Röportaj: İrem Orhan
Işıltılı anlar, unutulmaz performanslar ve sürprizlerle dolu 12. Watsons Güzellik ve Kişisel Bakım Ödülleri’nde, güzellik dünyasının en iyileri ile ünlü isimler ödüllerine kavuştu. Güzellik ve kişisel bakım dünyasının en prestijli organizasyonlarından biri olan etkinlik, 12. yılında görkemli bir törenle gerçekleşti. Four Seasons Hotel Bosphorus’ta gerçekleşen gecenin sunuculuğunu Burcu Esmersoy üstlenirken, Ahu Yağtu, Amor Gariboviç, Aslı İnandık, Burak Yörük, Buse Tosun Çavuşoğlu, Ece Sükan, Erol Evgin, Mert Demirci, Ömür Gedik, Pelin Karahan ve Serhat Şen gibi yılın beğeni toplayan isimleri de ödüle layık görüldü. Güzellik dünyasının bu ilham veren gecesine dair kalan detayları konuşmak üzere Watsons Türkiye Genel Müdürü Mete Yurddaş ile bir araya geldik.

Mete Yurddaş
Güzellik ve kişisel bakım dünyasının geleneği haline gelen Watsons Güzellik ve Kişisel Bakım Ödülleri 12 yıldır istikrarlı şekilde sürüyor. Geçen bu 12 yıl nasıl bir yolculuktu sizin için, nasıl değerlendiriyorsunuz?
Geriye dönüp baktığımızda bu 12 yılı tek bir başlık altında anlatmak gerçekten zor. Çünkü bizim için bu, sadece bir organizasyon değil, tüketicilerimizle birlikte adım adım inşa ettiğimiz, her yıl üzerine yeni bir şey koyduğumuz canlı bir yolculuk. İlk başladığımızda daha sınırlı bir kapsamla yola çıkmıştık ama yıllar içinde hem kategoriler genişledi hem de katılım katlanarak arttı. Bugün geldiğimiz noktada, güzellik ve kişisel bakım dünyasında gerçekten karşılığı olan, merakla takip edilen ve etkisi hissedilen bir platformdan söz ediyoruz. Bu yolculuğu bizim için özel kılan en önemli unsur ise başından beri aynı kalan o temel yaklaşım: Kazananları doğrudan tüketicilerimizin belirlemesi. Bu, süreci çok daha şeffaf, samimi ve güvenilir kılıyor. Aynı zamanda bize de tüketicinin nabzını tutma, beklentilerini daha iyi anlama ve değişen trendleri doğrudan gözlemleme fırsatı sunuyor. Yıllar içinde şunu çok net gördük: Bu ödüller artık sadece bir “en iyiler” listesi değil. Tüketicilerin yeni ürünleri keşfettiği, kendi deneyimlerini yansıttığı ve hatta alışveriş tercihlerini şekillendirdiği güçlü bir referans noktasına dönüştü. Markalar için de önemli bir vitrin ve geri bildirim alanı haline geldi. Kısacası bu 12 yıl, bizim için sadece istikrarlı bir devamlılık değil; aynı zamanda sürekli gelişen, dönüşen ve her yıl daha da güçlenen bir hikâye. Bu hikâyeyi de tek başımıza değil, milyonlarca müşterimizle birlikte yazıyoruz. Üstelik bu yolculuğu, bağlı olduğumuz AS Watson Group’un 185’inci yılını kutladığı böylesine önemli bir dönemde halen başarıyla sürdürmek de bizim için ayrı bir anlam taşıyor.
Bu yıl 12. kez düzenlenen Watsons Güzellik ve Kişisel Bakım Ödülleri sizin için ne ifade ediyor, bu yılla ilgili heyecanlarınıza değinerek devam edelim mi?
