"Hayalini Bile Kuramadığım Bir Hayatı Yaşıyorum"

Zamana meydan okuyan duru güzelliğiyle hayran bırakan Pelin Karahan ile yeni yılın ilk günlerinde bir araya geldik; tadına doyulmaz özel bir sohbeti paylaşırken bir yandan da keyifli bir fotoğraf çekimi gerçekleştirdik.

"Hayalini Bile Kuramadığım Bir Hayatı Yaşıyorum"

Bir yeni yılı daha yepyeni umutlar ve yeni hayallere kucak açarak karşıladığımız şu günlerde karşımızda yepyeni de bir Pelin Karahan var; yeni ama bir yandan da çok tanıdık ve kendinin en iyi versiyonuna ulaşmış bir Pelin. “41 yaşına girdim ve bu yaş çok güzelmiş. Hayatımda pek çok farkındalık yaşadığım bir yaş ve dönemdeyim” derken, bir yandan da “Hayalini bile kuramayacağım bir hayatın içindeyim” diyerek hayat yolculuğunda geldiği güzel noktayı kısaca özetliyor. Hırslı değil ama son derece azimli, bu azim de ona başarıyı getiren temel faktörlerden biri. Kariyerinde sakin ilerlerken, özel hayatında da aynı özen ve düzeni sürdürüyor. 2014 yılında iş insanı Bedri Güntay ile evleniyor ve aynı yıl ilk çocukları Ali Demir dünyaya geliyor, 2017 yılında ise oğulları Can Eyüp aileye katılırken çekirdek aileleri gittikçe genişliyor. Başarılı bir oyuncu, güzel bir eş, iyi bir anne, doğa dostu, hayvansever, sosyal konulara duyarlı biri Pelin Karahan ama sanatla ilgilenmeyi de çok seviyor. Resimle ilgili hayalleri de üretimleri de hiç bitmiyor hatta gelecek dönemlerde resme biraz daha zaman ayırıp güzel bir sergi açmak istiyor. Güzel oyuncu ile yeni yılın ilk günlerinde bir araya geldik; özel sorularla dolu keyifli bir sohbeti paylaşırken, Pelin Karahan’ın en güncel versiyonuyla özel bir fotoğraf çekimi de gerçekleştirdik. 


Röportaj: İrem Orhan

Fotoğraf: Onur Demirağ




İrem Orhan: Pelin Hanım, nasıl gidiyor her şey? Şimdilerde hayatınızın nasıl bir evresindesiniz?

Pelin Karahan: 41 yaşına girdim ve bu yaş çok güzelmiş, çok kıymetliymiş. Hayatımda pek çok farkındalık yaşadığım bir yaş ve dönemdeyim; ne istediğimi çok iyi biliyorum, ne ile mutlu olacağımı öğrendim. Hayattan beklentilerim daha azaldı, daha çok anda kalmaya ve anı yaşamaya başladım. Bence bir kadın için 40 yaş çok kıymetli... 


İ.O: Bu sizinle bu dergi için ikinci kapak çekimimiz ve üzerinden yıllar geçmesine rağmen yüksek enerjiniz ile her an etrafınızdaki herkese dokunup, herkesi motive ediyorsunuz. Hep böyle misiniz?

P.K: Evet, genellikle hep böyleyim. Arkadaşlarım, çocuklarım, birlikte çalıştığım kişiler, pozitif biri olduğumu söyler. Ama tabii ki de benim de modumun düşük olduğu ya da mutsuz olduğum anlar oluyor bir insan olarak fakat genellikle bu dramatik tarafımı etrafımdakilere pek yansıtmıyorum, çoğunlukla içimden geldiği gibi yaşıyorum duygularımı. 


İ.O: Her daim neşeli, enerji dolu ve pozitif oluşunuz bir yana dursun; kişilerin duyunca şaşırdığı marjinal bir özelliğiniz var mı?

P.K: Benim tersim çok ters oluyor fakat insanlara bu yönümü göstermeyi, bunu açığa çıkartmayı pek sevmiyorum. Çoğunlukla neşeli ve enerjik olsam da modumu düşüren olaylar oluyor ama pek göstermiyorum diyeyim...



İ.O: Hayatta bir şeyleri elde etmek için hırslarınız oldu mu hiç? Yoksa her şeyi her zaman akışına bırakan o kişi misiniz?

