"Stilde Zarafet Ve Zamansızlık Hissi Vazgeçilmezim"

Trendlerden ilham alsa da sonunda kendine özgü o sade ama güçlü dokunuşuyla tarzına imzasını atan Nisa Çakar ile stil kodlarını konuştuk.

"Stilde Zarafet Ve Zamansızlık Hissi Vazgeçilmezim"

Modayı ve trendleri çok yakından takip eden, kendine özgü stilini bunlar üzerine inşa eden biri, Aponine isimli mücevher markasının kurucu ortağı Nisa Çakar. İstanbul’da doğup büyüyen Nisa, yakın dönemde annesinin vizyonu ve incelikli bakış açılarını da yanına alarak renkli değerli taşların büyüleyici dünyasına adım attı; kendi stilinden izler taşıyan cesur, eğlenceli ve renkli parçalar tasarlamaya başladı. Onun stili spor şık ama aynı zamanda klasik bir çizgiye de vurgu yapıyor. Günlük hayatında önceliği konfor ancak zarafet ve zamansızlık hissi de vazgeçilmezi. Nisa Çakar ile yeni yıl yaklaşırken özel bir buluşma gerçekleştirdik; üzerine konuşulmaya değer stili, moda ve trendlere bakışı ve son alışverişleri üzerine keyifli bir sohbeti paylaştık.


Röportaj: İrem Orhan

Fotoğraf: Serkan Ekdeleklioğlu


İrem Orhan: Nasılsınız, nasıl gidiyor şimdilerde her şey sizin için? Yeni sezon nasıl başladı?

Nisa Çakar: Teşekkür ederim, çok güzel ve yoğun başladı; yakın zamanda annemle birlikte yarattığımız mücevher markamızla Riyad'da gerçeklesen bir mücevher fuarına katıldık ve markamıza olan ilgi çok güzeldi.


İ.O: Modayı ve trendleri de çok yakın takip ediyorsunuz, kedinize özgü bir çizginiz de var; siz kendi stilinizi nasıl tanımlarsınız?

N.Ç: Modayı ve trendleri çok yakından takip ediyorum; kendi stilimi her zaman onların üzerine inşa ediyorum. Benim stilim spor şık ama aynı zamanda klasik bir çizgiyi de mutlaka taşıyor. Günlük hayatımda konfor benim için çok önemli ancak zarafet ve zamansızlık hissi de vazgeçilmez. Bu yüzden trendlerden ilham alsam da, sonunda her parçada kendime özgü o sade ama güçlü dokunuşu korumaya özen gösteriyorum.


İ.O: Stilinizle ilgili de sıkça iltifat alıyorsunuzdur; şimdiye kadar duyduğunuz en güzel şey neydi?

N.Ç: Stilimin ve tarzımın beğenilip dile getirilmesi benim için çok hoş bir iltifat.


İ.O: Kıyafet seçimleri ve kişinin özgüvenli hissetmesi arasında bir bağ var mı sizce? Bu durum sizi nasıl etkiliyor mesela?

N.Ç: Kesinlikle var. Kıyafetler insanın iç dünyasını yansıtıyor. Ben kendimi iyi hissettiğim bir renk veya kesim giydiğimde enerjim, duruşum hatta iletişim tarzım bile değişiyor.



İ.O: Bazen kıyafet seçimlerinizle eleştiri aldığınız da oluyor mu? Daha doğrusu bu konuda eleştiri kabul etmeyenlerden mi yoksa her eleştiriyi değerlendirenlerden misiniz?

N.Ç: Çok eleştiri aldığım söylenemez ama elbette herkesin zevki farklı. Tarz benim ifade biçimim, önemli olan benim kendimi iyi hissetmem. Yapıcı eleştiriler bana ilham verebilir ama stilimi tamamen değiştirmem çünkü özgünlük benim için çok daha önemli.


İ.O: Sizce bir tasarımda farklılık ve özgünlük mü daha önemli yoksa kullanılabilirlik mi? Ne dersiniz, siz genelde tercihinizi hangisinden yana kullanıyorsunuz?