12’nci yıl bizim için gerçekten çok özel bir anlam taşıyor. Çünkü artık ortada sadece bir etkinlik değil, yıllar içinde birlikte büyüttüğümüz çok güçlü bir topluluk var. İlk yıllarla kıyasladığımızda bugün geldiğimiz noktada, bu organizasyonun tüketiciler tarafından bu kadar sahiplenildiğini görmek bizim için büyük bir mutluluk ve aynı zamanda önemli bir motivasyon kaynağı. Bu yıl yaklaşık 1 milyon kişinin sürece aktif olarak katılması, aslında bu bağın ne kadar güçlü olduğunu çok net bir şekilde ortaya koyuyor. İnsanların izlemenin ötesinde, sürecin bir parçası olmayı tercih etmesi bizim için çok kıymetli. Bu ilgi bize hem doğru bir şey yaptığımızı gösteriyor hem de her yıl çıtayı biraz daha yukarı taşıma sorumluluğu yüklüyor. 13 milyona yaklaşan Watsons Club üyelerimizle artık çok geniş ve dinamik bir ekosistemden bahsediyoruz. Bu toplulukla kurduğumuz bağı sadece kampanyalarla değil, deneyimle, etkileşimle ve birlikte ürettiğimiz değerle beslemeye çalışıyoruz. Kısacası 12’nci yıl, bizim için geldiğimiz noktayı görmek, bu yolculuğu kutlamak ve daha fazlası için heyecan duymak anlamına geliyor.

Sektörün en prestijli ödüllerinden biri olan organizasyonda bu yıl; makyaj, cilt bakımı, saç bakımı ve kişisel bakım gibi 29 farklı kategoride toplam 144 aday ürün kullanıcıların beğenisine sunuldu öyle değil mi? Gelen ilgi nasıldı?
Bu yıl gerçekten oldukça kapsamlı ve özenle kurgulanmış bir seçki sunduk. Makyajdan cilt bakımına, saç bakımından kişisel bakıma kadar uzanan 29 farklı kategoride toplam 144 ürünü tüketicilerimizin değerlendirmesine sunduk. Her bir kategoriyi, farklı ihtiyaçlara ve beklentilere cevap verecek şekilde titizlikle oluşturduk. Amacımız, hem sektörün en güçlü oyuncularını hem de yenilikçi ve yükselen ürünleri aynı platformda bir araya getirmekti. Ama açıkçası en etkileyici olan, tüketicilerimizin gösterdiği yoğun ilgi oldu. Yaklaşık 1 milyon oy kullanılması, bu organizasyonun geldiği noktayı çok net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu rakam bizim için sadece niceliksel bir başarı değil, aynı zamanda tüketicinin duyduğu güvenin ve sahiplenmenin güçlü bir göstergesi. Artık tüketicilerin sadece önerilenleri takip etmek istemediğini, karar mekanizmasının bir parçası olmayı önemsediğini görüyoruz. Hangi ürünün öne çıkacağını belirlemek, kendi deneyimini ve görüşünü yansıtmak istiyor. Watsons Güzellik ve Kişisel Bakım Ödülleri de tam olarak bu katılımcı yapıyı mümkün kılıyor. Bu yönüyle baktığımızda, ödüller bir rekabet alanı olmaktan çıkıp aynı zamanda tüketici eğilimlerini anlamak, değişen beklentileri yakalamak ve sektöre yön veren içgörüler elde etmek açısından da çok değerli bir platform haline gelmiş durumda.
Sektördeki dinamikler, güzellik algısı ve trendler sürekli evrilirken, her yıl bu değişimlere entegre olarak bu tür organizasyonlarda sizler nasıl bir yol izliyorsunuz, nasıl bir vizyonla ilerliyorsunuz?
Güzellik dünyası gerçekten çok hızlı ve çok katmanlı bir dönüşüm içinde. Eskiden daha çok ürünün ne yaptığı, yani performansı konuşulurdu. Bugün ise bunun yanında markanın neyi temsil ettiği, hangi değerleri sahiplendiği ve tüketiciyle nasıl bir bağ kurduğu en az ürün kadar belirleyici hale geldi. Artık sadece fonksiyonel değil, duygusal ve değer odaklı bir ilişki söz konusu. Biz de Watsons Türkiye olarak bu değişimi sadece takip eden değil, anlamlandıran ve aksiyona dönüştüren bir yaklaşım benimsiyoruz. Tüketici davranışlarını ve beklentilerini veriyle analiz ediyor, buradan elde ettiğimiz içgörüleri hem ürün seçkimize hem de deneyim tasarımımıza yansıtıyoruz. Örneğin ödül kategorilerimizi belirlerken ya da aday ürünleri kurgularken, sadece bugünün değil, yükselen trendlerin ve değişen ihtiyaçların da izini sürüyoruz. Omnichannel yapımız da bu vizyonun önemli bir parçası. Tüketicinin markayla kurduğu ilişki artık tek bir kanalla sınırlı değil. Mağaza içi deneyimden mobil uygulamaya, e-ticaretten sadakat programına kadar her temas noktasında daha akıcı, daha kişisel ve daha bütünsel bir deneyim sunmaya odaklanıyoruz. Aslında işin özünde çok net bir hedefimiz var: Tüketicinin kendini iyi hissettiği, kendine yakın bulduğu ve güven duyduğu bir dünya yaratmak. Bunu yaparken sadece değişime ayak uyduran değil, o değişimi şekillendiren, hatta çoğu zaman başlatan tarafta olmak. Bu organizasyonlar da bizim bu vizyonu somutlaştırdığımız en güçlü alanlardan biri.