P.K: Hiç hırslı olmadım ama azimli oldum. Azimli olmak bana çalışmayı ve karşılığında başarıyı getirdi. Hırsı hiçbir zaman sevemedim çünkü bazen ne yaparsanız yapın bazı şeyler gerçekleşmiyor, bazen bazı şeyleri akışına bırakmak lazım diye düşünüyorum. 


İ.O: En son neyi hedefleyip ona ulaşmak için heyecanla beklediniz?

P.K: Okuyucular “Buna mı hırslandı” diyebilir fakat en son en çok hırslandığım şey; robot süpürgeler vardır ya, ofisime bir tane ondan aldım. Ama asla internete bağlayamadım, ofisimi temizletemedim yani kısaca aleti kullanamıyorum. Servisi arıyorum olmuyor, internetten bakıyorum olmuyor, kafaya taktım ve günlerce uğraşa uğraşa kendimi bu yaşımda en teknolojik noktaya getirip o robotu çalışır hale kendi başıma getirdim ve bu saçma şeyle gurur duyuyorum. Bu beni çok hırslandırmıştı. 


İ.O: Kariyerinizle ilgili şimdilerde yürüdüğünüz yolun tam olarak neresinde görüyorsunuz kendinizi?

P.K: Kariyerimin başlarındaki kaygılarım yok, maddi kaygım yok, kendimi ispatlama derdim yok. Daha kaygısız ve daha kendinden emin olduğum bir dönemdeyim. Kaygısız bir şekilde mesleğini devam ettirebiliyor olmak çok keyifli, bu büyük bir lüks. Ve bence 40’lı yaşlar kadın oyuncuların kendini duygusal açıdan seyirciye en iyi ifade edebildiği yaş.



İ.O: Kariyerinizle ilgili dönüm noktası saydığınız olaylar var mı? O anlar yaşanmasaydı şimdi nasıl bir hayatınız olurdu?

P.K: Bence tiyatro teklifini kabul etmek çok doğru bir karardı benim için çünkü evet, kamera önü çok keyifli ama tiyatroda daha aktif olduğumuz için ve seyirci ile yüz yüze olduğumuz için çok daha şey öğrendim orada.


İ.O: Yıllar içinde çok çeşitli yapımlarda yer almış, farklı karakterlere hayat vermiş biri olarak; tadı damağınızda kalan karakter hangisiydi? Hatta şöyle soralım; şimdiye kadar hayat verdiğiniz karakterlerden en çok hangisine yakın hissettiniz kendinizi?

P.K: Oynadığım her karakterden çok keyif aldım aslında ama Mihrimah Sultan karakteri çok büyük bir keyifti benim için. Özellikle tarihi bir karakter olduğu için zaten tadında kalması gerekiyordu. Ayrıca çok bilinmeyen bir filmim olan ‘Dalgalar ve İzler’ filmindeki anne karakteri çok kıymetliydi benim için. Daha çok insana ulaşsın isterdim çünkü kadınların yaşadığı birçok sorunu konu alan bir filmimdi. Umarım sonradan kıymeti bilinir. 



İ.O: Dram, aksiyon ya da belki romantik komedi; en çok hangisine daha yakın hissediyorsunuz kendinizi?

P.K: Bana göre, her birinin ayrı bir zevki var. Mesela komediyi pek bilmiyordum o ayrı bir hoşuma gitti. Seyirci beni nerede görmek istiyor bilmiyorum ama her seferinde farklı bir şeyde oynamak daha çok haz veriyor. Fakat bence TV’de dramanın ayrı bir hissi var.


İ.O: Bir yandan da sosyal medyada son derece aktif biri olarak, kariyeriniz bu yöne doğru evrilir mi? Oyunculuk hala derin bir tutku mu sizin için?

P.K: Aslında başta çok reddediyordum, o dijital dünya bana çok uzak geliyordu. Fakat baktım ki dünya bu tarafa doğru evriliyor ve bu işini, oyunculuğunu da etkileyen bir şey ve bunu doğru kullanıp kariyerime çok daha artı sağlayabileceğime karar verdim. Ama tabii ki de hala en çok keyif aldığım şey oyunculuk. Sosyal medya benim için bunu besleyen ek bir şey gibi. 


İ.O: Sosyal medyanın en çok hangi yönünü seviyorsunuz?

