanlıklarım arasında. Paketli gıda, fast food ya da dışarıdan eve yemek sipariş etmek gibi alışkanlıklarım neredeyse hiç yok; ayda en fazla bir iki kez diyebilirim. Programımın yoğunluğuna göre haftada en az 3-4 gün yoga ya da pilates yapmaya da çalışıyorum.
İ.O: Kariyerinizle ilgili güncel hedefleriniz neler? Neler yapıyorsunuz şu sıralar?
A.A: Şu an ilk sezonunun yayınlanmasını beklediğim dijital bir komedi dizim var; çekimleri Aralık ayının sonunda bitti. İzleyicilerin beni genelde ağır dram hikayelerde görmeye alışık olduğunu bildiğim için, bu komedi işini izlediklerinde nasıl bir ilgi göstereceklerini açıkçası heyecanla bekliyorum. Yeni yıldan bu yana daha çok dinlenip yeni senaryolar okuduğum ve değerlendirdiğim bir süreçteyim. Daha önce canlandırdıklarımdan farklı anlatacağı bir derdi olan yeni bir karakterle yeniden sete çıkmak için sabırsızlanıyorum. Aynı zamanda sosyal medyada bir şeyler paylaşmaktan, işbirliği içerikleri üretmekten keyif almaya ve sosyal medyayı eskisine göre daha aktif kullanmaya başladım.

İ.O: Son olarak, şu an gelecekle ilgili sizi en heyecanlandıran şey nedir?
A.A: Gelecekle ilgili en çok heyecanlandığım şey, hem hayatımda hem de kariyerimde olacak güzellikler. Daha önce deneyimlemediğim karakterler, projelerle karşılaşmak, kendimi farklı alanlarda yeniden keşfetmek beni gerçekten heyecanlandırıyor. Eşimle birlikte çıkacağımız yeni seyahatler, birlikte yaşayacağımız mutlu anılar... Tüm bunları düşünüp, hayal ettikçe çok heyecanlanıyorum!

“Aşkı gün batımında denizle güneşin ufukta birleştiği o güzel renklerin birbirine kavuştuğu çizgiye benzetirim. Her gördüğümde beni büyüleyen, içimi huzur ve mutlulukla dolduran bir manzara o benim için.”