Yine tüketici beklentileri de son dönemde hiç olmadığı kadar hızlı değişirken, 2026 yılında güzellik sektörünün öne çıkan trendleri hakkında neler söylersiniz?
2026’ya baktığımızda güzellik sektörünün artık çok daha bilinçli ve çok katmanlı bir yapıya evrildiğini görüyoruz. Tüketici beklentileri hiç olmadığı kadar hızlı değişiyor ve bu değişim sadece ürün performansıyla sınırlı değil. Sürdürülebilirlik, içerik şeffaflığı ve etik üretim artık “iyi olur” kategorisinden çıkıp temel bir beklentiye dönüşmüş durumda. Özellikle genç tüketiciler, bir ürünü tercih ederken sadece ne işe yaradığına değil, nasıl üretildiğine, hangi değerleri temsil ettiğine ve markanın dünyaya nasıl bir katkı sunduğuna da dikkat ediyor. Bir diğer önemli dönüşüm ise kişiselleştirme tarafında yaşanıyor. Tüketiciler artık genel çözümler yerine, kendi ihtiyaçlarına özel ürün ve rutinler arıyor. Bu da markaları daha inovatif olmaya, daha spesifik çözümler geliştirmeye yönlendiriyor. Öte yandan K-Beauty etkisi güçlenerek devam ediyor. Daha yenilikçi içerikler, çok adımlı bakım rutinleri ve cilt sağlığını merkeze alan yaklaşımlar giderek daha fazla ilgi görüyor. Bununla birlikte saç ve vücut bakımında da cilt bakımındaki yaklaşımın benimsenmesi gibi trendler öne çıkıyor. Ayrıca teknolojiyle entegre deneyimlerin de giderek daha fazla önem kazandığını görüyoruz. Dijital cilt analizleri, kişiselleştirilmiş ürün önerileri ve omnichannel deneyimler, tüketicinin karar yolculuğunda belirleyici hale geliyor. Kısacası güzellik dünyası artık daha şeffaf, daha kişisel ve daha bütünsel. Tüketiciler ne kullandığını bilen, sorgulayan ve kendi ihtiyaçlarına göre seçim yapan bir noktaya geldi. Bu da sektörü her zamankinden daha dinamik ve heyecan verici kılıyor.

Her şey bir yana Watsons Türkiye olarak siz, sürdürülebilirlik konusundaki hassasiyetli yaklaşımlarınız da her daim ön plana çıkıyorsunuz. Bununla ilgili son olarak neler yaptınız, okuyucularımızı haberdar etmek isteyeceğiniz gelişmeler var mı sizin tarafta?
Sürdürülebilirlik bizim için dönemsel bir gündem değil, iş yapış şeklimizin doğal bir parçası. Attığımız her adımda bunu daha somut ve ölçülebilir hale getirmeye çalışıyoruz. Watsons İyilik Hareketi de tam olarak bu yaklaşımın bir yansıması. TEMA Vakfı iş birliğiyle yürüttüğümüz projede 500 bin fidana ulaşmış olmak bizim için gerçekten çok anlamlı bir kilometre taşı. Bu yıl da son etkinliğimizde Konya Soğucak’taki Watsons Hatıra Ormanı’na tüm davetlilerimiz adına 600 adet fidan bağışında bulunduk. Ancak bunu bir sonuç olarak değil, devam eden bir yolculuğun parçası olarak görüyoruz. Hedefimiz, 2030 yılına kadar 1 milyon fidana ulaşarak yarattığımız etkiyi daha da büyütmek. Öte yandan sürdürülebilirlik yaklaşımımızı sosyal etki projeleriyle de güçlendiriyoruz. Watsons Türkiye olarak Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) iş birliğiyle kadınların ekonomik ve sosyal olarak güçlenmesini destekleyen projeler yürütüyor, kadın emeğini görünür kılmayı ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu etkinlik özelinde de aynı amaç doğrultusunda hareket ettik. Payas Emekçi Kadınlar Kooperatifi tarafından bu özel geceye ithafen hazırlanan maskot anahtarlıkları, ödül töreni kapsamında misafirlerimize hediye ettik. İlmek ilmek işlenen bu ürünlerle hem dayanışmayı desteklemeyi hem de kadın emeğini daha görünür kılmayı amaçladık. Sürdürülebilirliği sadece sosyal sorumluluk projeleriyle değil, ürünlerimiz ve operasyonlarımızla da destekliyoruz. “Naturals by Watsons” markamızla %95 ve üzeri doğal içerikli, vegan ve %100 geri dönüştürülmüş ambalajlı ürünler sunarak, bilinçli tüketimi erişilebilir hale getiriyoruz. Aynı zamanda ambalaj azaltımı, geri dönüşüm süreçleri ve tedarik zincirinde daha sorumlu seçimler yapmak da önceliklerimiz arasında. Sürdürülebilirlik bizim için tek seferlik bir proje değil, sürekli gelişen, büyüyen ve hayatın her alanına yayılan bir sorumluluk. Bu alanda daha yapılacak çok şey olduğunun da farkındayız.