N.Ç: Her farklı ve özgün olan tarzıma uymayabilir o yüzden ben kullanılabilir olmasını da çok önemsiyorum.


İ.O: Ayrıca mesela ayakkabı, çanta ya da bir küçük elbise fark etmez, size göre bir tasarımı arzu nesnesi yapan şey nedir?

N.Ç: Bence duygu. Bir tasarım size bir anıyı, bir hissi ya da bir hayali çağrıştırıyorsa, o zaman gerçekten arzu nesnesine dönüşüyor. Malzeme kalitesi ya da marka kimliği kadar, tasarımın sizde uyandırdığı his de çok önemli.


İ.O: Aksesuar ve kıyafet arasındaki ilişki hakkında ne düşünüyorsunuz?

N.Ç: Benim için ayrılmaz bir parça ve bütünselliği sağlıyor, o yüzden ayrılmaz ikili diye düşünüyorum.



İ:O: Okuyucularımıza tamamen kendilerine ait bir stil yaratmak ve onu geliştirmek konusunda verebileceğiniz tüyolar olur mu?

N.Ç: Öncellikle kendinizi tanıyın hangi renkler, kesimler ve dokular sizi yansıtıyor fark edin. Modayı ilham olarak alın ama birebir takip etmeyin. Ve mutlaka sizi anlatan bir imza detayınız olsun. Bu bir aksesuar, takı ya da renk olabilir. Stil, kendini bulmanın en keyifli yolu bence.


İ.O: Dünyada işlerini en çok beğendiğiniz tasarımcılar kimler? Ve son beğeniyle takip ettiğiniz iş birliği?

N.Ç: Dior’dan ayrıldı gerçi ama Maria Grazia Chiuri genel anlamda çok yaratıcı ve feminenliğin dozunu çok iyi kullanan bir tasarımcı; daha önce Valentino’dayken de çok beğenirdim. Bir diğeri ise Miuccia Prada. Onun modaya bakış açısını cesur ve yenilikçiliğini çok beğeniyorum. En son Dior’un dünyanın dört bir yanından sanatçılara ilham veren ikonik ‘Dior Lady Art’ projesi kapsamında Türk sanatçımız Hayal Pozantı’nın da projede yer alması ve Lady Dior çantasını kendi özgün tasarımlarıyla görmek beni çok heyecanlandırmıştı.


İ.O: Sezon trendleri arasında favorileriniz neler?

N.Ç: Süet ceket/ayakkabı/çanta, deri pantolon.


İ.O: Sezon gardırobunuzun demirbaşı nedir?

N.Ç: Ceket giymeyi çok seviyorum. Deri, oversize, teddy ama özellikle süet ceketler bu sezon gardırobumun demirbaşı oldu. 



İ.O: Sezon trendleri arasında “Asla giymem” dediğiniz bir parça var mı?

N.Ç: Sanırım yok, şu an aklıma spesifik bir parça gelmedi.


İ.O: Peki, sezonda kullanmayı en sevdiğiniz renkler hangileri?

N.Ç: Su sıralar özellikle kahve tonları, gri ve bordo renkleri kullanmayı çok seviyorum.


İ.O: Kendiniz için yaptığınız son alışveriş ne?

N.Ç: Kendim için en son Chanel’den ceket ve çok tatlı bir ear muff aldım.


İ.O: Modada sürdürülebilirlik üzerine son yıllarda çok fazla görüş ortaya atılıyor. Röportajımızı sonlandırmadan önce; sizin sürdürülebilir modaya katkı için yaptığınız bir şeyler var mı?

N.Ç: Bence en büyük katkı gereksiz yere alışveriş yapmamak. Uzun ömürlü, doğal, kaliteli ürünler konusunda ısrarcı olmak da çok önemli.


İ.O: Uzak ya da yakın vadeli gelecek planlarınızla ilgili neler söylemek istersiniz?

N.Ç: Uzun vadede markam olan Aponine’nin yurtdışında mağazasını açmak, yakın zamanda ise Orta Doğu ve Amerika’daki en bilinen department store’larda yer almak istiyorum. Kişisel planlarım arasında ise bol bol seyahat etmek var.