Cemiyet hayatının genç isimlerinden Sima Tarkan Basoğlu, son dönemlerde tatlı bir telaş içinde; biliyorsunuz, altı aylık hamile ve oğlunu kucağına almaya hazırlanıyor, bundandır; ‘hayatının en sakin döneminde’ olduğundan bahsediyor, “Ama bir o kadar da güçlüyüm” diyor. Hamilelik ona çok şey öğretmiş, o da bundan son derece mutlu olduğunu söylüyor. Gelecek günler için çokça heyecanlı, biraz da telaşlı; merakla bebeğini kucağına alacağı günü bekliyor. Onunla geçirdiğimiz bir çekim gününde yaşadığı heyecan ve mutluluğu bize de geçiyor. Sima Tarkan Basoğlu ile yeni yılın ilk günlerinde buluştuk; tutkunu olduğu moda sahnesi, son seçimleri ve hayatının en yeni perdesi hamilelik heyecanını paylaştığımız özel sorularla dolu bir röportaj ve keyifli bir fotoğraf çekimi gerçekleştirdik.
Röportaj: İrem Orhan
Fotoğraf: Serkan Eldeleklioğlu
İrem Orhan: Şüphesiz hayatınızın en özel dönemini yaşıyorsunuz; bu duygular size neler hissettiriyor?
Sima Tarkan Başoğlu: Hayatımın çok sakin ama bir o kadar da güçlü bir dönemindeyim. Her gün değişi - yorum, çok şey öğreniyorum ve önümüzdeki günler için inanılmaz heyecanlıyım.

İ.O: Dışarıdan bakınca hamilelik sürecinizi son derece rahat ve keyifli geçirdiğinizi görüyoruz ama gerçekte de öyle mi?
S.T.B: Çok şanslıyım; rahat bir hamilelik geçiriyorum. Başlarda biraz daha yorgundum ama üçüncü aydan sonra geçti. Genel olarak çok huzurlu, keyifli ve hayatımın yavaşladığı bir dönem.
İ.O: Göz önündeki biri olarak sizin hayatınızın farklı dönemlerine tanıklık ediyoruz; her şey değişse de zarif ve naif çizginiz hiç değişmiyor. Bunun için neler söylersiniz?
S.T.B: Kendimi zorlamadan, en rahat ettiğim halimde kalıyorum. Ne sevdiğimi ve neyin beni iyi hissettirdiğini biliyorum. İçim nasıl hissediyorsa dışarıya da o yansıyor, belki de çizgimin hiç değişmemesinin sebebi bu.

İ.O: Zaman geçtikçe stiliniz de evrildi ve belki de şimdilerde en güçlü halini aldı; bu değişikliği siz nasıl yorumluyorsunuz?
S.T.B: Zamanla çok sadeleştim. Rahat, kaliteli ve zamansız parçalar tercih ediyorum. Kumaş ve konfor her şeyden önce geliyor.
İ.O: Geriye dönüp baktığınızda gardırobunuzdaki değişimi nasıl yorumlarsınız?
S.T.B: Gittikçe sadeleşen, daha rafine bir stile evrildim. Dolabım çok daha bilinçli artık.
İ.O: Stilinizin en güncel tanımı nedir?
S.T.B: Rahat, minimal ve zamansız. En önemlisi kendimi iyi hissettiren bir stil.

İ.O: Sürekli yaratıcılık gerektiren bir iş yapıyorsunuz gibi. Hal böyle olunca yaratıcılığınızı neler besliyor?
S.T.B: Her yerden ilham alıyorum. Seyahatler, mimari, fotoğraf çekmek, Pinterest... Gözü - mün gördüğü her şey bana fikir verebiliyor.
İ.O: Stil konusunda destek alıyor musunuz?
S.T.B: Tercihlerim genelde kendime ait oluyor. Bazen aileme ve arkadaşlarıma da danıştığım oluyor tabii ki.
İ.O: Hamilelik süreciyle birlikte stiliniz bundan nasıl etkilendi?
S.T.B: Dolabım ciddi küçüldü diyebilirim. Artık beni rahatsız eden hiçbir kumaşa tahammülüm yok. Rahatlığı seçiyorum.

İ.O: Dünyada en sevdiğiniz tasarımcılar kimler?
S.T.B: The Row tasarımcıları olan Ashley ve Mary Olsen, Phoebe Philo ve Matthieu Blazy benim için zamansızlığı en iyi anlatan isimler.
İ.O: Bu sezon trendlerinden en sevdikleriniz neler?
S.T.B: Bu sezon kat kat kombinler, dantel ve boho dokular en sevdiğim trendler arasında.

İ.O: Sezonda gardırobunuzun demirbaşı nedir?
S.T.B: Rahat hırkalar, iyi bir bot ve kaliteli bir kaban. Dışarı çıkarken hep bunlara yöneliyorum.
İ.O: Şu sıralar “Asla giymem” dediğiniz bir parça var mı?
S.T.B: Beni rahatsız eden hiçbir şeyi giymem; konfor benim için ilk sıradadır. Bir de sırf moda diye tarzıma uymayan ya da vücut tipime yakışmayan parçaları tercih etmiyorum.

İ.O: Bu sezonda en sık tercih ettiğiniz renkler hangileri?
S.T.B: Her zaman; beyaz, krem ve kahve tonları.
İ.O: Kendiniz için yaptığınız son alışveriş nedir?
S.T.B: Bumpsuit’ten hamilelik için çok yumuşak tayt ve tulumlar aldım. Bu dönemde en çok rahat ettiğim parçalar bunlar oluyor.