Yine bu yıl da "Watsons Özel Ödülleri" arasında ünlü isimlere verilen ödüller de oldukça ilgi gördü. Bu özel ödül kategorisini hangi amaçlarla oluşturmuştunuz, buna da biraz değinmek ister misiniz?
Aslında çıkış noktamız oldukça netti: Güzellik hiçbir zaman sadece ürünlerden ibaret değil. Onu anlamlı kılan şeyler, ilham veren insanlar, trendleri dönüştüren bakış açıları ve geniş kitleler üzerinde iz bırakan hikâyeler. Bazen bir kişinin duruşu, bir anlatısı ya da yarattığı etki, en güçlü üründen bile daha kalıcı olabiliyor. “Watsons Özel Ödülleri”ni de tam olarak bu fikirle hayata geçirdik. Amacımız sadece başarılı isimleri ödüllendirmek değil, güzellik algısını farklı şekillerde yeniden tanımlayan, kendi tarzıyla ilham veren ve bir etki alanı yaratan isimleri görünür kılmak. Çünkü bugün güzellik, sadece dış görünüşle değil; özgünlükle, kendini ifade edebilme biçimiyle ve yarattığı etkiyle anlam kazanıyor. İnsanlar artık sadece neyin “iyi” olduğunu değil, kimin ve neden ilham verdiğini de merak ediyor. Biz de bu merakı besleyen, hikâyeleri öne çıkaran ve güzelliğe daha bütünsel bir yerden bakan bir alan yaratmak istedik.
Watsons Türkiye olarak kadın girişimcileri desteklemek amaçlı oluşturduğunuz bir kategoriniz de var sanırım bu da hassasiyetle yaklaştığınız konulardan biri. Röportajımızı bitirmeden bu konuya da biraz değinmek ister misiniz?
Kadın girişimciliği bizim için gerçekten çok önemli ve üzerinde özellikle durduğumuz bir konu. Çünkü bu alanda büyük bir potansiyel olduğuna, ancak aynı zamanda daha fazla destek ve görünürlüğe ihtiyaç duyulduğuna inanıyoruz. Kadınların hayata geçirdiği markaların arkasında çoğu zaman büyük bir emek, cesaret ve ilham veren hikâyeler var. Biz de bu noktadan hareketle oluşturduğumuz bu kategoriyle, kadın girişimcilerin sesini daha fazla duyurmayı ve markalarını daha geniş kitlelerle buluşturmayı amaçladık. Aslında burada yaptığımız şey sadece bir ödül vermek değil, onların hikâyelerine alan açmak, görünürlüklerini artırmak ve büyüme yolculuklarında yanlarında olduğumuzu hissettirmek. Çünkü inanıyoruz ki bir girişimin büyümesi sadece ekonomik bir değer yaratmıyor, aynı zamanda başka kadınlara da ilham oluyor, cesaret veriyor ve yeni hikâyelerin başlamasına vesile oluyor. Bu etkiyi çok kıymetli buluyoruz. Watsons Türkiye olarak bizim için başarı, sadece rakamlarla ifade edilen bir sonuç değil. Yarattığımız etki, desteklediğimiz hayaller ve dokunduğumuz hayatlar da en az onun kadar önemli. Bu yüzden kadın girişimciliğini desteklemeye ve bu alanda daha fazla değer üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz.