Modern + Risk Alan + İddialı

Ece Erdinç ile Etiler’deki yeni evinde modaya bakışı ve stil felsefesinin detaylarını konuştuğumuz özel bir sohbeti paylaştık.

Modern + Risk Alan + İddialı

Güzel giyinmeye özen göstermek onun için hayatına ve toplumda duruşuna özen göstermek demek; ilk izlenim ise her zaman görünüşünüzle olur, bu da sadece sığ görsel tatmin değil, siz kendinizi daha ifade etmeden anlatan bir duruş. Ece Erdinç, her okazyona uygun farklı görünümleriyle dönemin ruhunu çağdaş dokunuşlarla harmanlarken; modern, risk alan ama seçtiği vintage parçalarla da farklılaşan bir stil ortaya koyuyor. Onun için özgünlük her zaman çok önemli ama bunun tasarım bilgisi, kumaş ve kesimle birleşmesi de parça bazında asıl farkı yaratan oluyor. Ece Erdinç ile Etiler’deki yeni evinde stil yolculuğunun kilometre taşlarını konuştuğumuz özel bir moda sohbetindeyiz. 


Röportaj: İrem Orhan

Fotoğraf: Serkan Ekdeleklioğlu




İrem Orhan: Nasılsınız, nasıl gidiyor şimdilerde her şey sizin için? Yeni yıl nasıl başladı?

Ece Erdinç: Zorlu geçen birkaç yıl sonrasında 2026’ya çok güzel girdim ve buradan devam etmekte kararlıyım. Sakin, huzurlu, ne istediğini bilen, ayakları yere basan, adımlarımın hızı yerine ne yapmak ve nasıl yaşamak istediğim konusunda attığım temellerin keyfini yaşayacağım bir yıl olacağına eminim.


İ.O: Modayı ve trendleri de çok yakın takip ediyorsunuz, kedinize özgü bir çizginiz de var; siz kendi stilinizi nasıl tanımlarsınız?

E.E: Kendimi bildim bileli moda ile kendimi ifade etmek benim için hayatın, günlük en güzel renklerinden biri. Burç gezegenlerinin ikisi de venüs olan bir kadın olarak hayatta stilimle var olmak, yaşadığım alanın bununla uyumlanması, tariflerimin görsellerinden sofralarıma ve tüm seçimlerimle hayatımda görsel hikaye yazmaktan keyif alıyorum. Güncellikten ve tarzımı güncellemekten uzak kalmıyorum ama hiçbir trend parçayı satın almıyorum. Her parçanın kendi içinde tasarımının doğru olduğu, beni heyecanlandıran bir tasarımı seçip onun uyumlanması üzerine giyiniyorum. Bedenimi tanıdığım seçimler, zamansız ama iddialı klasikler favorim. Modern, risk alan ve favori parçalarını tekrar etmeyi seven, vintage parçalarla farklılaşan, feminen dokunuşu olan ama maskülenlikten korkmayan bir stilim var.


İ.O: Stilinizle ilgili de sıkça iltifat alıyorsunuzdur; şimdiye kadar duyduğunuz en güzel şey neydi?

E.E: Çok teşekkürler. Risk almayı sevdiğim için bu her zaman ince bir çizgi. Çok beğeniden, sert eleştiriye gidebiliyor ama işin keyfi de tam burada. “Bu kıyafeti her gün giysen sonsuza dek sana hayran hayran bakabilirim, o kadar güzel olmuşsun” unutmadıklarımdan biridir. Bir davet masasında çok hoş bir kadının, “Seni izlemekten bu gece eşimi hiç görmedim, inanılmaz görünüyorsun” demesi de yine unutamadıklarımdan.


İ.O: Kıyafet seçimleri ve özgüven arasında bir bağ var mı sizce?

E.E: İlk izlenim her zaman görünüşünüzle olur, bu da sadece sığ görsel tatmin değil, siz kendinizi daha ifade etmeden anlatan bir duruştur. Güzel giyinmeye özen göstermek benim için hayatına ve toplumda duruşuna özen göstermek demek. İçerisinde kendimi beğenip, konforlu ve özenli hissettiğim bir görünümle sokağa çıktığımda boş sokakta yürüdüğümde bile kendimi yüzde yüz daha özgüvenli hissederim.



İ.O: Bazen kıyafet seçimlerinizle eleştiri aldığınız da oluyor mu? Daha doğrusu bu konuda eleştiri kabul etmeyenlerden mi yoksa her eleştiriyi değerlendirenlerden misiniz? E.E: Özellikle stilim otururken de hep modaya ve risk almaya meraklıydım. Bu merakı olan insanlar her zaman haklı veya haksız eleştirilecektir. Eleştiri de modayı sevmenin organik bir parçasıdır. Lisede o zamanlar için asla olan kış günü beyaz pantolon giymem, köpekler için üretilmiş bir çantayı üniversitede kitap çantası yapmam gibi çok örneği olan denemelerim hep eleştirildi. Bu yaşımda artık ben budur, bu görünüm oldu diyorsam 3. bir kişinin yorumu benim için önemsiz. Her stil her zevke hitap etseydi bir stilim de olmazdı. Moda konusunda çok başarılı tasarımcı arkadaşlarım var şanslıyım ki arada kaldığımda hep onlara danışabiliyorum. Güvendiğim 3. görüşlerim de tabii ki var.


İ.O: Sizce bir tasarımda farklılık ve özgünlük mü daha önemli, kullanılabilirlik mi?

E.E: Özgünlük hep çok önemli ama bunun tasarım bilgisi, kumaş ve kesimle birleşmesi parça bazında benim için fark yaratır. Kumaşını sevmediğim, kesiminin oturmadığı hiçbir parçayı özgün diye giyemem.