P.K: Ben yeni şeyler öğrenmeyi çok seviyorum. Mesela yeni bir yemek tarifi, modayla ilgili çıkmış yeni bir şey, yeni açılmış bir restoran, kafe, keşfedilecek yeni bir yer vb. Sosyal medya da bu konuda çok faydalı; bir mekan görüyorsun mesela kaydediyorsun, yeni bir tarif buluyorsun hemen gidip deniyorsun bu tarz şeyler çok dikkatimi çekiyor.




İ.O: Uzun yıllardır kitlelerin tanıdığı biri olarak size sorsak; bu tanınırlık size neler katmış ya da sizden neler almış olabilir? Kariyeriniz uğruna feda ettiğiniz bir şeyler olmuş mudur?

P.K: Aslında benden bir şeyler aldığını düşünmüyorum. Belki de kariyerime ilk başladığım zamanlarda çok fazla çalışıyor olmamdan kaynaklı pek fazla kendime vakit ayıramıyordum yaşıtlarıma göre, bu olabilir. Fakat bu benim tercih ettiğim bir şeydi ve hayat şartları beni buna götürüyordu. O zamanlar daha çok çalışmaya ihtiyacım vardı. Ve bunun için de dönüp hayıflanmanın anlamı yok bence. Çalışmam gerekiyordu ve o bana iyi geldi. Bu tarz şeyler benden bir şey götürmedi aksine çok şey getirdi. 


İ.O: Sizi tanıdığımız ilk yıllardan bu yana hep yaptığınız işlerle ve hayatınızdaki güzelliklerle anılan birisiniz; polemiklerle gündeme gelmek kişisel tarihinizde olmayan şeyler. Akışında mı böyle gelişti yoksa imajınız için özellikle mi dikkat ettiniz?

P.K: Akışında böyle gelişti. Benim pek her şeye cevap verebilen bir yapım yoktur zaten. Hep kontrollü röportajlar, kontrollü cevaplar verdim. Öyle olsun diye değil de yapım gereği öyleydi. Haddim olmayan şeylere cevap vermem. Kavga ve huzursuzluktan hoşlanmayan biri olduğum için bir şeylere cevap vermek olayı daha da büyütmek gibi geliyor bana. 



İ.O: Kendi kendinize konuşur musunuz? Bu günlerde üzerine en çok düşündüğünüz konu nedir diye sorsak?

P.K: Sürekli konuşurum deli gibi... Kafamda hep bir şeyler var, aynı anda bir sürü şey hakkında düşünebiliyorum. Mesela gün için programlar yapıyorum onunla ilgili düşünüyorum günün daha verimli geçmesi için. O yüzden çok fazla düşünüp taşınıyorum, hep kafamda bir şeyler var...


İ.O: Hayata karşı motivasyonunuzu sürekli yüksek tutmanız için tutunduğunuz bir düşünce kalıbı, hayat felsefesi vs. var mı?

P.K:Yani aslında zaman zaman değişiyor bu noktalar. Biraz da geçirdiğim dönemle alakalı. Bazen bazı yerlerde okuyorsun ediyorsun “evet ya doğru aslında” diyebiliyorsun. Bir şeye inanıp oradan devam edebiliyorum. Ama sonuçta bir hayatımız var. Özelikle anne olduktan sonra oluyor. Huzurlu bir şekilde evindeysen, tencerende yemeğin pişiyorsa, sağlıklıysan, sevdiklerin iyi ise, işin gücün varsa bir geriye dönüp şükrediyor insan içinde. Özellikle anne olduktan sonra bu şekilde düşünmeye başladım.



İ.O: Hem kariyer anlamında hem de iki çocuk annesi iyi bir eş olarak, hayatınıza baktığınızda kendinizi gerçekleştirmiş olduğunuzu düşünüyor musunuz?

P.K: Hayalini bile kuramayacağım bir hayatı yaşıyorum sevdiklerimle birlikte, çok şükür. Ben bile bunları hayal etmezdim. Ama daha bunun üzerine ne koyabilirim bilmiyorum, duygu olarak daha iyi bir şey yapmak, çocuklarımla daha çok şey paylaşmak adına “Bunlar bana yeter” anlamında yetinemiyorum. Anları yaşamak adına, hayatı yaşama adına aslında bahsettiğim şey. O yüzden geri dönüp de mesela kaçırdığım şeyler varsa onları aralara serpiştirmeye çalışıyorum.


