Özge Özacar ile çok özel

Genç oyuncu Özge Özacar ile özel bir fotoğraf çekimi ve röportaj yaptık

Özge Özacar ile çok özel

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu Özge Özacar için oyunculuk derin bir tutku. Şimdilerde mesleğe başlayışının sekizinci yılında ve kariyerinde sakince ilerleyerek, sağlam adımlarla yola devam ediyor; “Her daim kalbimin huzurlu, mutlu ve güvende hissedeceği hızda adımlar atmayı seçtim, çok şükür ki hayat da beni destekledi” diyor. Kariyerinde şimdiye kadar, Tatlı Küçük Yalancılar, Oyunbozan, Lise Devriyesi, Sevgili Geçmiş, Baba ve Kısmet gibi dizilerde pek çok usta oyuncuyla karşılıklı oynama fırsatı bulan Özacar, Ata Demirer ile başrolleri paylaştığı Bursa Bülbülü filmini ise kariyerinde önemli bir noktaya koyuyor ve “Kariyerimi, kesinlikle bu filmde canlandırdığım Arzu Neşe’den öncesi ve sonrası olarak ayırırım” diyor. Başarılı oyuncu ile incelikle işlediği kariyer hayatı, özenle koruduğu özel hayatının bilinmeyenleri ve gelecek planları üzerine keyifli bir sohbeti paylaştık.


Röportaj: İrem Orhan

Fotoğrafçı: Berat Soner Çapın

Styling: Eylem Yıldız

Makyaj: Ali Rıza Özdemir

Saç: Rojin Botan

Mekan: W İstanbul




Çok yeni Venedik Film Festivali’nden döndünüz, nasıldı biraz bahsetmek ister misiniz?

Şahane bir deneyimdi. Bir markanın Türkiye elçisi olarak ilk önce mayıs ayında Cannes Film Festivali’ne gitmiştim. Dünyanın dört bir yanından meslektaşlarımla biraraya gelmek, onlarla sohbet edip daha kaliteli prodüksiyonlarla vizyoner ne işler yapabiliriz tartışmak paha biçilemez bir kariyer deneyimi oldu. Çok sayıda İtalyan meslektaşlarımla, kıymetli yönetmenlerle, yapımcılarla, gazetecilerle festival vesilesiyle tanıştım. Beraber neler üretebiliriz, fikir teatisi yaptık. En kısa zamanda tekrar bir araya gelmeyi de planlıyoruz. Festivalleri de tüm meslektaşlarım için bu noktada kıymetli buluyorum. Kendi memleketimizden yola çıktığımız kariyerimizde, Cannes, Venedik gibi uluslararası festival organizasyonları, işimizi uluslararası platformlarda yapabilmeyi mümkün kılacak network’ler kurabilmeyi sağlıyor. Tabii ki bu, hayallerin getirisi olarak daha da çok çalışmayı, kendimi geliştirmeyi gerektiren sorumluluklar doğuyor fakat bunları mesleğimde başarılı olmak için motive edici buluyorum. 



Şimdiye kadar çok iyi projelerde, çok kıymetli insanlarla çalıştınız ama sanırım yıldızınızın asıl parladığı proje Ata Demirer ile oynadığınız ‘Bursa Bülbülü’ adlı film oldu. Filmde sergilediğiniz performans ile izleyiciden çok alkış aldınız. Ata Demirer ile bir araya gelişiniz nasıl oldu?

Bursa Bülbülü benim için yeri hep başka olacak bir hikaye. Seyircimizden aylar sonra hala çok güzel dönüşler alıyoruz. İlk günkü gibi taze. Ve bence yıllar boyu da bu sevgi süregelecek. Şimdi 6 Ekim’de sinema salonlarında seyircimizle yeniden buluşuyor olacağız. Yeşilçam filmlerine hayran büyümüş bir oyuncu olarak, dönem hikayesinde Ata gibi tüm Türkiye’nin sevdiği, saydığı çok kıymetli bir sanatçıyla karşılıklı oynamak öyle kıymetli ki benim için. Hem bir okul hem benzersiz bir tecrübe. Elimden gelenin en iyisini yapmak için gerçekten var gücümle çalıştım. Çok şükür ki, bu seyircimize de yansıdı ve kalplerine hepimizi aldılar. 2021 senesinde ilk olarak yönetmenimiz Hakan Algül hocamla bir araya geldik tanıştık, akabinde de Ata’yla tanışıp hazırlık sürecine başladık. Ata ile Hakan hocamla ve BKM ailesiyle çıkılacak bir yolda “Hayır” demek söz konusu bile olamazdı benim için.


Kariyerinizde şu an bulunduğunuz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Hedefe ne kadar yakın ya da uzaksınız?

Aşık Veysel’in ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ını çok severim. Hayatın tüm koşturmacası içinde bir nefeslenip, her dinlediğimde beni kendime getirir. Her yeni tecrübemden sonra tabii ki kendime daha büyük hayaller kuruyorum, yeni motivasyonlar yaratıyorum. Cannes’a bir sonraki sene daha iyi nasıl hazırlanabilirim; bir sonraki yıl üretmekten daha da mutlu olacağım nasıl bir hikayede rol almak isterim, oyuncu olarak yeni neler öğrenmek karakter skalamı genişletir mütemadiyen kafa yorduğum sorular. Ama bu hayalleri bir hedefe varmak için değil, yeni güne aynı yaşama sevinciyle başlamak için kurduğumu fark ediyorum. O yüzden hedefe ne yakın ne uzağım; tam olmam gereken yerdeyim.



Fanatik bir Fenerbahçe taraftarı olduğunuzu duyduk, nereden geliyor bu derin tutku?

16 yaşımdan beri tribünlerdeyim. Sık sık da maçlara gidip takip etmekten, o heyecanı statta tüm taraftarla birlikte yaşamaktan çok büyük keyif alıyorum. Futbol, voleybol, basketbol tüm bu branşlar benim için yaşamda spor kültürü olarak önem taşıyor. Ailemiz içinde de her zaman kıymetli olmuştur. Evimizde her daim gündemimizde futbol vardı. Koyu bir Fenerbahçe taraftarı olarak geçtiğimiz ay kulübümüz için gerçekleşen kulüp organizasyonumuzda görev almaksa benim için çok mutlu olduğum benzersiz bir deneyimdi.


Nasıl bir ailede, nasıl bir çocukluk geçirdiniz? Doğdunuz ailenin şimdiki size olan katkıları hakkında neler söylersiniz?

Çalışan bir annenin kızı olarak büyüdüğüm için erken yaşta sorumluluk almayı öğrendim diyebilirim. Ailemiz ağırlıklı kadın nüfuslu ve hepsi birbirinden emekçi, mücadeleci hayatta emek vererek başarıya ulaşmış kadınlar. Onlarla beraber büyümek, ayaklarımın yere hep sağlam basmasını sağladı. Bugün eğer tüm bu koşturmaca içinde enerjimi yüksek tutup, her sorumluluğumu dengede tutabiliyorsam onların bana çalışkanlıklarıyla örnek oluşlarındandır.


Kimsenin bilmediği ve duyunca şaşırtan bir özelliğinizi bizimle paylaşmanızı istesek...

Annemin bana hediye ettiği inci bir tesbihim var. Onunla dua etmeyi de benim için önemli zamanlarda yanımda taşımayı da çok seviyorum. Kendimi daha güvende hissettiriyor



Röportajın devamı Şamdan Plus yeni sayıda...




6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanmış aydınlatma metnimizi okumak ve sitemizde ilgili mevzuata uygun olarak kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak için lütfen tıklayınız.