Prada’dan Fendi’ye, Jil Sander’dan Missoni’ye uzanan güçlü kreatif vizyonlar; katmanlı siluetler ve duygusal anlatılar eşliğinde geçmiş ile geleceği aynı podyumda buluşturturdu.
Hazırlayan: Bade Çakar

PRADA
Milano Moda Haftası’nın en dikkat çeken şovlarından biri hiç kuşkusuz Prada’nın sonbahar/ kış 2026-27 koleksiyonuydu. Miuccia Prada ile Raf Simons ortak vizyonuyla sahnelenen bu sezon, çok katmanlı bir anlatı sundu. Sadece 15 modelin yer aldığı şovda, her modelin podyuma birden fazla görünümle çıkması, katmanlarla kombinlenen görünümlerin ardı ardına soyularak altındaki basit ama etkili formların ortaya çıkması, giysiyi statik bir obje olmaktan çıkarıp dinamik bir deneyime dönüştürdü. Gösterinin tonunu belirleyen, günlük yaşamdan ilham alan pratik tasarımlar, çok yönlü kullanımı vurguluyordu.

FENDI
Milano Moda Haftası bu yıl Maria Grazia Chiuri’nin Fendi’deki ilk koleksiyonuna sahne oldu. Chiuri, kariyerine 1988’de Fendi’de başlamış, ardından Dior’da uzun yıllar görev almıştı ve şimdi geri dönüş yaparak sarf ettiği ‘Less I, More Us’ mottosuyla koleksiyonunu şekillendirdi. Koleksiyon, markanın kürk mirasını çağdaş bir estetikle yeniden yorumladı; ceketlerden patchwork kürklere, siyah ve lacivert ağırlıklı palet bu geleneği modern bir ihtişamla buluşturdu.

MAX MARA
Max Mara bu sezon Milano’da klasik ve fonksiyonel lüksü birleştiren güçlü bir mevcudiyet ortaya koydu. Markanın tarihsel zarafeti ile utilitarizmin sentezini sunan Fall/Winter koleksiyonu, özellikle cashmere, alpaka ve ince yün gibi prestijli kumaşlar üzerine neo-gotik dokunuşlar ile dikkat çekti. Bu sezonun anahtarı, yapısal kesimler ile zengin dokuların etkileşimi oldu. Uzun kabanlar, süet tunikler ve yüksek çizmeler gibi temel parçalar, Max Mara’nın konforu önceliklendiren yaklaşımını temsil etti.

JIL SANDER
Jil Sander’ın sonbahar/kış koleksiyonu, markanın özünde var olan minimalist prensipleri derinleştiren dingin ve zarif bir havaya sahip. Simone Bellotti’nin liderliğinde yürütülen yaratıcı süreç, monokrom paletler, doğal kumaşlar ve kusursuz kesimlerle tanımlandı; koleksiyon, fonksiyonel ve aynı zamanda şairane bir sadelik sundu. Jil Sander’ın bu sezonki estetiğinde, akışkan ceketler, net hatlı paltolar ve minimal siluetler bir arada yürüdü.

ETRO
Etro, 2026/27 sonbahar/kış koleksiyonunda ailenin kültürel mirasını, geleneksel desenlerle çağdaş dokular arasında bir diyalog kurarak yansıttı ve sezonun ana temalarından birini “ev ve aidiyet” olarak yorumladı. Paisley deseni, lüks yünler, velurlar ve kadifelerle birleşti. Bu desenler, zengin tonlar ve yumuşak katmanlarla birlikte güçlü bir kişisel ifade sundu. Koleksiyon, seyircide nostaljik bir sıcaklık hissi uyandırırken aynı zamanda modern çizgilerle güncel bir enerji taşıdı.

MISSONI
Missoni Milano Moda Haftası’nda klasik örgü mirasını kış sezonuna taşıyan koleksiyonuyla dikkat çekti. Markanın karakteristik zincir örgü motifleri ve misse detail detaylar, oversized dış giyim ve modern kesimlerle harmanlandı. Podyumda öne çıkan parçalar arasında lurex ipliklerle dokunmuş ‘party pants’ gibi parlak öğeler, mevsimin koyu paleti içinde canlı ve eğlenceli vurgu noktaları yarattı. Ayrıca oversized palto ve örgü kombinasyonları, Missoni’nin geleneksel sıcaklığını kışa özgü hacimli siluetlerle yeniden yorumlandı.