İ.O: Son derece sempatik ve sıcakkanlı birisiniz ama sizinle ilgili önyargıları oluyor mu insanların?

P.K: Tabii ki de önyargılı yaklaşanlar oluyor. Dışarıdan, “Çok cool duruyor, kesin çok samimi değildir, çok üstten bakıyor” diyenler oluyor, bunları duyuyorum. Biraz sohbet edince de “Ya böyle olduğunu düşünmemiştik” diyorlar genelde. Biraz kontrollü ve mesafeli duruyorum galiba.


İ.O: İş insanı Bedri Güntay ile uzun yıllardır güzel bir evliliğin içindesiniz; bu denli uzun soluklu bir hikayenin temel bileşenleri neler?

P.K: Saygıyı kaybetmemek, birbirini anlamak olabilir aslında baktığınızda. 



İ.O: Oğullarınızla iletişiminiz nasıl? Daha çok anneye mi babaya mı düşkünler desek?

P.K: Özellikle şu sıralar bana çok düşkün oldular, neden bilmiyorum ama. “Kaçta geleceksin, kaçta çıkacaksın, ne giydin” gibi şeyler söylüyorlar, iki tane kayınvalide var gibi evde. Hoşuma gidiyor aslında benimle olan iletişimleri, benimle ilgilenmeleri, meraklı olmaları... Olabildiğince onlarla bir şeyler paylaşmaya çalışıyorum tabii aynı zamanda o disiplini de kaybetmemeye çalışıyorum. Çocukla çok arkadaş gibi olmamak gerekiyor bence. Çocuk disiplin sever diye düşünüyorum. Kendi başlarına bırakmamak lazım bazı durumlarda.


İ.O: Diğer yandan sizinle paylaştığımız bir çekim gününde yakından da gördük ki; cildiniz şahane! Özel bakım rutinleriniz var mıdır?

P.K: Güzel bakıyorum cildime, yalan yok. Makyaj ile uyumamaya özen gösteriyorum. Makyajı da çok severim ama cilt bakımı yapmayı çok daha seviyorum. Fakat beslenme de çok şeyi değiştiriyor ciltte. Kaliteli beslendiğin zaman, uykunu aldığın zaman cilde büyük bir şekilde yansıyor. Özellikle bu yaşlarda ve bundan sonra daha çok dikkat etmem lazım. Biraz da genetik tabii ki.


İ.O: Sporla aranız nasıl? Özel bir antrenman programınız ve besleme yönteminiz var mı?

P.K: Haftada en az beş gün spor yapıyorum. Şu an da üç gün fonksiyonel antrenman yapıyorum, iki gün pilates yapıyorum, araya biraz tenis sokuşturmaya çalışıyorum özellikle iyi havalarda. Bir aralar boks yapıyordum ciddi bir derecede. Spor yapmayı çok seviyorum, zayıflamak için değil de sağlıklı bir yaşam için olmazsa olmazımdır spor.



İ.O: Gelecekle ilgili en yeni hayalleriniz, planlarınız neler? Sürpriz işler gelir mi?

P.K: Yeni bir tiyatro oyunumuz var. Daha çok yeni belli oldu. Tuna Kırlı var, hatta çok daha önceden rol arkadaşım, çok başarılı bir oyuncudur kendisi. Onun yazdığı ‘Kaç Para Bir Fön’ diye iki kişilik bir karı koca komedisi. Çok tatlı atışmaları olan çok komik, tek perde bir komedi seyirciyi bekliyor olacak. Ocak itibariyle inşallah başlıyoruz, beklerim.


İ.O: Son olarak yeni yıl dileklerinizi alalım mı sizden?

P.K: Resimle ilgili hep yapmak istediğim hayallerim vardı. Resme biraz daha zaman ayırıp güzel bir sergi açmak istiyorum hayırlısıyla. Filmlerle ilgili pek belli olmuyor, projeler iptal edilebiliyor o artık kısmet. Çocuklarla ise anın tadını çıkartmak istiyorum, özellikle bir planım yok. Mutlu, güzel anlar biriktirmek istiyorum yeni yılda, o benim için yeterli. Yaşadığımız anın tadını çıkardığımız, anda kaldığımız, yeni yerler, yeni tatlar keşfettiğimiz çok güzel bir yıl olsun.