İ.O: Ayrıca mesela ayakkabı, çanta ya da bir küçük elbise fark etmez, size göre bir tasarımı arzu nesnesi yapan şey nedir?

E.E: Doğru tasarım her tür eşyada konuşur. Tasarımın kendi içerisinde baştan sona bir uyumu ve klasik olan bir dokunuşu gıdıklayarak farklılaştırması gerekir. İddiası hep o dokunuşun doğru yorumlanmasında.


İ.O: Okuyucularımıza tamamen kendilerine ait bir stil yaratmak konusunda verebileceğiniz tüyolar olur mu?

E.E: Günümüz dünyasında artık sürdürülebilirlik çok önemli. Eskiden moda çekimlerinde bile bu giydiğim görülmüştü diyerek hiç görülmemiş yeni parçalar seçerken artık tam tersi en sevdiğim ve farklı, çok kez kombinleyebildiğim parçalarımı görmek istiyorum. Moda dünyası neyi beğeniyor değil de ben neyi beğeniyorum benim için işin sırrı. Sevdiğiniz parçaları sık sık farklı görünümlerde tekrar kullanmak, çok adetli hızlı tüketim parçaları almak yerine zevkinizi ortaya koyan vintage veya bir parça tasarım parça almak ve satın aldıklarınızı terziye götürmek bence stili geliştiren noktalardan.



İ.O: Dünyada işlerini en çok beğendiğiniz tasarımcılar kimler? Ve son beğeniyle takip ettiğiniz iş birliği?

E.E: YSL ve Celine gibi Fransız kadını temelli markalar genel yaklaşımda beni çok yansıtıyor. Ama üzerine Maison Margiela, Galliano, Mugler gibi markalarla dokunuşlar yapıyorum. Christopher Esber, Jacquemus, Attico ise son yıllarda benim için ön plana çıktı. Bottega ise aksesuarda vazgeçilmezim. 2 erkek çocuk annesi olarak Alexander Wang, Balenciaga, Off White ile de her zaman gündüzleri daha maskülen stil yaratmayı seviyorum. Geceleri bir anda Versace kadını olmak isteyen yanımı moda sever arkadaşlarımla eğlenceli buluyoruz. Türk tasarımcı arkadaşlarımın markaları ise her zaman yurt dışında en çok merak edilen parçalarım oluyor. Vivienne Westwood x NANA collab’i ise geçen yıl bana ah dedirtip sold out olduğu için sahip olamadığım işbirliklerindendi.


İ.O: Sezon trendlerinden favorileriniz neler?

E.E: Sıcak kahveler, canlı kırmızı görünümler, yeşil ve pembe gibi renklerin bir araya gelmesi ve tatlı sarılar ve bebe mavileriyle özellikle bu sezonun renklerini çok beğeniyorum. Kolej görünümünü yorumlamaktan keyif alıyorum. Üniversitede Sienna Miller ve Olsen Twinlers’lerle canlı canlı uyguladığım bohem yoğun dağınık kahve makyajlı görünümler bana ilham veriyor. Baharda ve yazın buraları deneyimlemeye devam edicem. Onların geceye geçen daha rock&roll stili ise zamansız ilhamlarımdan.


İ.O: Sezon trendleri arasında “asla giymem” dediğiniz bir parça var mı?

E.E: Baştan aşağı bej ve ‘old money’ olarak tanımlanan ve yapılan stili zorlama buluyorum. Kaşmir, alternatif gerçek deriler, aile büyüklerinden kalmamış parçalarla yapılmamış olduğunda çok yapay oluyor. Bu stili hali hazırda yaşayan, özgüvenli 50 yaş üstü kadınları, Avrupa’da tek başına kahvesini yudumlarken izlemek çok keyifli. Herşey yerinde ve zamanında güzel.



İ.O: Kendiniz için yaptığınız son alışveriş nedir?

E.E: Bordeaux iş seyahatimde renksiz camlı metal aksamlı bir Chanel gözlük, Sandro’dan yeşil ve deri kahve detaylı bir işçi montu olarak tanımlanan ve dolabıma 3. kez aldığım stilden bir dış giyim, Margiela eskitilmiş yüzükler ve Ba&sh markasından yere kadar klasik Fransız kesimli bir elbise.


İ.O: Röportajımızı sonlandırmadan önce; sizin sürdürülebilir modaya katkı için yaptığınız bir şeyler var mı?

E.E: Simple Pleasures of Everyday Living isimli sürdürülebilir, cinsiyetsiz ve zamansız parçalardan oluşan, tamamen her gün kullanım için tasarladığım, sadece doğal kumaşlar kullandığım bir markam var. Dışarı çıkarken görünümlerime ne kadar dikkat ediyorsam evde seyahat ederken ve spora giderken bir o kadar konforuma düşkünüm ve ne giyeceğimi düşünmek istemiyorum. Tam buna hizmet eden üzerimden çıkartmadığım oversize, pamuk ve bir tasarım dokunuşu olan eşofman takımlarım haftaya satışta olacak.


İ.O: Uzak ya da yakın vadeli gelecek planlarınızla ilgili neler söylemek istersiniz?

E.E: Kariyerim, ilişkilerim, hayatı yaşama şeklim hep bir temel çizgide sürdürülebilir ve beni heyecanlandıracak şekilde devam etmeli. Değişimi, gelişimi barındıran, özeleştiri olan, beni konfor alanımdan çıkartıp büyüten işleri seviyorum. Her çok üreten gibi topraklanma ve tekrar ilhamlanma yıllarını da üretim yılları kadar değerli buluyorum. Bu yıl tekrar risk almaktan korkmadığım, bana ilham verecek her alanda var olmaya hazırım.